KİTAP TAVSİYELERİ

KANSER VE BİLİNÇALTI

BİR SEANSIN ÖYKÜSÜ

22.02.2009
BİR SEANSIN ÖYKÜSÜ

ABD DE BİR SEANS

?Bahar Hanım. Şimdi kendinizi çok huzurlu ve mutlu hissettiğiniz bir deniz kenarına gidiyoruz. Burası öyle bir sahil ki, masmavi sular, yavaş ve huzurlu bir şekilde bastığınız kumları ıslatırken, ayaklarınıza tatlı bir şerinlik hissi veriyor. Şimdi?Usulca yürümeye başlayın. Yürüyüş temponuz normal olsun. Benim sesim sizi takip edecek. Ve sesim yavaşladıkça, konuşmalarım ağırlaştıkça?Yürüyüşünüzün temposu da sesimle birlikte yavaşlayacak. Herşey çok huzurlu?.Derin bir nefes alın ve dalgaların kumları yalarkenki sesini hissedin..?

Bahar Hanım, huzurlu bir trans seyri izlerken, aniden yüzünü buruşturdu. Başını iki yana sallayarak söylenmeye başladı.
?Kediler! Kahretsin, kediler geldi yine.?
Gözleri kapalıydı. Huzursuzluğu ve korkusu yüzüne yansımıştı. Usulca sordum.
?Bu size ne hissettiriyor??
?Nefret ediyorum. Ne zaman kedi görsem sağlığım bozulur benim. Kötü bir şey olur. Nefret ediyorum kedilerden!?

Manhatten?da, 63. caddenin Madison Avenue?yu kestiği köşede hoş bir otelin 7. katındayız. Orta yaştakı, dinç görünümlü Bahar Hanım, 2 yatak odası ve 1 salon?dan oluşan bu suite yerleştirilmişti. Kanser ile ilk tanıştığında henüz Türkiye?de yaşıyordu.. Bir gece koltuk altında ceviz büyüklüğünde bir kitle eline geldiğinde, aklına ilk gelen şu olmuştu.
?Ah, iste nihayet bedenime zarar verdim. Kanser oldum galiba!?
O gece sabahı sabah ederek, erkenden hazırlanıp doktora koşmuştu. Teşhis konduğunda, yanılmadığını anladı. Koltuk altı ve göğsünden bir kaç kist ameliyat ile alınmış, daha sonra eve yollanmıştı.
 
Bir müddet sonra, bu sinsi hastalığın ilerleyerek başka organlara da sıçradığı anlaşıldı. Bahar Hanım tam 3 kez Türkiye?de ameliyat olduktan sonra, tedavinin devamı için, New York?a gönderilmişti.

Amerika Birleşik Devletleri?nde tedavi olmak istediğinizde, Hastanelerin Uluslararası Birimleri devreye girerler. Türkçe konuşan bir görevli, sizi, bulunduğunuz şehirde, hastaneniz ve doktorunuza yakın, hesaplı bir otele ya da suit?e yerleştirir, ve bir müddet kalacağınızı göz önünde bulundurarak, size şehirde zorluk yaşamamanız için gerekli şartları temin eder.

Bahar Hanım ile iste bu sırada tanışmıştım. Columbia Presbiterian Hospital?in Onkoloji Bölümü?nde tedavi görürken, Alternatif Tedavi yöntemlerinden de yardım almak istediği için, müşteri temsilcisi tarafından bana yönlendirilmişti.


KEDİLERDEN NEFRET EDİYORUM!!

Salondaki kanepeden kalkarak yavaşça Bahar Hanım?in yanına doğru ilerledim. Bir yandan da zihnim hızlı bir şekilde çalışıyordu. Muhakkak, bilinçaltı bize hastalığı ile ilgili bir mesaj vermeye çalışıyordu. Konsantrasyonunu bozmadan devam ettim.
?Bahar Hanım. Şimdi nefret ve korkunuzu kalbinize iyice yerleştirmenizi istiyorum. Hazır olduğunuzda parmağınızı yukarı kaldırın, ben anlarım.?

