|
| Forum |
Başlıklar |
Mesajlar |
Son Mesaj |
 |
SORULARINIZ
Bu platformda, DİŞİLİK, İLİŞKİYİ AŞKA PROGRAMLAMAK VE TANTRA ile ilgili work shop larımıza katılan arkadaşlar, gerçek hayattaki uygulamalarını birbirleriyle paylaşacaklar. Gerekli durumlarda, ben de yanıtlamaya çalışacağım.
|
2 |
4 |
Pts Eyl 15, 2008 1:24 pm admin  |
 |
DENEYİMLERİNİZ
Bu platformda, başarı ya da başarısızlık öykülerinizi paylaşabilirsiniz. Uygulamaları ne kadar çok kişiye ulaştırabilirseniz, ne kadr çok kişi okuyabilirse, o kadar yararlı olacaktır. Ben de yorumlarımla ara sıra sizlere katılacağım.
|
6 |
38 |
Cmt Arl 06, 2008 10:41 pm admin  |
 |
AŞK OKULU KATILIMCILARINDAN YORUM VE SONUÇLAR
Bu panelde, İkili İlişkiler Workshopuma katılan ve aldığı başarılı sonuçları bizimle paylaşmak isteyen hanımların öykülerini bulacaksınız.
|
2 |
2 |
Pzr Arl 28, 2008 2:53 pm admin  |
| Forum |
Başlıklar |
Mesajlar |
Son Mesaj |
 |
DİĞER ANALİZLER
Bu platformda, sizlerden gelen bilinçaltı analiz taleplerini isim vermeden, gizlilik koşullarına uyarak yayınlayacağım.
Sevgilerimle
|
7 |
14 |
Pzr Arl 07, 2008 10:09 pm admin  |
 |
Yaşı : 21 Medeni Hali : bekar
Yayınlanmasını İstiyormusunuz? Evet Mesaj: ben çok içe dönük die tanımlanırdım çevremdekiler tarafından.arkadaşlarım beni çok çok çok ezdi.sürekli beynimde tekrarlandı kötü anılar.bilinçaltım afedersiniz ama bombok.acılar içinde kıvranırken hep gizledim kendimi.saçmaladım ve öldüm.delirdim.rahat mıyım rahatsız mı bilemedim hiç.tarzım yok oldu.hep aşağılandım.dalga geçildim.ezildim.anlayamadı gerçekleri.bazen bi anda tersine döndü dünyam.okuma hakkım,eğitim hakkım bile engellendi sanki.ses ıkaramadım.aileme kjustum birikmiş öfkeyi ve kendime püskürttüm.acıdı ruhum.yandım.insanlar köpekti.itti.ve beni parçalayıp yediler.ezile ezşle bittim sanki.değiştim.belki de değişemedim.bilemem.beynim acıo.akrabalarım korkunç ürkütücü.acıttılar içim sıktılar.bittim.tükendim.saçmaladım.yaşamsal süreçlerim tükendi.inandıklarım benden büyük müydü yoksa.her şeyin bedeli var.
------------------------------------------
Sevgili Ebruli,
Yazınıza baktığımda, en belirgin kök korkunuzun değersizlik duygusu olduğunu görüyorum. Değersizlik duygusu pek çok kişide az veya çok bulunur. Üstelik bu duygu, her alanda farklı seviyelerde olur. Örneğin ikili ilişkilerde bir kadın olarak kendinizi değersiz hissederken, iş hayatınızda kendinizi çok değerli bir eleman olarak hissedebilirsiniz.
Hayatınızın pek çok alanında, sıkıntınızı insanlara ifade edemediğiniz için, bu duygularınız içinizde sıkışmış durumda. O duyguları dışarı çıkartmanız, sisteminizden atmanız gerekecek. Bunu kendi kendinize bir defter tutarak, ve içinizi o deftere dökerek biraz olsun giderebilirsiniz. Daha sonra yazdıklarınızı okuyun ve içinde kendinizce önem verdiğiniz satırların altını çizin. O satırlarda, değersizlik duygunuzun, bilinçaltınıza yazmış olduğu inanç kalıplarını bulacaksınız. Örneğin bana yolladığınız kısa yazıdaki "Her şeyin bir bedeli var" cümlesi, bu kalıplardan bir tanesi. Kimsenin size karşılıksız bir şey vermeyeceğini düşünüyor olabilirsiniz. Ama bu inancınız kökleşmişse, o zaman gerçekten hayatınıza, size vermeyen hep sizden almaya çalışan kişileri çekersiniz.
Öfke içinizde birikir ve sonunda bu öfkeyi kendinize yöneltirsiniz. Asıl ürkütücü olan, kişinin kendisine duyduğu öfkedir, unutmayın. Çünkü öncelikle kendisini affetmekle işe başlamalıdır ve bu da hiç kolay bir şey değildir.
