Haberler
MATRİXLİ ANNELERİN MATRİXLİ ÇOCUKLARI ...


Uz un süre çalıştığım bir danışanım annesi ile kurmayı başardığı sevgi bağını kaleme almış. Kıyamadım ve yayınlamak istedim. Sonunda onu affettiğini söylüyor. Terapi sırasında ondan asla ve asla annesini affetmesini istemedim. Çünkü bu yanlıştı. Biz sadece duyguları çalışırız ve af kendiliğinden, bünyeniz hazır olduğunda gelir.

Sevgilerimle...

Seda Diker

MATRIXLİ ANNELERİN MATRIXLI ÇOCUKLARI (Annem ve Ben)

 

Dillere destan yaramaz bir çocukluk geçirdim:)  Böyle çozemediğim oyuncakların üstüne çıkar  kırar, büfeleri boşaltıp içine girer saklanırdım.En sevdiğim de uzun ışıltılı şallara sarınıp Ajda Pekkan gibi şarkı söylemekti avazım çıktığı kadar.. Hür doğdum Hür yaşarım Kime ne Kime Ne !! (Şimdi çakıyorum neden bayılırmışım  bu şarkıya.).

Pek severdim şarkıcı oyunu oynamayı... İştahsızdım ve de huysuz .Annem zorla yedirirdi.Yaşıtlarından geri kalacak çocuğum tasasıyla aç mıyım tok muyum pek dinlemezdi.Ben de ağzını açık bulduğum  oyuncak bebeğime tıkıştırırdım yemekleri aynen annem gibi. En sonunda kokudan anlaşılırdı  bebeğimin dramı.(ya da dramımız mı demeliyim:))Üç  yaşına kadar kendi dilimi konuşmuş ,reddetmişim anne dilini.Doktora götürmek istemişler korkarak. Yoksa kızımızda bir problem mi var diye...  Ayrıca sonsuz ağlamalarım inatçılığım ile çevremdekilere illallah dedirttirmişim. Annem ben doğduktan sonra günlere gezmelere çağrılmaz olmuş. .Gittiğimiz günlerde sevdiğim ve beğendiğim ne varsa cebe de indirirmişim el çabukluğuyla? Hatırlıyorum yağmurlu günlerde bulduğum solucanları elimde çekiçle  bir guzel kesip biçer hala ölmeyişlerini şaşkınlıkla seyrederdim..Ben çamurdan kap kacak yapardım.Çamur itiraz etmezdi buna.Sessiz kalırdı, hep ne istiyorsam o olurdu ellerimin arasında..Annem ise benimkisi gibi  küçük elleriyle (kendisi ufak tefek bir kadın tanrıçadır bunu bilmese de)  ısrarla hayalindeki mükemmel insanı benden yaratma oyunu peşindeydi?.

 O zamanlar umarsız cesaretimle dolaşır hoplar ve zıplardım.  Sokak benim aşkımdı. Annem sokağı  balkona taşıyarak kendince beni güvenlikli alanına çekmeye uğraştıysa da nafile. Ben hep sokak kızı oldum.Ondan gizlice öç olmak ister gibi. Diktiği kir- kip, ütülü kıyafetler içinde bana ait olan tek şey yaralı bereli yüzüm ya da bacaklarım olurdu. Mersine ve tersine giden yolların iki ayrı insanıydık onunla.O  zarif  uyumlu sınırları ve kuralları olan bir hanımefendi.. Ben ise asi ve inatçı bir serseri.    

Annem diye demiyorum becerikli bir kadındır kendisi..  Hani eline aletleri verseniz (hoş vermeseniz de olur o bulur bir çaresini) nerdeyse bir uçak yapacak kadar mahirdir..Lakin O bu dikkatinin tümünü bana adadığı bir hayatı  yaşamayı  tercih etmiştir.. (Tahmin edeceğiniz gibi böyle bir anne kız olmanın arkasında  hem onun hem de benim için ciddi bir özgürleşme planı yattığını ben yeni görmekteyim.).

 

Evet annem hayat enerjisini bana adıyordu günden güne Sevgisi aşkı ilgisi merkez noktası dayanağı bendim.Okuduğu dinlediği aldığı nefes biricik kızı içindi.Herşeyi benim için yaptığına inandırmıştı kendini.Sevgili Anneler bilin ki çocuklar bunu o zamanlar işitmiyorlar belki.  Sadece derinden bir damga gibi hissediyorlar.Çocuk alnındaki, bu duygu damgası öyle bir sorumluluk veriyor ki?Hayata uyanmadıkça ne nefes  ne de ışık bırakıyor.(Ben de aynen öyle oldu)Anlaşma x: Annemi mutlu ederek ona layık bir hayat yaşarsam iyi kız olurum.Bu duygu; başkalarını memnun eder kendim olmaktan vazgeçersem sevilirime uygun davranışlara bırakmıştı kendini .

