KİTAP TAVSİYELERİ

BİLİNÇALTI VE ŞİFA

BİR REGRESYON: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİM ÇÖKTÜ

23.02.2009
BİR REGRESYON: BAĞIŞIKLIK SİSTEMİM ÇÖKTÜ

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİM ÇÖKTÜ.

Genç kadın gözlerinde endişeli bakışlarla karşımda oturuyordu. Güzel yüz hatları, vücudundaki hafif eğik duruşla çelişir gibiydi. Elleri zayıf, cildi bereliydi.

 

?Sürekli hayatımda kötü bir şeyler olacakmış gibi hissediyorum.? Dedi. ?İşimi kaybedebilirim. Birikimimi kaybedebilirim. Elimdeki para benim isteğim dışında eksilip bitecek gibi geliyor bana. Hatta sağlığım bile iyi değil. Bağışıklık sistemim çöktü. Ne yapacağımı bilemiyorum.?

 

Meraklanmıştım.

?Doktora gittiniz mi??

?Evet. Bütün tetkikler yapıldı. Dermatologların kapısını aşındırdım. Sanırım bağışıklık sistemim kendi bedenime saldırıyor. Ve ellerimdeki renk pigmentlerini öldürüyor. Çaresi bulunamadı. Ama en kötüsü, vücudumda hep bir ağrı var. Romatizmadan şüphelendik ama doktorlar tetkik ettiklerinde bir şeyim olmadığını söylediler. Ben de bu yüzden size geldim. Belki de bana bir çare bulabilirsiniz.?

 

Çok geçmeden kendisini hafif bir transa aldım. İyice gevşedikten sonra sohbet etmeye başladık. Kendisini vücudundaki sıkıntılara odakladım ve bunları nasıl deneyimlediğini sordum. Yüzünü buruşturarak cevapladı.

?Göğsüm ağrıyor. Bileklerimi sıkıyorlar. Sıkılıyorum. Göğsüm sıkışıyor.?

Sakin bir sesle devam ettim.

?Peki bu duyguları biraz büyütmenizi istiyorum. Ben 1 den 3 e kadar sayacağım. Saydığım her sayıyla birlikte bu duyguları biraz daha büyütmenizi istiyorum.?

 

Ben saydıkça genç kadının yüzü sıkıntıyla buruşmaya devam ediyordu.

?Biraz sonra 1 dediğimde, bu duyguları hayatınız boyunca en kuvvetli hissettiğiniz ana gideceksiniz.?

Ve 1 dediğimde genç kadın kendisini evlendiği anda buldu.

?Çok ağırım. Kollarım çok ağır. Özellikle alt kısımları. Çok mutsuzum.?

 

Genç kadının evliliği ile ilgili bir problem olmadığını düşünüyordum çünkü bana daha önce ailesi ile mutlu olduğunu anlatmıştı. Bir de güzeller güzeli bir kızı vardı. Hayatta her şeyi vardı, ama endişelerinden bir türlü kurtulamıyordu. 12 yıl önce evlendiklerini ama kendisini nedensiz bir şekilde mutsuz hissettiğini söyleyerek beni biraz daha meraklandırdı. Bunu araştırmalıydım çünkü aslında mutsuzluk duygusu evliliği ile ilgili değil ama kollarında hissettiği ağrıyla yapışmış olabilirdi.

 

?Peki öyleyse, şimdi yavaşça kendini 10 basamaklı bir merdivenin entepesinde hayal etmeni istiyorum. Ben 10 dan 1 e doğru geriye sayarken, saydığım her sayıyla birlikte 1 basamak aşağıya ineceksin. Başlamadan önce bana merdiveni tarif etmeni istiyorum.

 

Genç kadının merdiveni beyazdı. Taştan yapılmıştı. Dimdik aşağı doğru iniyordu. Basamaklar dar ve rahatsızdı nedense. Merdivenler bittiğinde genç kadının karşısına keskin köşeleri olan tahta bir kapı çıkmıştı. Kendisine bu kapıyı açmasını ve içeri girmesini söyledim. Ve nasıl bir yerde olduğunu sordum. Öylesine hareketsizdi ki, bir an için hiçbir şey hatırlayamadığını sandım. Ama yanılmışım.

 

?Boşluktayım. Karanlık.?

Hızla düşünüyordum. Acaba ana rahmine mi dönmüştü? Sorularıma devam ettim. Genç kadın israrla aynı şeyleri söylüyordu.

?Boşluktayım. Karanlık.?

Yüzündeki ifadeden çok rahatsız ve sıkıntılı olduğu apaçık belli oluyordu.

?Bir ışık belirdi çok uzakta.?