Sizin, tekrarlayan defalar yazı yazarak kalıplarınızı bulmanı, daha sonra bu kalıpların sizde yarattığı duyguya bakmanız gerekir. Ve bu duyguyu teşhis ettikten sonra bir regresyon seansıyla değersizliğin içinize nasıl yerleştiğini, duygunun kökenini bulmalısınız. Ve daha sonra pekiştirme seansları ile doğru duyguyu yerleştirip, hayatınıza adapte etmelisiniz.
Sevgilerimle
|
0 |
0 |
Mesaj Yok |
| Forum |
Başlıklar |
Mesajlar |
Son Mesaj |
 |
"UNUTAMIYORUM" BİR REGRESYON HİKAYESİ
“Unutamıyorum Seda Hanım. Onu yine görmeye gittim. Bana bu kadar kötü davranmasına rağmen neden hala beni aradığında ona koştuğumu bilmiyorum. Adeta kendime işkence yapar gibiyim. Onunla uzun süre görüşmüyorum. Sonra zayıf bir anımda güzel günlerimizi hatırlıyorum ve yeniden onu sevdiğimi düşünüyorum.
Oysa ben işimde son derece başarılı bir yöneticiyim. Mantığım ne yapmam gerektiğini çok iyi biliyor. Öyleyse neden hala kendime acı çektiriyorum ki? Benimle birlikte hayatında başka kadınların olduğunu da biliyorum. Lütfen bana yardımcı olun.”
1.70 boylarında, son derece zarif ve güzel genç bir hanımdan bahsediyorum. Tertemiz bir kalbi var ve bu erkeği sevdiğini düşünüyor. Oysa biliyor musunuz? Sevgi, karşılıksız olamaz. KOLUŞSUZ olabilir ama KARŞILIKSIZ asla olamaz. Tek taraflı büyüyemez. Platonik aşk dediğimiz duygu bile bir çeşit takıntıdır. Belli bir umut içerir, umudun mantıklı olup olmadığı ise önemli değildir. Çünkü kişi, duygusal bir boşluğu doldurmak ihtiyacındadır.
Oysa gerçek sevgi ajandasızdır. Sessizdir. Kontrol içgüdüsü içermez. Koşulsuzdur, yani sevdiğimizi değiştirmeye çalışmaz onu olduğu gibi kabul ederiz. Ama…
Ama…Kendimizi daha çok sevmeliyiz. Onu olduğu gibi kabul etsek bile, bize acı verdiği, zarar verdiği noktada onu hayatımızdan uzak tutmalıyız. Karşılığı varsa, ve bizi duygusal olarak zihinsel olarak, bedensel olarak doyurabiliyorsa, o zaman bu sevgi katlanarak büyür. Birbirimizi karşılıklı olarak besleyemiyorsak, küçülür gider.
Geriye bağımlılık kalır…Yani sevgi sandığımız duygunun aslında gerçek yüzü…
Bu güzel hanımı Regresyon Seansına almaya karar verdim ve gevşeterek teta konumuna indirdim. Bu konumda bilincinizi kaybetmezsiniz, mantığınız yerindedir, koltukta benim karşımda oturduğunuzu bilirsiniz. Benim sorduğum sorulara cevap verebilirsiniz, hatta bazı cevapları kendinize saklayabilirsiniz. Ama yine de, çok çok eskileri bebeklik anılarınız hatta varsa bir geçmiş yaşam öykünüzü, dün yediğiniz yemeği hatırlar gibi, hatırlayabilirsiniz.
Önemli olan, değiştiremediğiniz duygu ve korkularınızı kendi mantığınızla iletişim haline getirerek, yeniden çerçevelendirmektir.
Genç kadın artık benim sorularıma hazırdı. İlk önce şikayetçi olduğu BOŞLUK ve ÇARESİZLİK hislerine odaklandı. Ve bu duyguları en son hissettiği ana döndü. Bana anlatmaya başladı.
“Doktordayım..Onun bebeğine hamile kaldığımı öğrendim. Ama henüz evli değiliz. Çok korkuyorum. Telefonla onu aradım. Bana son derece ilgisiz davrandı. Hatta bu problemi halletmemi öğütledi. Çok kırıldım.”
Ağlamaya başladı. Göz yaşları sanki o günkü gibi yanaklarından süzülüyordu.
“Bu durum sana neler hissettirdi?”
“YALNIZLIK. Kocaman bir boşluk. Sevilmeme duygusu.”
“Kaç yaşındasın bu haberi aldığında?”
“23”
“Daha sonra neler oldu?”
“Gidip aldırdım. Benim yanımda bile olmadı. Tek başıma hallettim. Hayatımda ilk kez bir jinekoloğa gidiyordum üstelik.”
“Tamam canım. Yalnızlık ve boşluk duygularını vücudunun neresinde hissediyorsun?”
