
Hepinize Merhaba,
Workshop larıma katılanlar bilirler... Gruba oldukça karamsar başlayan hanımlar, günün sonunda aydınlık bir yüzle ve hayata umutla bakarak çıkarlar. Hatta öğlen tatilinde pek çoğunun dudaklarından şu cümleler dökülür: ?Seda Hanım, öyle bir anlatıyorsunuz ki, sanki evrenin yasaları 2x2=4 kadar basit ve düzmüş gibi hissediyor insan. İçimiz umutla doldu. Her şey bu kadar kolay mı??
Hayır hiç de kolay değil. Sakın yanlış anlamayın, bilinçaltınızdaki korkuları temizleyene kadar herşey zor görünecek. Ama evrenin yasalarının matematik kuralları kadar tutarlı ve net olduğunu söyleyebilirim. Bugüne kadar hiç şaşmadı. Sadece kontrolü biz insanlar için zor olan taraf, duygularımız. Duygularımızı eğitebildiğimiz zaman herşey kolay olacak.
Şimdi sıkı durun, insan duyguları da matematik gibidir. Hatta son derece matematiktir. Çünkü duygular ve inanç kalıpları, insanın aurasındaki enerjiyi oluşturur. Enerji nasıl ölçülebiliyorsa, duygular da ölçülebilir.
Size enerji vampirlerini anlatmıştım. Her insanın etrafında yumurta şeklinde kocaman bir enerji kozası vardır. Birbirimizle sosyal ilişkiye girdiğimizde, yatay olarak enerji akışı başlar. Birbirimizi besleriz ve birbirimizden besleniriz.
Genelde bize kötü ve olumsuz duygular yükleyen insanlar, enerji vampiridir. Bize suçluluk, acıma, öfke, korku yükleyebilirler. Bu duyguları küserek, sessiz kalarak, bağırarak, azarlayarak, eleştirerek, fiziksel şiddet uygulayarak, baskı yaparak yüklerler. Ya da erkeklerle aşk ilişkilerşimizde, bizden aşk, sevgi, mutluluk, ilgi, şefkat alıp aynı oranda bize bunları akıtamayan kişiler olursa, onlar da enerjimizi çalmış olurlar.
Eğer enerji alanımız küçülürse, önce nedenini anlamadığımız bir huzursuzluk ve sıkıntı yaşarız. Daha vahim durumlarda, iş yapmak istemeyiz. Hafta sonları bütün gün pijamalarla oturmak, dışarı çıkmadan depresif bir şekilde televizyon seyretmek isteriz. Eğer enerji alanımızı çok fazla çaldırırsak, günün birinde depresyona girebiliriz.
İşte o yüzden, benimle kişisel seans yapanlar bilirler; biz translar sırasında enerjimizi çalanlardan onu geri isteyebiliriz. Ve evren bize tam tamına çaldırdığımız kadarını hesaplayarak o kişiye ödeme yaptırır. Ve bu yaptırım hiç şaşmaz. Her zaman çok matematikseldir.
Bir danışanım vardı. Harika bir kadın... Gencecik yaşında, henüz üniversiteye giderken aşık olmuş. Ama ne aşk... Delikanlı da ona aşıkmış. Okul bitene kadar müthiş bir mutluluk yaşamışlar. Fakat ne yazık ki, mezun olduktan sonra evlilik kararı aldıklarında işler karışmış. Kızın ailesi delikanlıyı istememiş ve öyle oyunlar oynamışlar ki, sonunda iki genç ayrılmak zorunda kalmış. Bundan sonrası uzun yıllar yarım kalmış bir aşkın kalıntılarını taşımak olmuş. Çok acı çekmişler. Birbirlerini uzun süre unutamamışlar. Onlarınki Leyla ile Mecnun gibi, kavuşmamış bir aşkın hikayesi..
Böyle bir hayat öyküsünden elbette geriye izler kalmış. Yaralar hala taze ve bu güzek kadınla bir müddet çalışma mutluluğuna eriştim. Yıllar sonra delikanlı ile yeniden karşılaşmıştı ve inanmayacaksınız ama hala işler karışıktı. Bir türlü bir araya gelemiyorlardı.