?Işığa ulaşmak için ne yapman lazım??

Genç kadın bu soru üzerine ağlamaya başladı.

?Işık çok uzakta. Heryer çok karanlık. Yalnızım! Çok yalnızım! Işığa ulaşmak için ne yapmam gerektiğini bulamıyorum. Kollarımı sıkıyor gibiler. Dirseğimin üzerinden. Sanki birisi sıkıp bırakıyor. Dirseğimin üstünü acıtıyor.?

 

Genç kadın oturduğu koltukta kollarını tutmuş sıkıyor ve kıvranıyordu.

?Sol kolumda ıslaklık var sanki. Sıkılan yer acıyor.?

?Derin bir nefes al ve etrafında kimlerin olduğunu algılamaya çalış.?

 

 ?Her yeri kapalı bir yerdeyim. Ellerim kollarım bağlı. Çok sıkmışlar uyuşuyor sanki. Çıkartmıyorlar.?

Genç kadın bir yandan ağlamaya devam ediyordu.

?Kollarımdan çekiyorlar. Çok acıyor. Hep yalnızım. Kimse gelmiyor yanıma. Mutsuzum, iyi değilim. Birilerini görmek istiyorum.?

?Kimi görmek isterdin??

?Bilmiyorum?

 

Bir müddet daha etrafında olanları algılamaya çalışan genç kadını algılarıyla baş başa bıraktım. O konuşmaya devam etti.

?Kollarım çok yoruldu. Yalnızım.?

?Peki bak bakalım kadın mısın yoksa erkek mi??

?Erkek?

?Kaç yaşlarında olabilir??

?30lu yaşlarında?

?Kıyafetlerini algılamaya çalış?

?Üstü çıplak.? Göz kapaklarının altında gözbebeklerinin hızla oynayarak etrafı görmeye çalıştığını gözlemliyordum. Sonra devam etti.

?Bacaklarım da çıplak.?

 

Daha fazla bir şey söyleyemediğini görünce genç kadını zaman içinde daha geriye götürmeye karar verdim.

?Peki şimdi yavaşça saymaya başlıyorum. 1 dediğimde bu kez bu karanlık yere ilk giriş anını hatırlayacaksın.?

Sayılarla birlikte bu kez iyiden iyiye canı sıkılmıştı.

?Kollarımı tutuyorlar. Çok sıkıyorlar. Askerler var etrafımda ama askerler iyi. Beni zindana atıyorlar. Ama neden ki? Benim suçum yok. Bu büyük bir haksızlık.?

 

Daha da geriye gitmesini istediğimde bu kez güzel hatıralar ortaya çıktı.

?Annem var. Balıkçıyım ben. Sahildeyiz. Sandalım var. Annemle olmak çok güzel. Çok mutluyuz. Yaşım 18 ? 20 gibi. Ama ben kötü bir şey yapmadım.?

 

Yavaş yavaş ağlamaya devam etti.

?Beni haksız yere zindana attılar. Hiç suçum yoktu. Annem çok üzüldü benim.?

Belli ki genç kadın annesi için çok üzülüyordu.

?Bu deneyim sana neler hissettiriyordu??

?Çaresizlik. Müthiş bir çaresizlik. Bir de vücudum çok zayıf düştü. Yerde kayalar var. Taş. Soğuk buz gibi hava. Üşüyorum. Hasta oluyorum. Bütün vücudum ağrıyor. En çok ta bileklerim ve kollarım. Korkuyorum.?

 

?Peki öyleyse şimdi yavaşça ölüm anına gitmeni istiyorum. Bak bakalım kaç yaşında ömüşsün. Ve o anda hala zindanda mısın??

Genç kadının yüzündeki sıkıntı bir anda dağılıverdi.

?Evet ruhum bedenimden ayrıldı. Şimdi rahatım. Ama hala üzülüyorum. Annemi göremeden öldüm. Onun bir suçu yoktu. Benim de yoktu.?

 

?Peki bu hayatın tamamına baktığında, ölümle birlikte hangi duyguları beraberinde getirdin??

?Çaresizlik. Hastalık. Bir de her an her şey olabilir. Haksızlık olabilir. Endişe?

?Peki hangi kararları aldın ölümle birlikte? Bana balıkçı erkek olarak yaşadığın hayatla şimdiki hayatındaki problemlerin arasındaki bağı kurabilir misin??

?Yalnız olmak istemiyorum. Bir daha asla! Çaresiz kalabiliyorum. Bir de güven içinde hissedemiyorum kendimi. Her an her şey olabilir. Haksızlıklar olabilir. Hak etmediğim şeyler başıma gelebilir. Çok kötü. Ve benim bunlarla savaşacak gücüm yok. Hastayım. Vücudum da zayıf. Çaresizim?