“Kalbimde”
“Öyleyse kalbindeki o duyguya odaklan. Birazdan 1 den 5 e kadar sayacağım ve saydığım her sayıyla birlikte o duygular 2 misli kuvvetlenecek.”
Ve saymaya başladım. Daha sonra yine aynı duyguyu hayatı boyunca ilk kez duyduğu anda yönelttim. İlginç bir şekilde hayatı boyunca başka bir anı hatırlayamadı. Devam ettim.
“Şimdi 10 basamaklı bir merdivenin en tepesinde hayal et kendini. 10 dan 1 e doğru geriye doğru sayacağım ve saydığım her sayıyla birlikte 1 basamak aşağı ineceksin. Hazı mısın?”
Ve inmeye başladı. Daha sonra kendisini kalbindeki kötü hisler ve korkuların ilk kez bilinçaltına yerleştiği ana gitmesini tembihledim. Biraz sonra detaylar gelmeye başladı.
“Bulunduğun yer neresi?”
“Bir yeşil alan. Bomboş. Bahçe ya da orman değil.”
“Burada neden bulunduğunu biliyor musun?”
“Hayır. Sanırım bir sebebi yok.”
“Bak bakalım ayakkabıların nasıl?”
“Ayaklarım çıplak. Üzerimde çok eski, kötü kıyafetler var.”
“Etrafta başka kimler var?”
“Benden başka kimse yok.”
“Dikkatini çeken herhangi bir şey var mı?”
“Evet. İlerde bir kulübe gördüm. Ama içi yıkık dökük gibi. Sanki terk edilmiş gibi.”
“Sen bu kulübede mi yaşıyorsun?”
“Hayır. Burada kimse yok.”
“Girip içeriyi bir araştır bakalım neler var. Eşyaları bana tarif et.”
“Eşyalar çok eski. Hatta tozlu ve bazı yerleri örümcek ağları kaplamış. Çok sıkıntılıyım buradan çıkmak istiyorum.”
“Tamam canım, çıkabilirsin. Burada olmak sana tam olarak ne hissettiriyor?”
“YALNIZLIK”
Ve ağlamaya başlıyor. Göz yaşları tamamen dinene kadar ağlamasına izin veriyorum. Sonunda rahatlayarak duraklıyor. Derin bir nefes aldırıyorum. Ve devam ediyoruz.
“Ailen var mı?”
“Hayır yok. Ben yapayalnızım. Ama kimse beni istemiyor. Ben de bu hayatı tercih etmişim.”
“Bu hayatı tercih etmenin sebebinşi söyleyebilir misin?”
Önce bilmediğini, düşündü ama sonra onu zamanda geriye götürerek bu hayattaki en öneli, en çok iz bırakan ana gitmesini söyledim. Yeniden ağlamaya başladı.
“Sevdiğim adam ölmüş. Nişanlımdı o benim. Çok acı çekiyorum”
“Tamam canım, ş,md, yeniden zamanda ilerle, ölüm acısının hafiflediği ana git.”
Biraz rahatlayarak devam etti.
“Ben nişanlım öldükten sonra yaşama tutunamamışım. Kendimi tamamen bırakmışım. Hatta bana yarı deli gözüyle bakıyorlar. Bu doğru olabilir. Belki de çıldırdım sonunda. Aklımı yitirdim. Çünkü kendimi insanlardan soyutladım. Hep kaçtım. Başka biriyle mutlu olamayacağımı düşünüyorum.”
“Kaç yaşında öldüğünü hatırlıyor musun? Ölüm anına giderek bunu bana söyleyebilirsin.”
“Evet. 50 yaşlarımda ölmüşüm. Hasta bile değilim ama aklım yerinde değil. Bir yerde yatıyor bedenim”
“Bedeninden ayrılıp ruhunun hafiflediği ana git şimdi. Ve ışığı bul.”
“Evet buldum.”
“Peki şimdi bana bu hayata bakarak, öğrenmen gereken şeyin ne olduğunu söyleyebilir misin?”
“Hayata bağlanmak. Ölenin ardından ölmemek. “
“Bu dersi başarabilmiş misin?”
“Hayır”
“Peki o yaşamdaki olaylarla şimdiki hayatındaki şikayetlerinin bağlantısını kurar mısın?”
“Evet. Sevdiğimi zannettiğim kişiyi aslında sevmiyorum. Sadece ayrılırsam yalnız kalacağımdan korkuyorum. Ve eski hayatımda çok özgürüm. Aşırı özgürlük aklımı yitirmeme sebep olmuş. Hayatımda kimseye bağlanamayınca yapayalnız kalmışım. Ve eğer bu adamdan ayrılırsam, aklımı yitireceğimden, aşırı özgür kalacağımdan korkuyorum.”
“Hepsi bu kadar mı?”