Genç kadın ile güzel bir topraklama çalışmasına başladık. Sonuna çekim yasası çalışması eklemeyi de düşünüyordum. Gözlerini kapatıp duygularına odaklandığında, kalbinde ince bir sızı başladı. Bu sızının sebebini sorduğumda, gözlerinin önüne annesi geliverdi.
?Ne hissettiriyor annen ile olmak??
?Çok kötü?
?Kötü olan şeyi tam olarak anlatabilir misin??
?Babam annemi aldatıyor. Çok kötü. Anneme boşanmasını söylüyoruz ama bizi dinlemiyor. Boşanınca 2. Sınıf olacağını düşünüyor. Aslında bu doğru değil. Hep bizim için evli kaldığını söylüyor ama bence kendisini düşündüğü için kaldı. Çok büyük bir yük bu...?
Genç kadın ağlamaya başladı.
?Kimse beni düşünmüyor. Ne annem ne de babam... Hep benden bir yetişkin gibi davranmam beklendi. Kardeşimin sorumluluğunu bile yüklediler. Bu çok acı. Ben de ilgi ve sevgi istiyorum. Buna açım. İlgi istiyorum. Birileri de benim için savaş versin. Sevgilimi bile böyle kaybettim ben. Aşkımız için yeterince savaşmadı.?
Belli ki acı çekiyordu. İlgi ve sevgiye aç olması ve kimsenin kendisi için savaşmadığını düşündüğü için, hala sevgilisi ile kavuşamıyorlardı. Genç adam eski günlerdeki gibi gevşek davranıyordu. Oysa kadını çok seviyordu. Ama işte evrenin yasaları böyle matematikseldir. Çok kesindir ve nedenleri bellidir. Eğer bir şeye inanıyorsanız, o şey sizi gelir ve bulur. Bunun kaçarı yoktur. Öyleyse duyguyu bilinçaltından söküp çıkartabilirsek, aynı adam ilişkide farklı bir tavır takınacaktır. Hatta sevdiği kadın için savaşacaktır.
Biraz daha ilerledik. Bu kez kalbindeki sızı derinleşti.
?Sadece kalbine odaklan şimdi. Sanki, vücudunda sadece kalbin varmış, ve çok ağırmış gibi hayal edebilirsin. Diğer tüm uzuvların hafif ve yok gibi. Ama kalbin gittikçe ağırlaşıyor. Şimdi kalbine odaklan ve ta gerilere git. Bak bakalım bu duyguyu ilk kez nerede hissetmişsin.?
Genç kadın ağlamaya başladı yeniden.
?Anneme öfkeliyim.?
?Bu öfkeyi nerende taşıyorsun??
?Boğazımda ve kalbimde?
?Bak bakalım boğazına takılan sözcükler neymiş. Bir şeyler söylemek istediğini biliyorum. İyice kendini dinle. Şimdi onları ifade edebilirsin.?
Genç kadın durakladı. Lise dönemlerine gitmişti.
?Annem ağlıyor. Çok mutsuz. Babamı sevmediğini söylüyor. Hatta ondan nefret ediyor. Çünkü onu aldatıyormuş. Bunu yeni öğrenmiş gibi. Ben ondan ayrılmasını istiyorum ama ayrılmıyor.?
?Peki ona ne söylemek istersin??
?Anne dur! Ayrıl artık. İstemiyorum. Ona gününü göster. Kesin çizgini çiz. Kesin çizgi çiz! Bunu senden istiyorum. Kadın olmanın gücünü göster!?
Sordum.
?Peki annenin yapamadığı şeyler senin enerjini çalmış sanırım. Bu enerjiyi sana geri ödemesini ister misin??
Genç kadının yüzü soğuk bir ifade aldı.
?Evet istiyorum. Ama ben o enerjiyi başka türlü aldım.?
?Ne yaptın??
