KİTAP TAVSİYELERİ

KUANTUM BİLGİLERİ

KUANTUM VE KANSER

24.02.2009
KUANTUM VE KANSER

 

KANSERE KUANTUM ÇÖZÜMÜ

 

 

Kuantum dünyası bildiğiniz gibi atom altı parçacıkların hareketlerini inceleyen bilim dalıdır.

 

Kim derdi ki, hayatın ve evrenin sırrı, atomun içindeki elektron, foton ve daha farklı parçacıkların hareketlerinde bulunsun. Hatta daha da ileri gidilsin ve şifacılık alanında, özellikle de kanser tedavisi alanında önemli deneylere ve gelişmelere sebep olsun.

 

Atomu eğer kocaman bir mercek altında inceleyebilseydik, elektron ve çekirdeğinin ebatlarını şuna benzetebilirdik. Bir portakalı gerçek bir futbol sahasının ortasına yerleştirin ve bir pinpon topunu alarak seyirci tribünlerinin arkasından dolaştırın. İşte maddeyi oluşturan atomun yapısı kocaman bir boşluktan oluşuyor düşünebiliyor musunuz?

 

Peki öyleyse bu boşlukta ne var? Daha da önemlisi, maddeler böylesine kocaman boşluktan nasıl birbirine geçmeden katı halde durabiliyor? Ve bunu bilmek benim ne işime yarar?

 

Vücudunuzu düşünün. Atomlardan oluşmuş bedeninizde kocaman bir ağ şeklinde boşluk var. Ve bu boşluk ağı, bedeninizden başka koskoca evreni de kapsıyor çünkü evren de atomlardan oluşuyor.

 

Öyleyse ilk sonuç; evrende herşey birbirine bir ağla bağlı.

 

Kuantum fizikçileri çok şükür ki bu boşluğun aslında boşluk olmadığını, hatta burada sürekli var olan bir enerji akımının varlığını kanıtladılar. Hatta laboratuvar ortamında ölçtüler. Hatta fotonların ve elektronların da sürekli enerji kaybı olmaksızın devinebilmelerinin ve atomun çekirdeğine yapışıp kalmamalarının sebebinin,  bu boşluktaki enerji olduğunu buldular. Yoksa elektronlar boşluğu doldururdu ve madde küçülürdü. 1.80 boyundaki bir insan da küçük bir al yuvar hücresi kadar kalırdı. Ya da benim sağ elim sol elimin içinden geçerdi. Oysa bu mümkün değil çünkü boşluktaki enerji dalgaları birbiriyle aynı değil. Tıpkı parmak izlerimiz gibi...Ama birbiriyle uyumlu.

 

Allah çamura nefesini üfledi ve insanoğlunu yarattı...

Boşluktaki enerjinin nereden geldiğini kimse bilmiyor. Yaradılışın başlangıcında sadece Yüce Yaradan?ın OL dediğini ve maddenin olduğunu biliyoruz. Kur?an ve diğer din kitapları bize bu şekilde öğretiyor. Madde yani çamur (ki çamur aslında toprağı ya da kimyasal tabirle atomun çeşitli hallerini ifade eder) elektronları ile çekirdeğe ayrılırken arada oluşan boşluktaki enerji, Allah?ın üfleyerek araya soktuğu bu sonsuz bilgiyi içeren enerji dalgaları olmasın sakın?

Kimbilir, belki de yaradılış öyküsündeki eksik parçaları kutsal kitaplardaki ve ruhsal öğretilerdeki bilgi ile fizik bilimini birleştirdiğimizde bulacağız. İşin bu kısmını kimse bilmiyor. Ruhsal kitaplarda Kryon serisini okuyanlar bilirler. Orada da hücreler arasında ve tüm evrende var olan bir boşluktan söz edilir ve boşluğun içinde SEVGİ enerjisi olduğu söylenir.

 

Ve Yeniden Kuantum

 

Eğer tüm bu boşluktaki enerjiyi toplayabilseydik, 10 üzeri 40 gibi bir sayı bulacaktık. Fizikçi Richard Feynman?a göre 1 metreküplük havadaki ALAN da bulunan enerji ısıya çevrilebilseydi, dünyadaki tüm okyanuslar bir anda buharlaşabilirdi. Bu enerji, dalgalar halinde evrene doğru yayılıyor.

 

Şimdi vücudunuzun herhangi bir bölgesini düşünün. Örneğin akciğer. Burada bulunan hücrelerin boşluğunda bir rezonans var. Yani dalgalar halinde evrene mesaj gönderen bir enerji. Bunun frekansı tıpkı mors alfabesi gibi kodlu ve bilgi içeriyor. Bu frekans, öncelikle bedenimizin diğer bölümleri ile uyumlu, aynı değil ama uyumlu. Tıpkı bioritm uyumu gibi.

 

Hayal edin..Akciğerlerinizin bir bölümünde çeşitli sebeplerden dolayı bazı hücrelerin frekansı uyumsuz hale geliyor çünkü bozuluyor. Bu durumda ne olur? Hücreler hastalanır çünkü sağlıklı hücrelerle ve evrenle haberleşemez. Bilgiyi alamaz. Ve bu sağlıksız bir iletişim haline dönüşür. O hücreler normal halde bölünüyorken anormal bölünmeye başlar.