 

Okul yıllarında ödevlerim onun onayından geçerdi.Defter kenarı süslerim,yazılarım ve resimlerim bak öyle değil canım şöyle daha güzel olur diyerek eline aldığı kalemlerle çıkardığı sanat eserleriyle doludur. Hatta  yıllar sonra ona ait olduğunu yeni fark ettiğim ??Dünya Evimizdir??diye ödüllü bir şiiri bile var.Annem bütün bunları benim mükemmel bir çocuk olmam adına yapıyordu kusursuz bir azimle..(Bu arada şiir gerçekten güzel )

 

 Artık o kadar alışmıştım ki kolaycılığa ve onaya  ne yaparsam ben de beğenmiyordum.Eski acar, cesaretli ve yaramaz kız, yerini sessiz öte git dense ağlayan mahçup bir kalbe bırakmıştı. Sınıfta  parmak kaldıramazdım ilk yıllar.Biliyor ama söylemeye cesaret edemiyordum. Ya daha doğrusunu bilen olursa.!. Ya yeterince iyi değilsem !. Ya beni o zaman sevmezlerse! Bütün adımlarım korku çemberinden geçercesine ürkek bir tavşan hissiyle geçti..Hayatımı güvende sürdürebilmek için çocukluktan aldığım karar aynen şuydu : Ben bir şey beceremiyorum ve annemde bunu biliyordu. .Zaten annemin  her zaman  söyleyecek bir şeyi vardı. Ya vurgulamam  eksikti ya da yazdığım dize de kafiye yoktu ya da başka bir şey. Patates öyle değil böyle soyulurdu o rengin üstüne bu renk giyilmezdi. :)

 

Masallardaki üvey anne formatına tıpatıp uyuyor dimi. Oysa erginleşmem ,bağımsızlaşmam için en uygun araçları sunmuş güzel annecim bana?.

Daha iyi ve akıllı (neye ve kime göre iyi ???  o zamanlar sormadığım bir soruydu.)olmam için aramızda yapılan gizli  anlaşmalarla doluydu ilişkimiz. O da farkında değildiki bunun..   Evet bu anlaşmaları o zaman ben de kabul ettim. Uyamadığım zamanlarda da suçluluk duygusunun içimi yakıp kavurmasına yine ben izin verdim itiraf ediyorum.Bu da anlaşmamızın bir parçasıydı ne de olsa.

Hayatım seçtiğim  gerçekliğe uygun bir planda kusursuzlukla gidiyordu. Ortaokulda da bu boyle devam etti. Ezber derslerinde süperdim orada her şey rahattı nasıl olsa BENi katmadığım için tehlike yoktu. İş yaratma derslerine gelince yaptığım işlerde muhakkak bir kusur bulurdum ve bulunurdu. Ne yaparsam yapayım ben beceriksizdim işte. Bunu yıllarca kabullendim ve sahiplendim. Ah şu kontratlar!!!

 

Yıllar sonra güvenlik duygumu sağlayan anne onayı (aklımca bağımsızlaşmıştım)artık yerini arkadaşların takdirine bırakmıştı ve ben artık  sıkı bir eleştirmen olmuştum. Kendime güvenebilmenin yolu olarak başkalarını eleştirmek ve değiştirmeyi seçtim.Bu sefer kendi hayatımda annem rolünü ben oynamaya başladım.Kendi dışımdaki hayatların sorumluluğun alacak kadar kör bir kaçak.. Kendi içimde tanrıya oynuyordum hem de tanrıya inanmadan.E dolayısıyla kendime de inanmıyordum. Mükemmel olamadığım içinde utanıyor ve katı bir mahkemede yargılıyordum kendimi.Kendime ya dibine kadar acıyordum  ya da kendimi acayip beğeniyordum. Denge hak getire!!!

 

Uzun  yola çıkmadan önce temiz  don ve atlet giymemi, evimi  düzenli  bırakmamı salık veren bir anneydi bu.O da kendi annesinden almıştı öz bilgisini.(matrixli bütün anneler gibi).Kontrol ve mükemmellik arzusu ölümde bile çalışıyor seçerseniz görüldüğü üzere?. Anlaşma x ; Değerin ve önemin başkalarının senin için ne düşündüğüne bağlıdır. Bu madde de listemde kabul  gördü sessizce.

