
Hepinize Merhaba,
Artık hanımlarla ikili ilişkiler üzerine yoğun olarak çalışmaya başladığımdan beri, İstanbul başta olmak üzere Türkiye?nin pek çok şehrinden hanımların aşk ve acılarına ortak oluyorum. Telefonum da mailim de sürekli çalışıyor. Bu benim için öylesine büyük bir zenginlik ki anlatamam. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Her birinizi çok seviyorum ve birlikte çok büyük başarılara imza attık. İlişki stratejisti olarak da görev yaptığım için, şimdi sizlerle, bugüne dek hiç yanılmadığım bir alandaki bilgi birikimlerimi paylaşmak istiyorum.
HAYATINIZDA HİÇ İNTERNET AŞKI YAŞADINIZ MI?
Hayatınızda hiç MSN ya da Facebook aşkı yaşadınız mı? İçlerinde son derece güzel ve sahici olanlar da var ama bu büyük ölçüde her iki tarafın da kudretli olmasına bağlı. Aksi halde etrafta çokça rastladığım kısa vadeli ve cinselliğe bağlı, kısır bir ilişki haline dönüşüyor.
Sevgili hanımlar, karşınızdaki erkeğin ?kudretli? olmasına dikkat etmelisiniz. Eğer bunu ayırt edemezseniz, siz de kendi gücünüzü bir kenara bırakıp acı çekmeye başlarsınız. Peki gerçek kudret nedir? Bir erkeğin ya da dişinin kudretli olması ne demektir? Para sahibi olması mı? Kariyeri mi? Savaşçı ruhu mu? İş başarısı mı?
ERKEĞİN KUDRETİ NEREDEN GELİR?
Biliyor musunuz? Yukarıda saydıklarımın hiçbiri gerçek kudretin kaynağı değil. Ama bunun gerçeğini bulduğunuzda, o adamın muhakkak parası da vardır, başarılıdır da?Bunlar zaten gerçek kudretle birlikte gelen özelliklerdir.
Hanımlar eğer bu gerçek kudreti ayırt edemezler ve yanılırlarsa, bir müddet sonra korkunç bir acı çekme sürecine giriyorlar. Çünkü artık duygularını bağlamış bulunuyorlar ve mantıkları onlara bu erkeğin doğru erkek olmadığını söylese bile, yürekleri kabul etmiyor. İnsanoğlunun acı çekme süreci, kalbiyle beyni arasındaki farklı eğilimlerden doğuyor. Duygular, beynimizden çok daha yavaş hareket ederler. Bazen acı çektiğimizi bile bile ilişkimizden vazgeçemeyiz. Artık o ilişkiden kendimizi kurtarabilmemiz için duygularımızı bilinçaltı derinliğine inerek değiştirebilmemiz ve buna çok kararlı ve istekli olmamız gerekir.
KADINLAR DUYGULARINI ZAYIF VE YANLIŞ ERKEĞE AÇTIĞINDA, ACI ÇEKMEYE ÖAHKUM HALE GELİYOR.
Son zamanlarda fark ettiğim şey, hayat şartları ve daha pek çok etken yüzünden kadınlar ve erkeklerin tanışma alanları çok kısıtlı hale geldi. Bu yüzden internet ortamı zengin bir tanışma alanı haline geldi. Ama oradaki aşkların büyük bir çoğunluğu sanal olmaktan kurtulamıyor. Ne kadar iyi başlarsa başlasın, insan nefsinin ve bilinçaltındaki korkuların, bir müddet sonra kendini kusması sebebiyle güzel başlayan şeyler çirkinleşerek son buluyor.
Erkeklerin ilgisi ilk birkaç ay çok güzel devam edebiliyor. Tatlı sözler söylüyorlar ve sonunda cinsellik bir kez paylaşılmaya başlandığında, kadın çoğu kez aradığı erkeği bulduğunu düşünmeye başlıyor. Hatta bana telefonda ?Ruh eşimi bulmuştum Seda Hanım. Ama şimdi benden uzaklaşıyor ve ben çok acı çekiyorum.? Diyen pek çok kişi oldu. Peki ruh eşi diye bir şey var mı? Haydi var diyelim, yaşamımız boyunca kaç tane ruh eşimiz olabilir? Bu soruların cevaplarını workshoplarımda uzun uzun veriyorum zaten. ?Ruh eşi? sandığımız erkeklere neye göre aşık olduğumuza iyi bakmamız gerekiyor.