“Yok. Bir şey daha var. Bu hayatımda ailem çok sıkı. Beni özgür bırakmıyorlar ama ben özgürlüğüme aşırı düşkünüm. Bu bana acı veriyor. Ama sanırım, bunu özellikle seçmişim. Çünkü aşırı özgür kaldığımda da yalnızlık ve aklımı yitirme yoluna gitmişim.”
“Peki bak bakalım, bütün keşfettiğin şeyleri değiştirmek için ne yapman lazım?”
“Geriye dönüp o kadının yalnız kalmadığını söylemem lazım.”
“Peki o zaman. Hala ayrılıktan korkuyor musun?”
“Sanırım hayır.”
“Seni sevmeyen, sana acı çektiren bu adamı bırakırsan korkacak mısın?”
“Hayır. Bu kez korkmayacağım.”
“Bunu nasıl başaracaksın?”
“Çünkü aklımı yitirmeyeceğim.”
“Yalnızlığı seçmezsen, senin kaderin olmaz. Bunu unutma. Yalnızlığı tercih etmediğin müddetçe hayatına çok daha iyi, seni sevecek bir erkeği çekebilirsin. Bunu görebiliyor musun?”
Bu kez sevinç göz yaşları vardı.
“Evet artık görüyorum.”
“Buna hazır mısın?”
“Evet hazırım”
“Peki seni tekrar çağırdığında yine gidecek misin?”
“Hayır hiç zannetmiyorum.”
Ve seansımızı bitirdiğimizde, genç kadın çok rahatlamış, adeta yüzü aydınlanmıştı. Biraz yorgundu hepsi o kadar. Aslında sorunun gerçek kökenine inildiğinde, bağımlılık duygusunun yarısı gidiveriyor. Bundan sonraki seanslarımızda, başka ve daha iyi bir partner bulabileceğine ve ne kadar değerli olduğuna dair pekiştirme senasları yapacağız. Bu duyguları bilinçaltına yerleştireceğiz.
“Bu gece erkence yat ve güzelce dinlen. Yarın sabah uyandığında kendini çok daha enerjik, mutlu ve huzurlu hissedeceksin.”
Ve gerçekten de ertesi gün telefonda konuştuk. Öğlene kadar uyuduğunu, ama kendisini çok iyi hissettiğini söyledi.
Sizlerle paylaşmak için kendisinden izin aldım.
Sevgilerimle
|
0 |
0 |
Mesaj Yok |
 |
KİLO VERMEK İSTİYORUM
Belki de pek çok kez rejim yapıp kilo verdiniz ama bir süre sonra yeniden kilo aldınız. Her diyet programında biraz daha zorlandınız...
Peki hiç kilonuz ile bilinçaltınızın ilişkisini fark ettiniz mi? Hangi duygusal boişluğu doldurmaya çalıştığınızı bulmak istediniz mi?
En önemlisi, bu duygusal boşluğu, olumlu duygularla, kendinizle doldurabileceğinizi biliyor muydunuz?
|
2 |
3 |
Cmt Eyl 06, 2008 3:12 pm agartha  |
 |
DAHA FAZLA PARA İSTİYORUM
Bu panelde, para sorunu yaşayan, hayatına daha fazla bolluk ve bereketi çekmek isteyenler ile yaptığım çalışma örneklerini sizlerle paylaşacağım.
|
1 |
2 |
Pts Eyl 08, 2008 12:07 pm agartha  |
 |
AŞK VE İLİŞKİLER
Yeni çağ ile birlikte ilişkiler de değişikliğe uğruyor. Dünyada herşeyin kutuplaşması gibi, ilişkilerde de iki farklı yöne doğru gidiyoruz. Bir kısım, iyiden iyiye kokuşmuş, yalanlarla dolu, cinsellik ağırlıklı ilişkilere gömülürken, küçük bir grup, aşktan da üstün, mükemmel bir ilişki türünü deneyimlemeye başladı bile...