 

 Upuzun yıllar Hansel ve Gratel?in(pek sevdiğim bir masaldır kendisi) evlerini bulma hevesiyle bıraktıkları ekmek kırıntısı ,çakıl taşı gibi işaretlerden bile yoksun   evimden tümüyle bağlantılarım kopuk ve yabancı kaldım kendime. Kadınlarla ilgili  kitaplar okuyor eğitimler alıyor söyleşilere eylemlere katılıyordum. Bişey eksikti ne olduğunu çıkaramıyordum. Ve uzun zaman ??ee okuyunca ne oluyor ki ne değişiyor?? diye veryansın ettiğim yıllar eşlik etti yorgun düşüncelerime....Ne hayatını  bana adayan ve kendinden vazgeçen  annem  ne de ben  mutluyduk.. İkimizde evsizdik,Korkuyorduk.Ve hiç arzu etmesem de birbirimize çok benziyorduk.

 

Sonrasında tahmin edebileceğiniz gibi Seda Diker  ile tanışmam ve workshop ve seanslar...Onun ofisinden her çıkışımda yaşadığım aymalar?

 Şimdiiiii  anlaşmaları bozmak korkuları salıvermek bölümündeyim... İçimde yıldız tozları kıpır kıpır zamanıdır diyorlar Hande.:)

 

Bilirsiniz  Masalda sonunda cadı kraliçe bakar aynaya amanın bir de ne görsün ondan daha tatlısı ve güzeli varmış. Varlığı tehlikede!. Hemen öldürün! emrini verir hizmetkarlarına?Kraliçe ne cesaretliymiş diye düşünüyorum şimdi. Aynaya bakmış sorusunu sormuş cevabını almış kendince eyleme geçmiş. O korkusunu öldürme hevesiyle ilk adımını atmış masalda. Sıra bende hissediyorum?

 İşte yeni masalımı yazıyorum :Aynaya bakıyorum ooo neler yok ki içimde   cin,  peri, ürkek tavşan, rüzgarlı at, bilge cadı, kıskanç kraliçe,  küllerinkedisi,  yiyici cüceler, kudretli prens ,korkuların  elması..Ölüm ve hayat vahşi ormanımda  harbi kol geziyor?İçimdeki karases ??aman avcı vurma beni ben gönülden ay balam yaralıyam?? türküsünü  mırıldanıyor.Tamam diyorum şefkatle sen türkünü söyle hem dinlerim seni hem de alırım kanatlarımın arasına seninle uçarım icabında?.

 

12 yıllık eğitimciyim. Öğrencileri gözlediğimde her birinde benden öyle hikayeler var ki.Korkunun bulaşıcılığını bizzat kendi hayatımda yeterince deneyimlemiş olmamın bir  anlamı olmalı diyor içimdeki cadı ses. Haklısın diyorum ona. Peki şimdi ne yapacaksın diye soruyor meraklı cüce ?  Salmayı, özgür bırakmayı  göster onlara diyor başımın üstünde oturan bilge kaplumbağa? Ya yapamazsan diyor tavşan ne olacak o zaman !!!  O halinle de seni çooooook seviyorum diyor şefkatli anne sesi?

 

Beni  bana arattıran Seda Kutsal Dişisi seviyorum seni. Bilge sade ve etkili bir rehber olarak hayatıma iyi ki girdin. Senden gelen şifalara kollarım hep açık olsun !Ve dilerim benden de hayırlıysa eğer korkularımdan temizlendikçe şifalar aksın dört bir yanıma.

 

Ve Annem olmayı seçen tatlı kadına , sizlere

 en derin sevgilerimle?.

 

H.Ç.F.

 

 



11.03.2010

<< Geri
© Copyright 2009, Lotus Kadınlar Klübü
Bize ulaşın: Tel: 0216 386 17 60 - 0537 863 00 03 info@lotuskadinlarklubu.com


ANASAYFA      |     AŞK VE İLİŞKİLER     |     KISIRLIK ve ALTERNATİF TIP     |     BİLİNÇALTI VE ŞİFA     |     KANSER VE BİLİNÇALTI     |     HİPNOZLA ZAYIFLAYIN     |     KUANTUM BİLGİLERİ     |     CİNSELLİK VE TANTRA     |     AŞK VE BİLİNÇALTI     |     PARA VE BİLİNÇALTI     |     ÇOCUKLARDA ÖZGÜVEN     |     ÇEKİM YASASI     |     ANTI AGİNG     |     SEDEF SAVAŞ HAKKINDA


Tasarım ve Kodlama: Maya Interactive