
1600 lerin İngiltere?sinde bulundunuz mu hiç?
Şaka gibi gelse de, bu soruyu son derece ciddi soruyorum. 1600 lerdeki tutucu İngiltere?deyiz,. Yer Glouchester. Genç kadın etekleri neredeyse yere kadar inen bir elbise giymiş. Eski püskü elbisenin üzerine, en az elbisesi kadar aşınmış ve lekeli bir önlük bağlanmış. Genç kadın esmer, uzun boylu, uzun dalgalı saçlı, esmer ve alımlı. Fakir bir ailenin tek evladı. 19 yaşında.
Kerpiç evin arka bölümündeki ahırda birkaç inek, bir keçi, bir kaç da tavuk geziniyor. Genç kadın ahırın üstündeki samanlarla kaplı asma kata çıkan odundan yapılmış merdivenlerin basamaklarında duruyor. Asma katta ise sevgilisi var. Kendisini öpmeye çalışıyor, ve genç kadın karşı koymuyor. Erkeklerin ilgisi son derece eylenceli.
Bir sonraki sahnede, genç kadın babası tarafından evden kovuluyor. Annesi sesini çıkartamıyor. Komşulara karşı kendisini rezil ettiği için, bilmediği bir adamdan hamile kaldığı için, o adam kendisiyle evlenmek yerine genç kadını terk edip kaçtığı için, hamile bir şekilde sokağa terk ediliyor.
Bir sonraki sahnede, genç kadın, çaresizlik ve açlıkla savaşıyor. Yerlerde paket taşlar var. Onların üzerinde sürünüyor, ve bir lokma ekmek için dilenmek zorunda kalıyor. Kendisini bu duruma düşürdüğü için, karnındaki bebeğe lanet ediyor. Açlıktan bitkin vaziyetteyken, kilise tarafından korumaya alınıyor. Bebeği doğmadan karnında olduğunde, rahibeler ve doktor tarafından iyileştiriliyor. Fakat iyileştikten sonra, yeniden sokağa bırakılıyor. Ahlaki değerlere ters düştüğü için, kilise bile kendisine sahip çıkmıyor.
Sahnenin sonunda, genç kadın fahişe olarak yaşamını tamamlıyor.
İngiltere?den sonra kıta Avrupa?sına gidiyoruz. Tarih, bu kez 1700 ler. Genç kadın, 7 çocuğuyla birlikte sefalet içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Kocası fakirlik ve sorumluluktan bıkmış, askere giderek savaşa katılmayı tercih etmis. Genç kadın bu yükün altında ezilerek bir müddet sonra çocuklarını başka ailelere dağıtıyor. Ve kendisini başka erkeklerle oynaşırken buluyor. Yaptıklarından nefret ettiği halde, başka bir çıkış yolu bulamamış.
Uzun süre kısırlık tedavisi gören bu hanım, trans altındayken geçmiş yaşamlarına dönerek, bu hikayeleri anlattığında, birlikte oturup bunların neleri sembolize ettiğini tartışmaya başladık. Ve sonunda, şuna karar verdik.
Bilinçaltındaki hikaye, ister gerçekten geçmiş yaşam olsun, isterse uydurulmuş bir hikaye, bizim kararlarımızı, bedenimizi, hislerimizi ve zihnimizi etkiliyor. İstem dışı pek çok hareketimiz aslında bilinçaltında kapalı kalmış hikayelerin ve inançlarımız sonucu oluşuyor.
Bu hikayedeki genç hanım, bilinçli olarak çocuk istiyor gibi görünse bile, bilinçaltında, aslında çocuk sahibi olmaktan korkuyor. Çünkü çocuk sahibi olmanın bir hata olduğunu, çocuğu olsa bile pek çok yanlışlık yaparak ona zarar verebileceğini düşünüyor. Hatta, bilinçaltında, kadınlık ile annelik dürtülerinin birbiriyle çeliştiğini görüyoruz.
Kendisiyle uzun süreli hipnoterapi seansları yaptık. Ve sonunda, çocuk yapmaya gerçekten hazır olduğunu hissettiğinde, müthiş bir iç huzura kavuştu. Çünkü artık, ruhu, zihni, bilinçaltı duyguları ve bedeni, aynı doğrultuda hareket etmeye hazırdı. Birbirlerine ters yönde hareket etmeyi bırakmışlardı.
Bu hanım, hazır olduğunda yeniden tüp bebek denemesine girdi ve başarılı sonuç alarak hamile kaldı. Şimdi bebeğini neşeyle büyütüyor.
Hipnoz bazen, hiç ummadığımız şekillerde bize yardımcı olabiliyor. Sanıldığı gibi, geçmişe dönüşler yaptığımızda, duygusal travmalar yaşamıyoruz. Olayları, tıpkı bir film seyreder gibi, dışardan bir gözlemci olarak da inceleyebiliyoruz. Ve sonuçta, bizi huzursuz eden, isteklerimize kavuşmamıza engel olan inanç ve düşünce kalıplarını silerek, kısır döngülerimizi kırabiliyoruz.
Unutmayın, kıramayacağınız hiç bir kısır döngü yoktur.
Her şey gönlünüzce olsun
Hoşçakalın?