|
3 |
7 |
Cum Ekm 10, 2008 10:40 pm admin  |
| Forum |
Başlıklar |
Mesajlar |
Son Mesaj |
 |
ÇİÇEK DÜRBÜNÜ
Çiçek Dürbünü , yaşamda bakış açısını değiştirmenin pozitif etkisini, her türlü problemi çözebileceğini bazen kendi deneyimleri bazen de çevresindeki örnek hikayelerle sizlerle paylaşacak
|
1 |
2 |
Cmt Eyl 06, 2008 3:03 pm agartha  |
| Forum |
Başlıklar |
Mesajlar |
Son Mesaj |
 |
YAĞMUR ŞİVAN
Aşk, dişilik, ikili ilişkiler, cinsellik, para ve bolluk gibi konularda birlikte çalıştığım danışanlarımdan YAĞMUR ŞİVAN sizlerle kendi seans deneyimlerini, hayatındaki mucizeleri, değişiklikleri paylaşacak
|
1 |
1 |
Prş Nis 24, 2008 2:46 pm admin  |
| Forum |
Başlıklar |
Mesajlar |
Son Mesaj |
 |
ALPER ERZE Senarist
Bir süre öncesinde, benim için deprem sayılabilecek gelişmeler yaşadım hayatımda. Yaşadıklarım herkesin başına gelebilecek sıradan şeylerdi belki ama benim hayatımda bir seçim yapmama sebep oldu. Ya bildiğim, inandığım hayatı yaşayacaktım ya da gerçekleri görüp değişecektim. Yaşarken insan böyle bir seçimin eşiğinde olduğunu fark edemiyor. O derece bilinçli olsanız zaten hiçbir şey dengenizi bu denli alt üst edemez, ama ben altüst oldum. Uzun bir süre neyin ne olduğunu bilemeden, bildiği doğruları kaybetmiş bir şekilde, yerine ne koyacağımı arayarak dolaştım. Psikolog, psikiatr yardımı aldım. Konuştum, konuştum, konuştum, ne ben derdimi anlatabildim ne de kimsenin bana özel bir çaresi vardı. Birkaç ay önce tesadüf eseri tanıştım Seda Hanımla, bir arkadaşım vasıtasıyla.ççNeden bahsettiğimi, ne hissettiğimi, ne yaşadığımı, ancak benzeri şeyleri yaşamış bir insanın yapabileceği kadar hızlı anladı. Özellikle aklımın ne kadar karışık olduğunun farkındaydı. Dinledi, paylaştı. Bana şunu yap bunu düşün demedi., yaşadıklarımın ne olduğunu, bunu nasıl kabulleneceğimi, hayatımı bu değişimlerden sonra nasıl kuracağımı konuştuk. Başka profesyonellerin yanında gergin ve savunmacı bir halim varken, Seda Hanım’ın yanında rahattım. Onun bana ‘hastaymışım’ gibi değil de kafası karışmış bir arkadaşıymışım gibi yaklaşması kendimle, ailemle, hayatla yüzleşmemi sağladı. Her geçen gün de daha farklı hissediyorum kendimi. Onun hayata ve insanın yapabileceklerine olan inancı, desteği sayesinde ben de artık hayata daha keyifli ve sakin bakabiliyorum.
Teşekkür ederim. Alper ErzeSenarist
|
1 |
1 |
Çrş Tem 16, 2008 11:42 am admin  |
 |
DAMLA GERÇEKER
GERÇEKTEN EĞLENMEYE VE KAHKAYA HAZIRMISINIZ, YOKSA KÜÇÜK EMRAH FİLMLERİNDEKİ ACI DOLU KARAKTER OLARAK MI HAYATINIZI TAMAMLAYACAKSINIZ????
Kuantumun başarısı mı, Seda’nın sihirli değneği mi, yoksa Allah’ın bir lütfumu diye sormuyorum çünkü hepsinin birleşiminin, bana Seda’nın elleriyle hap gibi hazır halde verilip, armut piş ağzıma düş hali gibi bişeydir bu. Bu mu nedir? E benim şimdiki hayatım J)))))
Yaklaşık 1 senelik bir çalışmanın sonunda kendimi de seviyorum, sizi de seviyorum , erkekleri de seviyorum, kadınlığımı da seviyorum hatta ona hayranım , işimi de seviyorum, yani herşeyi seviyorum ve çooooooook eğleniyorum.
Eskiden mucize dediğim olaylar, şimdi günlük hayatımın büyük bir bölümünü kaplıyor. Herşey istediğim hızla, istediğim şekilde , kahkaha ve eğlence ile oluyor. Eşzamanlılıkları farkına vardıkça çoğalıyorlar, tıpkı çevremde bana yardım etmek için el pence divan duran insanlar gibi yada melekler mi desem???
Bu ne güzel bir hayattır ya? Bu nasıl bir cennettir ki insan kendine sormadan duramıyor. Eh ama 33 senenin, belki de 133 senenin sonunda ve sıkı ama çok eğlenceli geçen 1 yılın ucunda bu kadar istediğim bir hayat olduğunu bilseydim gerçekten bu işe 15 hayat önceden başlardım….
Ben, kadınlığın kötü bir şey olduğunu sanarken, onun ne kadar yumuşacık, şevkat dolu ve affedici bir duygu olduğunu ve dişilikle kahkahanın ve eğlencenin doruklarına çıkabileceğimi farkındayım artık. Başkalarını suçlamaktansa kendimi affetmenin ne kadar rahatlatıcı bir duygu olduğunu biliyorum şimdi. Esasında beni en çok üzen ve kıran insanların en zor görevleri üstlendiklerini ve onlara gerçek bir teşekkür borçlu olduğumun bilincindeyim.