Bahar Hanım?in gerginliği yüzünden açıkça okunmaya başlamıştı. Parmağını kaldırdığında terapiye devam ettik.
?Birazdan elinizi elime alarak yukarı kaldıracağım. 1 den 3 e kadar sayacağım. 3 dediğimde, eliniz kucağınıza düşecek ve siz, kalbinizdeki bu negatif duyguyu ilk kez duyduğunuz ana doğru gideceksiniz. Hazır mısınız? Evet şimdi elinizi alıyorum.?

3 dediğimde Bahar Hanım kendisini babaannesinin kucağında buldu.
?Kaç yaşındaşınız??
?1 buçuk ya da 2 gibi.?
?Ne yapıyorsunuz şu anda??
?Duvardaki kedi resmine bakıyorum. Babaannemin kucağındayım. Evdeki kediden korktuğum için banyoya kapatmışlar. Korktuğumu zannediyorlar ama ben nefret ediyorum. Korkmuyorum. Nefret ediyorum kedilerden!?
Peki, şimdi olaya sadece uzaktan, tıpkı bir film seyreder gibi bakmanızı istiyorum. Artık nefret duymayacaksınız. Çünkü bu görüntünün içinde değil, dışındasınız. Sahile doğru dönün ve yürümeye devam edin.

Bahar Hanım yürürken, ben hızla düşünmeye koyuldum. 1 buçuk bilemediniz 2 yaşındaki bir çocuk, kedilerden olsa olsa korkardı. Ama onlardan nefret etmeyi öğrenmesi için henüz çok erkendi. Büyük bir olasılıkla, başkasına duyduğu ve bastirdiği öfke ve nefreti, kedilere yöneltmişti. Muhtemelen, o duygunın asıl sahibi olan kişiyle başa çıkacak güçte değildi. Bahar Hanım sakinleştiğinde, yeniden kendisiyle konuştum. Gözleri kapalı, hala derin bir trans halindeydi.

?Şimdi kendinizi bomboş ve bembeyaz bir odada bulacaksınız. Odanın içinde iki iskemleden başka hiç eşya yok. İşkemlelerden birine sizin oturmanızı istiyorum. Yeniden elinizi tutup 3 e kadar sayacağım. 3 dediğimde, elinizi kucağınıza düşürdüğümde, karşınızdaki iskemleye, affetmeniz gereken öfke duyduğunuz birisi gelip oturacak. Evet elinizi tutuyorum.?
Ve 3 dediğimde sordum.
?Bakın bakalım karşınıza kim gelip oturdu.?
Bahar Hanım?in yüzü allak bullak olmuştu.
?Kocam!?

Bahar Hanım ile uzunca süren bir terapi yaptık o gün. Kocası ile trans içerisinde kendisini konuşturdum. Ancak öylesine öfkeli ve öylesine tahammülsüzdü ki, rahatsızlığını da göz önünde bulundurarak, kendisini başka bir travmanın içine sokmamak adına transı sona erdirdim, ve başka bir yöntem denemeye karar verdim.

BİR BAŞKA TERAPİ YÖNTEMİ

?Bahar Hanım, sizden yazı yazmanızı istiyorum. Kocanız ile ilgili duygularınızı kaleme alın. Uzun uzun yazın.?
Artık transtan çıkmış olan Bahar Hanım itiraz etti.
?Yavrum, ben o adamdan çok çektim. Artık yüzünü görmeye bile katlanamıyorum. Üstelik çok erken yaşta evlendirildim. İlk günden beri çektiğimi sadece ben bilirim. Benim bir huyum vardır. Özel hayatımı kimseyle paylaşamam. Çocuklarım bile bilmez.?


?İşte zaten bu yüzden hastalanmış olabilirsiniz Bahar Hanım. Kanserin tıbbi yönden pek çok sebebi olabilir. Genetik eğilimler de önemlidir. Ama bazen, sadece dışarıya vuramadığımız, baştirip durduğumuz, uzun süreli öfke, nefret, çaresizlik gibi negatif duygular, sözel olarak dışarıya çıkartamazsak, bedenimize zarar vermeye başlarlar. Kansere eğilimi olan bir vücut, böylesine bir duygusal travmadan geçiyorsa, hastalık bazen kaçınılmaz olabiliyor.
Bazen öfkemizi arkadaşlarımıza anlatmamız bile doğru değildir. O kuvvetli duygunun doğru adrese, yanı muhatabına iletilmesi gereklidir. Eğer bunu yapamıyorsanız, yazı yazarak duygularınızı boşaltmanızı önereceğim.