Bilinçaltı çalışmalarım sonucunda erkeklerin de pek çoğunun korkuyla hareket ettiklerini gözlemledim. Ne istediklerini bilmiyormuş gibi görünüyorlar. İlk birkaç ay mükemmel bir ilişki sunuyor, sonra arkalarına bakmadan kaçmaya çalışıyorlar. Her insanın bir korku eşiği vardır. Bu eşik, bir sınır çizgisi olarak düşünülebilir. Sınır, kendi içimizdeki kalıplar yoluyla belirlenir. O eşiğe gelene kadar ilişkiden korkmayız ve dolu dizgin yaşarız. Ama sınır çizgisine ulaştığımızda, artık saçmalamaya başlarız. Denge noktamızdan çıkarız. Sevgi dolu halimiz gider yerine korkak ve kaprisli bir çocuk gelir.
Hanımlar için tek bir erkeğe bağlanmak ve ona ait olmak fikri çok caziptir. Kendi ayaklarımız üzerinde durabilirken bir erkeğe sırtımızı yaslayıp, ona ait olabilir miyiz? Bütün bunlar mümkün. Çünkü aslında kendi ayakları üzerinde duramayan bir kadın, yalnızlıktan korkar ve işte bu yüzden karşısındaki erkeğe ait olacak kadar kendini serbest bırakamaz. Bir de duygularını hatalı erkeğe açmışsa, acı çekmeye mahkum hale gelir. Çünkü bu ilgi ve sevgiye fena halde ihtiyacı vardır.
Hanımlar, yüreklerinize bir bakın. Çocukluğunuzu gözden geçirin. Hayatınızda, kapınızı kapattığınızda gerçek anlamda kendi başınıza da mutlu olup olmadığınıza dikkat edin. Sevgiye İHTİYAÇ mı duyuyorsunuz, yoksa zaten sevgi bakımından zenginsiniz de sadece doğru erkekle BÜTÜNLEŞMMEK için mi aşkı istiyorsunuz? Yaşınızdan dolayı hayatı kurmak için GEÇ KALDIĞINIZI düşünüyor musunuz? Biyolojik saatiniz çocuk için alarm mı veriyor? Erkeklere güvenebiliyor musunuz? Bütün bu sorulara sadece kendi kendinizle baş başa kaldığınızda cevap verin. Kimse bilmesin sadece siz bilin. Bu kimseyi ilgilendirmez ama hayatınızda ciddi değişiklikler istiyorsanız, kendinize karşı dürüst olmalısınız.
GERÇEK BİR DİŞİ, İLİŞKİNİN BAŞINI DA SONUNU DA BELİRLEYENDİR.
Diyorlar ki, erkeklere güven olmuyor artık. Hatta kendi hemcinslerimize bile güvenmiyoruz. Bir erkeği kendisine bağlayabilmek isteyen pek çok hanım, bedenini o adama gerçekte hazır olmadan açarak, kendisine bağlamaya çalışıyor. ?Eğer ben birlikte olma isteğini karşılayamazsam, başka bir kadın muhakkak bunu yapar ve adamın ilgisi o kadına kayar. Ben kaybederim.? Diye içten içe korkabiliyorlar.
Oysa, gerçek bir dişi, erkeğin de ilişkinin de belirleyicisidir. İlişkinin sonunu, daha ilk günden kadın yazar. Fakat bunu o kadar bilinçsizce yapıyoruz ki, korkularımız devreye giriyor ve her zaman ilişkimizde korktuğumuz başımıza gelmeye başlıyor. Gerçek bir dişi, eğer aşk istiyorsa, kudretli bir erkeği seçer ve ilişkisini aşka programlar. Kendi doğasında hareket eder. Ve aslında hep bilinçaltımızda yargıladığımız dişilik duygu ve eğilimlerimizi sevip benimseyebilsek ve hakkını verebilsek, hep doğru ilişkileri kuracağız.
Ve en önemlisi, mevcut ilişkimizi, kendi dinamiği içinde, en yüksek potansiyeline çıkartabileceğiz.
Ne kadar güzel, değil mi? Sanki bir masal gibi geliyor. Oysa gerçeğin ta kendisi? Sadece dişilik bilgileri artık topluma unutturulmuş. Yüzyıllardır anneden kızına öğretilip devredilmesi gereken bilgiler artık belleklerden silinip yok olmuş. Dişilik derken, kadınlık ya da seksiliği kast etmediğimi hatırlatmak isterim. Dişilik bambaşka özellikler içeriyor. Ama bu özelliklerin en önemlisi, doğru erkeği seçebilme yeteneğidir.
Evet, gerçek bir dişi, kendisi için doğru erkeği seçebilen kadındır. Bu erkek her kadın için farklıdır. Asla parası ve iş başarısı ya da savaşçılığı ile ilgili değildir. Kudretli olması en önemli niteliğidir. Gerçek kudret, özgüvenden gelir. Özgüven ise, bilinçaltında kadınlara ya da kendi rolüne karşı korku ya da kalıplarını silebilmiş erkeklerde bulunur. O zaman erkek, kadınını hiç koşulsuz sevebilecek ve kendisini korkmadan ona tam açarak teslim edebilecektir.