Nacizane tavsiyem; sakın pes etmeyin, pes etmek istediğinizde bilin ki sona çok yaklaşmışsınız ve bu sadece bir aldatmaca. Sakın şüphe koymayın, beklentili hareketler yapmayın… Bırakın herşeyin sizin için en hayırlısı olsun. Ama öncelikle kendinizi affedin ve sevin. Ben bu afetme ve sevgi işinin bir bölümünü henüz başarabilmeme rağmen, hayatım bu kadar değiştiyse ilerki günlerde neler yapabileceğimi hayal etmek bile büyük keyif.
Bu yolda yanınızdaki , önünüzdeki ve arkanızdaki insanlar çok önemli. Ben çok şanslıyım ki Seda benim her yanımdaydı. Şimdi düşündükçe fark ediyorum ki; en aptal ve olasılıksız diretmelerimde bile gayet sabırlı ve yumuşacıktı. O’na o kadar çok şey borçluyum ki, kalbimdeki tüm sevgiyi vermek bile yeterli olmayabilir. Çünkü beni bana yeniden Verdi, ayrılıp buraya gelmeden önceki duygularımı bana hatırlatmak için elinden her geleni yaptı.
Hayatınızda hoşuna gitmeyen ne varsa ilk iş hemen Seda’nın taba rengi muhteşem rahat deri koltuğuna oturun ve bırakın istedikleriniz kucağınıza dolsun hem de fazlasıyla ….
Seda İyi ki varsın, bunu okuyan herkes iyi ki varsınız…
Sevgi ve en derinden gelen aşkımla
Damla Gerçeker
|
0 |
0 |
Mesaj Yok |
 |
NURTEN GÜLER
Aile ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, aşk ilişkisi, iş durumu gibi konularda, yani hayatımı kaplayan tüm alanlarda tıkandığım bir döneme girmiştim. 40 yaşına gelmiş biri olarak, çocuklukta yaşadığım cinsel taciz olayının etkilerini bir türlü silememiştim. Üstelik bunun etkilerini ikili ilişkilerime yansıtmak beni tutuk bir hale getiriyordu. En acı tarafı bu kişi – Aileden biri olduğu için – (halamın kocasıydı) olay yayılmasın diye susan anne babaya nefret büyüyordu içimde. Hiçbir şeyden tat almadığım bir dönemde Tanrı Seda’yı çıkarttı karşıma. Seda bana ayna tutup kendime dikkatlice bakmamı sağladı. O aynada gördüklerim ilk başta çok canımı yaktı. Ama bu can yakan şeyler, zamanla kim olduğumu, nasıl biri olduğumu anlamamı sağladı. Kendimi tamamen (aile, arkadaş, sevgili) başkalarına kanalize etmiş, kendi isteklerini ertelemiş birini gördüm o aynada. Yeğenlerimle yaz tatili planları yaparken, kendimle ilgili planlarımın olmadığını fark ettim. Karşımdakiler kırılmasın diye gösterdiğim çabaların beni paramparça ettiğini, beni ‘ben’ olmaktan çıkarttığını fark ettim. İtiraf etmeliyim ki bu keşif ilk zamanlar acı vericiydi. Seda sayesinde bu gidişe bir ‘Dur’ dedim. Hayatoımın merkezine kendimi koyup (bu bencilce bir anlamda değil) kendime gereken önemi ve zamanı ayırdıktan sonra çevremdekilere birşeyler verebilmeye başladım. Sınırlarımı belirlemeyi öğrendim ve bu sınırları geçmelerine izin vermiyorum artık. Hep ertelediğim şeyleri sıraya koyup hayata geçirmeye başladım. Seyahat planları yapıp uzun süredir izinsiz çalıştığım işyerimden 1 ay tatil koparttım. Şu anda bunun tadını çıkartıyorum. Bu dönemdeki ilk seyahatimi de bir kız arkadaşımla yaptım. Başkalarına harcadığım zamanı ve parayı kendime harcadım. Harikaydı. Korkularımla yüzleşiyorum. Su korkumu yenip yüzmeye başladım. Ve benim için en önemli durumlardan biri, geçirdiğim kötü dönemlerin etkilerini silip, erkek arkadaşımla daha doyumlu bir ilişki yaşayabilir hale gelmek… Sürekli biriktirip biriktirip hayatımı ağırlaştıran eşyalardan en önemlisi insanlardan arınıyorum. Hiç bu kadar hafiflememiştim. Hayatımda bana ağırlık yapan yük olan insanlardan ve eşyalardan kurtuluyorum. Benim için olması imkansız gibi görünen şeyleri ani ve radikal kararlarla hayata geçirebilmek gerşekten süper. Seda’ya binlerce teşekkürler. Gerçekten şükran borçluyum. Nurten Güler…
|
0 |
0 |
Mesaj Yok |
 |
BİR WORKSHOP KATILIMCISI
Merhaba,
“Geçmiş yaşam terapileri ve regresyon” ile duydum Seda Hanımın adını.. Bir dostum bana bu terapiyi önerdiğinde ona sordum..”En iyisi kim?”