 

Genç kadın birkaç saniyelik duraklamadan sonra yüzünde bariz bir idrak ifadesiyle şaşkınlık içinde devam etti.

?Aman Tanrım. Vücudumdaki ağrılar tamamen zindandan öğrendiklerim. Belim ağrıyor mesela, tıpkı zindandaki gibi. Ve bu ağrılarım bana çaresizliği anımsatıyor. Kolayca insanların haksızlığa uğrayabileceklerini öğrenmişim o yüzden de çok endişeliyim. Ve bunu nasıl düzeltebileceğimi bilmiyorum.

?Peki öyleyse, bütün duygularına ve olaylara yeniden ve farklı bir bilinçle baktığında, kararlarında değişiklik olabilir mi??

?Ne gibi??

?Mesela hala hayatında her an kötü bir şey olabilir mi sence? Ya da olanlar karşısında çaresiz kalman mümkün mü??

 

Genç kadın aniden yeniden ağlamaya başladı.

?Ama çok haksızlığa uğradı o. Pislik içinde yaşadı. Yerler iğrençti. Annesini özlüyordu. Annesi onsuz. Annesi onu çok seviyordu. Çok mutsuz oldu o çocuk. Annesi onu göremedi bir daha. Haksızlık bu!?

 

?Peki bu hayat üzerinde değiştirmek istediğin yerler olabilir mi??

?Evet!?

Genç kadın bunu öylesine istekle söylemişti ki, o hayatı düzelterek bir takım duyguları dönüştürebileceğini fark etmiştim.

?Peki bu hayatın neresinden düzeltmeye başlamak istersin??

?Bıraksınlar onu. Ölmesin o! Hasta olmasın.?

?Peki öyleyse, geri dön ve düzeltmeye başla.?

 

Genç kadın bir süre sessizliğe gömüldü. Belli ki kendi sessizliğinde aslında büyük değişiklikler yapıyordu. Yüzündeki ve vücudundaki sıkıntılı duruş yavaşça kaybolmaya başladı. Ağlaması sona erdi.

?Neler olduğunu bana da anlatır mısın??

?Evet. Annesi ile kavuştular. Çocuğun suçsuzluğu anlaşıldı. Annesi çok mutlu. Ben de mutluyum.?

Derin bir nefes alarak devam etti.

?Büyüdü çocuk ve evlendi. Artık yalnız kalmak istemiyor. Bir ailesi olacak. Çocukları olacak. Annesini çok seviyor hepsi.?

?Peki öyleyse, şimdiki bedenin ve bilincinle o balıkçı çocukla konuş. Ayrılmadan önce ona söylemek istediğin şeyler olabilir.?

?Evet. Hep mutlu ol. Artık hasta olmayacaksın. Zengin ol.?

Daha sonra kendi kendine gülümseyerek devam etti.

?Sevgiyle bakıyor bana. Söz verdi zengin olacak. Korkmayacak artık. Annesi hep yanında olacak. Çok iyiyim dedi.?

Kısa bir aradan sonra balıkçı çocuğa hitaben söyle dedi.

?Kendine iyi bak. Ben gidiyorum.?Allaha ısmarladık?

 

?Evet çok rahatladım şimdi.?

?Peki bu çalışmadan sonra yeni kararlar aldın mı kendin için??

?Evet, artık hiç haksızlık olmayacak. Endişelenmem gerekmeyecek. Vücudumdaki rahatsızlıklar, hala o balıkçı çocuğun yaşadıklarını kendime hatırlatmak ve endişelenebilmek içindi. Şimdi anlayabiliyorum. Ama artık buna gerek kalmadı. Sevenlerim yanımda. Ailem, kızım. Çok mutluyum. Ve vücudumdaki ağrıların hepsi BİTECEK!.?

 

Bu genç hanımla yaptığımız seans öylesine etkileyici idi ki sizlerle paylaşmadan edemedim. Daha sonra kendisiyle farklı çalışmalar yaptık. Özellikle de artık öğrenilmiş bir takım eski endişe ve korkuları oradan çıkartırken yerine olumlu duyguları yerleştirmek ve bunları otomatik hale getirebilmek için pekiştirme çalışmaları yaptık.

 

Kim bilir? Belki de psikosomatik rahatsızlıklarımızın pek çoğunun ardında bilinçaltımız yatıyordur.

 

Sevgilerimle?


© 2011 Lotus Kadınlar Kulübü. Tüm Hakları Saklıdır. developed & designed by maya interactive