
Hepinize Merhaba,
Bugün sizlerle zaman kavramını paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz ta çocukluk, hatta bebeklik dönemimizden kalma sorunlarımızı tutabiliyoruz. Onları hatırlamayı hiç sevmiyoruz. Unutup bastırmayı, derinlere gömmeyi tercih ediyoruz. Bu sayede, onlardan kurtulduğumuzu zannediyoruz, ama günün birinde karşımıza başka bambaşka alanlarda çıkıveriyorlar.
Bilinçaltı çok tuhaf çalışan bir mekanizma... Siz 3 yaşınızda babanızı kaybetmiş ve kendinizi son derece savunmasız hissetmeye başlamış olabilirsiniz. Ve o dönemde, anneniz sizi avutmak için elinize atıştıracağınız yiyecekler tutuşturarak avutmaya çalışmış olabilir. Bilinçaltınız bu zinciri öğrenir. Üstelik o dönemde mantığınız da henüz gelişmemiştir. Duygusal sisteminiz bunların üzerini örter ve yıllar geçer. Günün birinde, nedensizce kilo almaya başladığınızı fark edersiniz. Sebebini ilk bakışta anlayamayabilirsiniz.
Oysa kısa bir çalışma yapıldığında, aslında çok yemek yemek ya da sürekli atıştırmak için derinlerde bir şeylerin sizi tetiklemeye başladığı ortaya çıkar. Bu yalnızlık ya da savunmasız kalma duygusudur. Ve kendinizi bu duygudan kurtarmaya çalıştıkça, kaybetme korkusu ile başbaşa kalırsınız. Artık korkuyu geçirmek için iki yolunuz vardır. Ya hayatınızdaki kişilere sıkı sıkı tutunmak ve onları kontrol etmeye çalışmak... Çünkü kimseyi hayatınızdan çıkartmak istemezsiniz. Ya da 3 yaşında öğrendiğiniz gibi sürekli atıştırır ve iştahınıza engel olamazsınız. Vücudunuz kilo almaya başlar. Kilo aldıkça kendinizi güvende hissedersiniz. Her rejim yaptığınızda kilo vermeye başlar başlamaz içinizi bir huzursuzluk hissi kaplar...
Bu örnekte, kilo vermek istiyorsanız, muhakkak duygusal sebepleri ortaya çıkartmak ve değiştirmek zorundasınız. Bunu da zaman çalışması yaparak başarabilirsiniz.
Son zamanlarda bazı programlarda kuantum ile ilgili tartışmalar yapıldığını, ve bazı pozitif bilim alanında hizmet veren değerli hocalarımızın kuantum bilimine saldırdığını gözlemliyoruz. Bu programların sonuncusunda, kuantum bilimini savunan kişilerin, geçmişi düzelterek geleceği de değiştirebileceğimizi savunduklarını dinledim. Fakat pozitif bilimin tavrı bu konuda çok netti. Geçmişe dönülmez ve gelecek de bu şekilde değiştirilemez. Bunlar safsatadır. Sakın kuantum ve diğer söylemlere inanmayın tarzında açıklamalar yapıldı.
Belki de bazılarınız bu tartışmayı izlemişsinizdir. Ben izledim. Her iki tarafa da hak verdim, çünkü aynı şeyleri farklı farklı kelimelerle ifade ediyorlardı aslında...
Sizce zamanda geri dönüş olabilir mi? Bedenin ya da insan bünyesinin zaman kavramı var mıdır?
Geçmiş yaşam terapisi dediğimiz regresyonda deneyimlenen şeyler nelerdir?
Bedenimizin, hayatın, olayların, olaylara verdiğimiz tepkilerin elbette bir zamanı vardır. Bu yüzden geçmişe dönüp, olayları hatırlayıp değiştiremeyiz. Olmuş bir şeyi olmamış hale getiremeyiz.
Ama duygularımızın zaman kavramı yoktur. Bunu bazen unutabiliyoruz. Duygularımızın kaynağı hangi olay ise, o olaya geri dönüp, olumsuz duygularımızı çıkartıp temizlediğimizde, gerçekten de geleceğimizi bile değiştiriyoruz. Çünkü artık aynı olaya eski tepkimi verme ihtiyacı duymamaya başlıyoruz. Örneğin savunmasız ve yalnız kalma duygumu değiştirebildiğimde, artık gelecekte her yalnız kaldığımda yemek yemeye koşmayacağım. Bunun yerine duygusal sistemimde bir başka tepki geliştireceğim. Bu tepki, benim seçtiğim ve olumlu bir tepki olacaktır. Bunun duygusal çalışmasını yaptığım zaman, artık fazla yemek yemeyeceğim.
Sadece bebeklik ya da çocukluk anıları mı duygusal tepkilerimzden sorumludur? Hayır. Hepinizin bildiği gibi bilinçaltı öyküleri zaman zaman bize bambaşka bir zaman diliminde, bambaşka bir mekanda ve çevrede yaşanmış bir geçmiş hayat öyküsü verebiliyor. Peki biz ?Geçmiş Yaşam diye birşey yoktur? deyip bu çalışmaları çöpe mi atmalıyız?
Yoksa en azından bilinçaltımızın ya da duygularımızın bize sunduğu bu değerli hikayeyi, doğru olup olmadığını sorgulamadan, içindeki anafikri alıp şifalandırma için mi kullanmalıyız?
Çoğunlukla geçmiş yaşam öyküleri, kişinin uydurabildiği bazı hikayeler olabiliyor. Bazen de sujenin bebeklik ya da çocukluk döneminde seyretmiş olduğu bir filmden etkilenmiş ve ona benzer uydurmuş olduğu bir öykü olabiliyor. Ama önemli olan, hikayenin doğruluğu değil, içinde saklanmış duygu ve inanç kalıbıdır. Bunlar ne yazık ki uyduruk bile olsa hayatımızda bazı alanlarda istemediğimiz tepkiler vermemize ya da savunma mekanizmaları oluşturmamıza sebep olabiliyorlar. İşte bunların şifalandırılması, bir zaman çalışmasıdır.
Bunu biz NLP, meditasyon, hipnoz ya da imgeleme çalışmaları yoluyla, hayat problemleri ile başa çıkamayan kişiler ile çalışırken, psikolog ve psikiatristler patalojik ya da derin psikolojik sorunları olan kişiler üzerinde çalışıyorlar. Ama her ikisinde de zaman çalışması çok önemlidir. Yoksa, kişi hiçbir zaman değişemez, duyguları dengeye gelemez, ve kimyasal ilaçlara bağımlı hale gelebilir. Sadece ilaç kullanımı ile duygular kalıcı değişime uğrayamıyor ve kişide ilaca bağımlılık başlıyor. Oysa zaman çalışması ile duygusal köke inildiğinde, artık kişi bir daha aynı problemi yaşamıyor.
Aslında hepimiz aynı şeyleri uyguluyoruz. Ama sadece kendi yetki alanlarımızda, kendi eğitimlerimiz ölçüsünde yapabiliyoruz.
Sevgilerimle