 

Evet, yanılmadınız. Anormal şekilde bölünmeye başlayan hücrelere KANSER adı veriyoruz. Kanser hastalarının fiziksel anlamda bazı hücreleri evrenle ya da sağlıklı hücrelerle haberlerşemiyor.

 

Bilim adamları bunu engellemenin yolunu bulmak için çalışırken bir deney yapmışlar. Bu hücrelerdeki boşluğun frekansının tam tersini vererek hücrelerdeki frekansı iptal etmişler. Evrenin en büyük yasalarından biri harekete geçmiş. ?DOĞA BOŞLUĞU SEVMEZ, DOLDURUR? Ve sağlıklı hücrelerdeki frekans, kanserli hücrelerdeki frekansı yeniden uyumlu halde başlatmışlar.

 

Deneye katılan kanserli hastalardan pek çoğu, hiç ilaç almadan 1 yıl içinde tümörü kendi kendilerine yenmişler. Bu projenin sonucunu bilim adamları pek çok tıp konferansında, onkolog profesörlere ve ilaç sektörüne sunmuşlar. Hem de defalarca. Proje uzun süre tartışılmış. Projenin sahibi bilim adamından, hücrelerin kendi imzasını taşıyan frekansı yaydığının matematiksel olarak kanıtı istenmiş. Ancak bu mümkün olamamış. Ve proje rafa kalkmış.

 

Bu projeyi The Field (ALAN) kitabında okuduğumda çok heyecanlanmıştım. İnsanlığı böylesine kurtarabilecek bir tedavi yöntemini neden bu kadar sorguladıklarını, herhangi bir hastanede neden istekliler üzerinde denemediklerini düşünmüştüm. Kimbilir belki de bu kuantum fizikçilerinin, kağıt üzerinde ispatlayamadıkları kuramlarına tıp dünyasının inanmak istemeyişinden kaynaklanmıştı. Ya da daha korkuncu, kanser hastalığı doktorlar ve ilaç şirketleri için çok para getiren bir sektör olduğu için baskıyla rafa kaldırılmıştı.

 

Meraklılarına ya da kanser hastalığı olup ta bu tarz şifa arayanlara önerim, Lynne Mc Taggart?ın akıcı bir üslupla yazdığı ?The Field? kitabını okumaları. Kitap ne yazık ki Türkçe?ye çevrilmemiş. Okuyacak olanların çok etkileneceğini şimdiden söyleyebilirim.

 

Kitap, kuantum fizikçilerinin ABD ve diğer bazı ülkelerin bilim adamları tarafından uygulama projelerini anlatıyor. Tarihler, dosya numaraları ve gerçek isimler ile arşivlere kaldırılmış olan ya da başarıya ulaşmış olan önemli çalışmaları kapsıyor.

 

 

 

New York ?ta Kanserli hastalarla hipnoterapi çalışması yaparken çok çarpıcı bir şey fark etmiştim. Kanserli hastaların pek çoğunda, bastırılmış öfke, uzun süreli kapana kısılmışlık, yoğun suçluluk ya da endişe gibi çeşitli duygulari yıllar yılı barındırmış  oluyorlar. Duygu ve düşüncelerimiz, hatta inanç kalıplarımız manyetik alan oluşturduğu için, hem de çok güçlü bir manyetik alan oluşturduğu için, hücrelerimizdeki zayıf noktalarda bulunan boşluktaki dalgalar etkileniyor. Ve bilinçaltına atılan her türlü inanç kalıbı, ALAN ımızı etkiliyor. Tıpkı negatif duygu ve düşünceler gibi. Bu gerçek, kuantum fizikçileri tarafından kanıtlanmış zaten. Ama eğer Kryon daki sevgi enerjisi doğru ise, ya da Kur?an daki Allah?ın nefesi doğru ise, o zaman Yüce Yaradan ın nefesi en yüksek ve en güzel frekansta olduğu için SEVGİ de kalabilmek, öfkelerimizi, basırılmış negatif duygularımızı suçluluk hissimizi ya da bilinçaltımızı temizleyemezsek, muhakkak bedenimiz kanserli hücre yaratma eğiliminde olacaktır.  

 

O yüzden de kanserli hastalarla çalışırken biz hipnoz terapistleri, muhakkak bastırılmış duyguların temizliğini, ruhsal arınmayı ya da hastayı duygusal olarak dengeye getirmeyi hedefleriz. Çalışmalarımızın diğer kısmı ise ağrı kontrolü ve meditasyon yoluyla stres kontrolü ve uykusuzluk problemlerini elimine etmekten oluşur.

 

Ben sizler için KUANTUM adlı yeni açtığım menüde zaman zaman bu kitaptan önemli bölümlerden çeviriler yapacağım. İlk önce pek çok kişinin şüpheyle baktığı enerji şifacılığının gerçek işleyişine yer vereceğim. Sizlerden gelecek talepler olursa daha farklı bölümlere de yer verebilirim. Bana info@lotuskadinlarklubu.com dan mail atmanız yeterli.

 

Sevgilerimle...

 

Seda Diker.

 


© 2011 Lotus Kadınlar Kulübü. Tüm Hakları Saklıdır. developed & designed by maya interactive