Bana yanıtı “SEDA DİKER” oldu. Kendisiyle tanışınca ve hele İLİŞKİLER ÜZERİNE bir Workshop una katılınca arkadaşıma hakverdim ve DOĞRU KİŞİ, DOĞRU ADRES olduğunu anladım.
12 yıldan beri çok sayıda workshop, seminer ve bireysel çalışmalara katıldım ve çok kişi dinledim.. Ama inanın , bu kadar keyifli ve ve bitmesini hiç istemediğim bir seminer nadir oldu..
Seda Hanım, gerçekten çok şirin ve sempatik, donanımlı , konu hakkında detaylı bilgi ve deneyime sahip bir hanımefendi.. Anlatırken, yaşıyor, yaşattırıyor.. insan ilişkilerinde çok şey bildiğimi sanıyordum, ama daha nice öğrenecek şeyler olduğunu gördüm.. Kendisini çok sevdim ve abone oldum.. Her hafta görmezsem işim rast gitmeyecek gibi..
Seda Hanıma teşekkür ve Sevgilerimle..
Hatic
|
0 |
0 |
Mesaj Yok |
| Forum |
Başlıklar |
Mesajlar |
Son Mesaj |
 |
REGRESYONLA BAŞARISIZLIK KORKUMU NASIL YENDİM?
Geçtiğimiz ay Dünya Regresyon Enstitüsü Başkanı İstanbul'a gelerek bir eğitim verdi. Bu eğitimde ben gönüllü çevirmen olarak katıldım. Eğitimin her safhasına katılarak sonunda ben de Sertifikamı aldım. Bu eğitim zaten regresyon uygulayıcıları ya da psikolog ve hekimler için verilmişti. Ben de ABD de New York'taki okulumda almış olduğum eğitimi 1adım ileri götürerek Sertifikamı elde ettim.
Eğitim sırasında Hocaların yanı sıra Asistanlar da görev yapıyorlardı ve öğrenciler olarak bizler de asistanların Regresyon Uygulamasından geçmek fırsatı bulduk. Buradaki amaç şuydu: Eğer birilerine yardım etmeyi, hayatlarındaki korkuları yenmelerini sağlamayı istiyorsak, öncelikle kendi korkularımızı temizlemeliydik. Çünkü korkularımız hayatta yapmak istediklerimizi engelliyor...
Onca iyi eğitime rağmen, çeviri yaparken bile öne çıkıp kalabalık bir grubun önünde konuşmakta zorlandığımı fark ettim. Hatta her seferinde ellerim titriyor, ağzım kuruyor ve bildiklerimi bile unutacak gibi oluyordum. Bu durum eğitimin ilk gününde çeviri yapmaya başladığımda da beni rahatsız etti. Benden beklentisi olan kalabalıkları hayal kırıklığına uğratmaktan korktuğumu fark ettim. Ve bu korkum beni başarılı olmaktan alakoyacak kadar kuvvetliydi.
Korkuma son vermek için Regresyon koltuğuna oturdum. Terapistim bana hangi problem üzerine çalışmak istediğimi sordu ve ve ben yukarıdaki problemi olduğu gibi anlattım. Korkumun gerisindeki duyguyu da sordu, ve ben bunun, benden beklentisi olan kişileri hayal kırıklığına uğratmak diye tanımladım. Artık rahattım. Sorumluluk almakta zorlanıyordum ve bunu itiraf etmiştim.
Terapistim beni geçmişe doğru götürmeye başladığında ilk hatırlayabildiğim şey, ilkokula başladığım gündü. Üstelik luzumsuz ve mantıksız sayılabilecek bir korkuydu bu çünkü ben 4 yaşımda okuma yazmayı zaten sökmüş pek çok kitap ve gazeteyi takip eder haldeydim. Ama içimden gelen dürtülere, mantığımla engel olamıyordum.
Daha sonra 3 yaşımı hatırladım. Annem önümde diz çökmüş, bana bağırıyordu. Nedenini anlayamıyordum ama nedensiz bir suçluluk hissi duyuyordum. Tek aklıma gelen şey çocuk kafasıyla bilinçaltıma kazınan cümleydi : Anne kızıyor...Çok kötü...
Daha sonra 1 buçuk yaşıma döndüm ve annemin beni tuvalete oturttuğunu gördüm. Ben bez bağlaması için yalvarıyordum ama beni dinlemiyordu. Eğitim vermeye çalışıyordu. Bense kesif bir şekilde annemi hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyordum ve bu yüzden bez bağlanmazsa kabız olabilecek kadar kendimi sıkıyordum.
