KİTAP TAVSİYELERİ

TÜP BEBEK KOÇLUK PROGRAMI

DİŞİLİK CİNSELLİK VE DOĞURGANLIK

23.02.2009
DİŞİLİK CİNSELLİK VE DOĞURGANLIK

DİŞİLİK, CİNSELLİK VE DOĞURGANLIK?

 

 

Merhaba Sevgili Okurlar,

 

Artık 4 yıldır tüp bebek deneyen hanımlarla ve 3 yıldır da aşk ilişkilerinde problem yaşayan hanımlarla çalışıyorum. Sizlerle biraz bu çalışmalarım boyunca neler keşfettiğimi paylaşmak istiyorum.

 

Çalışmalarımın en çarpıcı parçası, ikili ilişkilerde yaşanan problemlerle hamile kalırken yaşanan problemlerin, bilinçaltı düzeyinde birbirleriyle bağlantılı olduğunu keşfetmekti. Sakın merak etmeyin, ilişkilerinde sorun yaşayan her hanım anne olurken benzer problemlerle boğuşmak zorunda değil.

 

Tüp Bebek Koçluk programıma katılan pek çok hanımda gözlemlediğim ortak özellik, DİŞİLİK ile ilgili sorun yaşadıklarıydı. Bilinçaltında bir yerlerde, kendi içlerindeki dişiyi yargılıyorlar, küçümsüyorlar, baskılıyorlardı. Buradaki dişilik kavramının, seksilik ya da kadınlık ile karıştırılmaması gerekiyor. Gerçek bir dişi, erkeğiyle savaşmadan bütünleşmeyi başaran kadındır. Bu son derece yüksek bir özgüven gerektirir.

 

Çoğunlukla dişilikte problem yaşayan hanımlar, bilinçaltından karşısındaki erkeğe güven duyamazlar. Onların sorumluluk alamayacaklarını düşünürler. Ya da erkeklerin kendilerini aldatabileceğini düşünürler. Bu problemi, her erkeğe güven duymayan kadın yaşamıyor elbette. Fakat bebek sahibi olmakta zorlanan hanımların önemli bir kısmında bilinçli zihinle değil ama bilinçaltı düzeyinde bu sorun görülebiliyor.

 

Yine çok sık rastladığım bir özellik, KAYBETME KÖK KORKUSU?Bu korkudan etkilenen pek çok hanımda, yüksek kontrolcülük içgüdüsüne rastlanır. Kaybetmekten korkan kişiler, bunu engellemek için hem kendi duygularını, hem de sevdiklerini kontrol altında tutarak kendilerini güvende hissetmeye çalışırlar. Kontrolü kaybettiklerini düşündükleri anda, müthiş bir panik duygusu yaşarlar.

 

Tüp bebek deneyen hanımlarla yapmış olduğum geçmiş yaşam uygulamalarında, hemen hemen hepsinde savaşla ilgili anılara rastladım. Savaş zamanında kimisi maddi varlıklarını kaybetmeyi deneyimlemiş, kimisi de aile fertlerini ve en önemlisi de çocukları konusunda kuvvetli endişeler yaşamışlar. Kaybetme korkusunun altında çoğunlukla bu tarz hikayeler yatıyor. Peki geçmiş yaşam öykülerinin hepsi de doğru muydu sizce? Ben bunu asla iddia edemem. Fakat, hanımların bilinçaltları benzer hikayeler yoluyla, aslında gerçek korkularını dillendirmeye çalışırlar. Hikayenin gerçekliği ile bu durumda ilgilenmeyiz, ama kaybetme korkusunun temizlenmesine çalışırız.

 

Kimi zaman kısırlık ve tedavi sürecinden geçen hanımlarda, eşleriyle ilişki sorunları görülebiliyor. Aslında bu oldukça zor bir süreç olduğu için, eşlerin birbirlerine her zamankinden daha anlayışla yaklaşmaları gerekiyor. Bu konuda en büyük görev erkeklere düşüyor.

 

Biraz da enerji bazında konuşmak gerekirse, hikaye bambaşka bir yöne kaymaya başlıyor. Bildiğiniz gibi enerji, duygu ve düşünce kalıplarımızla hareket eden ışık partiküllerinden ibaret. Ve biz eğer vücudumuzdaki duyguları düşüncelerimizle birlikte olumlu hale çevirebilirsek, vücudumuzu ve DNA mızı bile etkilemeye başlıyoruz.

 

Duygular, özellikle cinselliğin yaşandığı anda kuvvetle yayılmaya başlıyor. Bilinçaltında pek çok problemi olan ve bütünleşmek yerine savaşan çiftlerde, cinsellik yaşanırken ortaya hatalı enerji ve olumsuz duygular çıkmaya başlıyor. Cinsellik sırasında bu duygular kuvvetle DNA ve hücrelerimize kaydedilmeye başlanıyor. Bu sürekli tekrarlanan bir şey ise, vücut kendi kendini hamile kalmaya karşı korumaya alabiliyor. Özellikle de, sorun yaşadığında, öfkelendiğinde, bu duyguları bilinçaltındaki karmaşık mekanizmayla kendi üreme organlarına yönlendiren hanımlar için bu geçerli.

 

Öfke, zihnimizle farkında olmadığımız bir mekanizmayla üreme organlarımıza yollandığında, ve bu sürekli yapılırsa, hormonlarımız etkilenmeye başlıyor. Vücut kendini doğurganlığa değil, bu kez hamilelikten korunmaya programlıyor. Bu son derece uzun vadeli bir işlemdir ve ilişkilerinde kısa süreli problemler yaşayanlar için geçerli değildir.

 

Dişilik, cinsellik ve doğurganlık?

 

Bu üç özellik birbirinden ayrılmaz bir bütün teşkil ediyor. O yüzden, bebek sahibi olabilmek için tedavi gören hanımların her zaman, tüp bebek koçluk programının yanı sıra dişilik ve ilişkileri aşka programlama ile ilgili workshopuma katılmalarını teşfik ediyorum. Mecbur değiller ama ruhsal gelişimlerini de desteklemek istiyorlarsa, kendileri için son derece yararlı olacaktır.

 

Yeni workshop larım başlarken, birlikte çalıştığım hanımlar ve gelişimleri hakkında sizlerle pek çok vakayı paylaşacağım.

 

Sevgilerimle

 


© 2011 Lotus Kadınlar Kulübü. Tüm Hakları Saklıdır. developed & designed by maya interactive