?Bunu erkek arkadaşıma kesin çizgi çekerek yaptım. Benim için savaşmadığını görünce ortadan yok oldum. Kesin çizgi çizdim. Onu hayatımdan kovdum. İstemiyorum seni dedim.?
Sonra hıçkırdı.
?Ama bunu yapmasaydım keşke. Meğerse arada yanlış anlamalar da olmuş. Hep annemle babamın kabahati. Beni yanılttılar.?
Hikaye hazindi. Tıpkı eski Türk filmlerine benziyordu. Sonunda kavuşamamışlardı. Ama benim dikkatimi çeken çok önemli bir detay vardı. Duyguların matematiği...
İnsan vücudu ve ruhu, muhakkak duygularını dengeye getirmek ihtiyacındadır. Öyle ki, eğer annesine öfkesi varsa, ve babasına kesin ve net bir çizgi çekmediği için annesine öfkelendiyse, gidip sevdiği adama kendisi net çizgi çekmek ister. Bu bir içgüdüdür. Hem de annesine ne kadar şiddetle öfke birikmişse, erkek arkadaşına o kadar kuvvette bir çizgi çekecektir. Yoksa eşitliğin bir tarafı diğerinden daha ağır çeker ve denge noktasından çıkar.
Yine aynı mantıkla, vampir olarak hayat enerjimizi çalan insanlardan tahsil edemediğimiz enerjinin tamamını başkalarından tahsil ederiz. Yoksa hastalanırız. Hem de fiziksel olarak... Eğer evrenden adalet isteyerek borçlarını geri ödemelerini istersek, ki bunun uzun bir yöntemi ve ritüeli var, işte o zaman başkalarından enerji çalmayı bırakır, bizzat vampirimizden bunu tahsil ederiz. Ve bunun tam olarak ölçümünü evren yapar... Orada evrene güvenmek gerekir.
Ya da eşitliği sağlayabilmek için başkalarına saldırmak yerine, topraklanabiliriz. İşte o zaman ruhumuz rahatlar. Ama topraklanma sonrasında muhakkak gerçek sebebi ortadan kaldırmalıyız. Belki de enerjimizi çalan kişiye sınır çizmeliyiz. Ancakans benzer frekansı çk o zaman enerji alanımız temizlenir.
Enerji alanımızdaki negatif frekanslar temizlendiğinde, evrenden talep ettiğimiz poziitif frekanslı olaylar hayatımıza girebilmeye başlar. Bu da basit bir matematiktir. Benzer frekans benzer frekansı çeker. Uyumsuz olanlar birbiriyle iletişim kuramaz.
Bunu nazar deymesi konusunda açıklama olarak kullanabiliriz. Sizin enerji alanınızda 1500 birimlik sevgi var diyelim. 100 birimlik kıskançlık var. 2000 birimlik şefkat var. Ve kötü niyetli birisi sizi kıskanıyor. 100 birimlik bir negatif enerji sizin alanınıza doğru yola çıkıyor. Benzer frekans varsa, irbirini çekiyor, yani 100 birimlik kıskançlık sizin bilinçaltınızda mevcutsa, o kişinin nazarı size değer ve hatta fiziksel zarar bile verebilir. Ama eğer sizin bilinçaltınızdan yetersizlik ve değersizlik korkusu temizlenmişse ve frekans alanınızda artık 100 birimlik kıskançlık uçup gitmişse, yine kötü niyetli kişinin 100 birimlik kıskançlığı sizin alanınıza gelir, ama benzerini bulamadığı için alanınıza giremez ve bumerang etkisiyle, sahibine geri döner. Böylece sahibine zarar verir. Siz korunmuş olursunuz. Bunlar hep matematiktir.
Büyünün etki edememesi, nazar deyememesi için sıkı bir temizlik yapmalı, olumsuz duygularımızı ve yargılarımızı bilinçaltımızdan çıkartıp atmalıyız.
Hepinize pozitif bir enerji alanı diliyorum.
Sevgilerimle
Seda Diker