Bütün bu hatırladıklarımı bilinçaltımdan söküp atmak kolaydı ama, seansın asıl ilginç yanı bundan sonra başladı. Terapistim bu duygunun bana ilk yerleştiği AN a gitmemi söylediğinde kendimi bambaşka bir yerde buldum. Çok çok eski zamanlardaydım. Ama yılı bilemiyorum. Taş devri zamanları değil de sanki insanlığın şimdikinden daha da ileri teknolojiye sahip olduğu zamanlardaydım. Güzel bir kadınım. İncecik ve atletik. Üzerimde simsiyah, balıkadam gibi bir kıyafet var yanlarda kırmızı çizgileri var. Ölümüne koşuyorum çünkü peşimde birileri var. Ve en büyük derdim, yakalanmak korkusu...Üzerimde, hatta DNAmda kayıtlı ve bir grup insan ya da varlık için hayati önem taşıyan bilgiler kayıtlı ve peşimdekiler o bilgileri almak istiyor ya da beni engellemeye çalışıyorlar.
Sonunda yakalanacağımı anlayarak denize atlıyorum ve suyun dibine dalarak boyut değiştiriyorum adeta. Derinlerde bambaşka bir odada buluyorum kendimi. Yanımda beni bekleyen mavi gözlü, kızıl saçlı bir kadın var ama kötü niyetli ve sinirli. 'Gel bakalım. Başaramadın' diyor ve benim içimi müthiş bir huzursuzluk ve suçluluk duygudu kaplıyor.
O sırada terapistim soruyor bana neler hissettiğimi...Ben korkuyorum. Hem de çok. Söylüyorum korktuğumu. Bu sefer yanımdaki kadınla konuşturuyor beni. Adını soruyorum. Adı:Zeta...
Regresyon öyle bir his ki...Bilinçli zihin ile bilinçaltı aynı anda çalıştığı için bir yandan koltukta oturduğumu ve terapistimle konuştuğumu biliyorum. Diğer yandan olayları sanki dün yediğim yemeği hatırlar gibi hatırlıyorum.
Kadın bana adını Zeta olarak verdiğinde çok şaşırıyorum ve hatta bilinçli zihnim şöyle söylüyor : Ulan amma da attın Seda, Zeta nereden çıktı, sakın Beta olmasın?
Ama kadın tekrar ve hatta israr ediyor Zeta olduğunda...Seansıon ilerleyen dakikalarında, aslında Zeta nın benim bedenime bir chip yerleştirdiğini fark ediyorum ve bu chip sayesinde beni insanlık için pek te hayırlı olmayan işlere zorladıklarını, ölüm ile tehdit edildiğimi anlıyorum. Aslında başarısız olmam insanlık için iyi olmuş ama Zeta ve grubu bana başarısızlık ve sorumluluktan korkma hissini aşılamış.
Terapistimin başarılı uygulamaları eşliğinde bu olayın izleri bilinçaltımdan duygusal anlamda silindi ve ben başarılı olabileceğimi hissettim. Artık olaya farklı kimliğimle, Seda olarak bakıyor ve yeniden değerlendiriyordum. Bu müthiş bir duygusal boşalmayı ve hafiflemeyi de beraberinde getiriyordu.
Sonuçta gözlerimi açtığımda, kendimi, herşeye hazır, başarılı, cesaretli ve rahatlamış olarak buldum.
Hikayenin sonunda sizlere şunu hatırlatmak isterim. Bu hikayelerin doğru olması gerekmez. Bilinçaltım, bana sorunu çözebilmem için metaforik (masalsı) bir ipucu vermiş olabilir. Ama sonuçta bu hikayenin doğruluğu değil, onu lehimize kullanmak önemliydi. Ve terapistim çok başarılı bir şekilde bunu sağladı.
Regresyondan sonraki günlerde, çeviri yaparken ya da ondan sonra kalabalık önünde konuşurken hiç zorlanmkadığımı söylememe gerek yok herhalde...
Regresyon uygulamaları, başarısızlık korkuları ya da fobiler için çok kısa sürede kalıcı çözümler getirebiliyor.
Sizlerle paylaşmak istedim..
|
0 |
0 |
Mesaj Yok |
Kullanıcılarımız toplam 80 mesaj gönderdiler Toplam 4031 kayıtlı kullanıcımız var Son kaydolan kullanıcımız: emurbembecica
Toplam 3 kullanıcı çevrimiçi :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 3 Misafir [ Yönetici ] [ Moderatör ] Şimdiye kadar en çok 54 kullanıcı Prş Ağu 21, 2008 11:13 pm tarihinde çevrimiçi oldu. Kayıtlı Kullanıcılar: Yok Bu veri son 5 dakika öncesinde aktif olan kullanıcılara dayanmaktadır
 |
Yeni mesaj var |
|
 |
Yeni mesaj yok |
|
 |
Forum kilitlendi |
|