Tantra eğitimlerimde hep tekrar edip öğretiyorum. Kadın ve erkek birbiriyle ruhsal, zihinsel, duygusal ve bedensel olarak bütünleştiğinde, öyle bir yere çıkıyor ki, o frekans biraz farklı hale geliyor. Bu bizim insanoğlunun unuttuğu, alışık olmadığı güzellikte muhteşem bir duygu selidir. Karşılıklı tam bir güven olmalıdır önce. Ve her iki taraf ta duygularını hiç saklamadan çırılçıplak birbirlerine açık olmalıdır. Ve bu noktaya çıkıldığında, artık kadın ve erkek bedensel birleşmeye ihtiyaç duymaz.
Sakın bu sözler sizi korkutmasın. Çünkü o anların büyüsü geçip de yeniden aşağı indiğinizde bedenler birleşmeye hazır hale geliyor. Ama o yüksek noktada iken, bütün vücudunuz farklı bir şeyle meşgul oluyor. Öylesine büyük bir enerji akımı oluyor ki, vücut potansiyel ya da zaten var olan hastalıkları tedavi etmeye başlıyor. Hücreler yenilenmeye ve gençleşmeye başlıyor. Müthiş bir zevk ve coşku hali olarak en basit dille anlatılabilecek bu seviyeye çıkabilmek için, kadınla erkeğin bütün ilgilerini birbirlerine vermeleri gerekiyor. Araya başka kadınlar erkekler ya da flörtler girdiğinde, artık o yüksek seviyeye çıkamıyorsunuz. Duygular bölünmüş ve gücünü kaybetmiş oluyor.
Bir erkeğin gerçek kudreti, tüm enerjisini tek bir kadına, sevdiği aşık olduğu kadına yöneltebilme cesaretine bağlıdır. Ancak o zaman kadının kayıtsız şartsız saygısını elde edebilir aslında. Kadın için de bu geçerli ama erkek için çok daha farklı çünkü, erkek bu seviyede yüksek bir enerjiye çıktığında, ereksiyonu olmayabiliyor. Olabilir de olmayabilir de?Ama bu seviyede zaten her iki taraf için de, bedensel birleşme arzu edilen bir şey değil. Duygusal bedenlerin sevişmesi çok daha mükemmel bir his yaratıyor. Gerçek bir dişi, erkeğini istediği seviyeye çıkartabilir ve indirebilir. Ve erkek korkmadan, kadınıyla bütünleşerek, bu iniş çıkışlarda kendisini duygularına teslim edebilecek özgüvene sahip olmalıdır. Erkekteki gerçek kudret buradan gelir.
Eğer bu kudret mevcutsa, özgüven artıyor. Erkek artık neyin gerçek mutluluk olduğunu neyin yalancı mutluluk olduğunu kavramış hale geliyor. O da doğru kadını bulduğunda, enerjisini kaybetmeden sadece tek bir kadına yönlendirebilecek yeteneğe ulaşıyor. Karşılıklı güven ve huzur devreye giriyor.
Çıta öylesine yüksek hale geliyor ki, artık ne erkek ne de kadın, başkalarına bakma ihtiyacı duymuyor. Bunun temelinde, işte o en yüksek tantrik alana duygusal olarak çıkabilme yeteneği yatıyor. Çünkü orada bedensel birleşme arzusu yok. Daha doğrusu, tek arzu o olmuyor. Bundan daha zevkli hisler olduğunu keşfetmiş oluyor her iki taraf ta?
Bu bazen hanımları bile korkutabiliyor. Hanımlar kendilerini artık tek bir erkeğe bağımlı kalacaklarını düşünebiliyorlar. Bunu erkekler de düşünüyor tabi..Oysa gerçek böyle değil. Eğer bir ilişkiden her iki tarafın da alacak ve vereceği kalmamışsa, o ilişkideki her iki taraf da, birbirini sevgiyle uğurlayacaktır. Yarım kalmış bir ego tatmini yüzünden birbirlerine öfkeyle mahkum olmayacaklardır. Ve her zaman bilinir ki, biten ilişkinin ardından, kendi içimizde büyüyüp temizlenebilirsek, korku ve kalıplarımızı yok edebilirsek, bir sonraki partnerimiz çok daha iyi ve çok daha fazla aşık olacağımız, bizi uçuracak kişi olacaktır.
Sizlere de bu güzel duyguları deneyimlemenizi, korkularınızdan kurtulmanızı diliyorum.
Sevgilerimle