Ancak, yazmanın ya da içinizi boşaltmanın amacı, yaşanan kötü olayları tekrar tekrar anmak demek değildir. Bu kesinlikle yanlıştır. Yapmamız gereken şey, sadece duygularımızı kaleme almaktır. Bu tıpkı bedenimizin belli bir bölümünde birikmiş bir cerahate benzer. İrin boşaltılmazsa, ateş yapabilir, bedenimizin tamamını hasta eder. Oysa, bunu bir şekilde patlatıp çıkartabilirsek, artık rahatlarız.

Sizden ricam, kocanızla ilgili olayları değil., sadece ona olan duygularınızı, ne kadar kötü ya da ayıp olursa olsun, gerçek duygu ve düşüncelerinizi, açık ve net olarak yazmanız. Bu kağıd bir sonraki seansımızda yanınızda bulundurmanızı rica ediyorum. Arzu etmezseniz, ben de okumayacağım. Kimseye göstermenize gerek yok. Cerahati o kağıtların üzerine dökün ve kağıtları trans altındayken, yırtıp atalım.?

Yöntem, Bahar Hanım?in aklına yatmıştı. Bir sonraki seansta, Bahar Hanım?in avucunda sıkı sıkı tuttuğu bir tomar kağıt gördüm. Arkalı önlü yazmıştı. Ne kadar çok olumsuz duygu biriktirdiğini fark ettik birlikte. Trans altındayken onları kendisine temizlettim ve kağıtları yırtıp attı.

BİLİNCALTI VE KANSER

Kanser, duygularla ve karakter yapımızla yakından ilgili bir hastalık malesef. Uzun zaman baştirilmiş kuvvetli öfke, nefret, çaresizlik gibi olumsuz duygular, zaman içinde dışarı çıkarılıp muhatabına yansıtılamazsa, bedenimize zarar vermeye başlayabiliyor. Tabi bu herkes için geçerli olmayabilir, ama genetik olarak kansere eğilimi olan bünyelerde bu hastalık daha kolay başlayabiliyor.

Duygularımızı ortaya koymak, bazen öylesine zordur ki, eğer yapımız gereği içe kapanık ya da kavgadan hoşlanmayan bir kişiliğe sahipsek, canımız sıkıldığında, tepkimizi veremez ve içimize atarız. Bazı kötü olaylarla yüzleşmek bazen çok zordur. Kendimizi ve duygularımızı çekinmeden ortaya koyabilmek, hem cesaret hem de yetenek ister.

Konuşurken karşımızdakini yakıp yıkmak ve sonradan pişman olacağımız sözler söylemek zorunda değiliz aslında. İşte sırf bu yüzden, yazı yazmak son derece ideal ve herkesin kolaylıkla uygulayabileceği bir yöntemdir. Öfkelendiğimiz kişiye önce bir yazı yazar, keskin duygularımızı ortaya koyarız. Rahatladıktan sonra, aslında özet olarak o kişiye ne demek istediğimizi kolaylıkla görebiliriz. İşte yüzyüze konuşabilmek bu noktada ise yarar. Çünkü artık, ne demek istediğimizi bir kaç kısa cümle ile, açık ve net olarak, ve gereksiz kırıcı sözler sarfetmeden söyleyebilecek haldeyizdir 

Yukarıda verdiğim örnekte Bahar Hanım zaman içinde öfkesini dışarıya çıkartıp rahatlamakla kalmadı, hayatı boyunca öfkelendiği insanlara duygularını uygun bir dille söyleyebilmeyi öğrendi.

Seans hikayesinin bir bölümünü sizlerle paylaşmaktaki amacım, seanslar hakkında biraz olsun fikir edinebilmenizdir. Bahar Hanım ile ayrıca uyku bozuklukları ve ağrı kontrolü üzerine de son derece başarılı çalışmalar yaptık. Hikayenin kahramanının gerçek ismi bende saklıdır. 

Diğer konu başlıkları altında, o konular üzerine yaptığım seansların hikayelerini bulabilirsiniz.

Hepinize sağlıklı bir yaşam diliyorum


© 2011 Lotus Kadınlar Kulübü. Tüm Hakları Saklıdır. developed & designed by maya interactive