
GENÇLİĞİN UNUTULAN SIRRI
Herkese Merhaba,
Cinsellik / Orgazm?.
Spor
Dans
Bu üçünün ortak noktası nedir sizce?
Bunları yaptığımız zaman bedenimizden büyük miktarlarda yaşam enerjisi açığa çıkar. Bu öylesine güçlü bir enerjidir ki, endokrin bezlerini düzenli olarak çalıştırarak hormonları dengeye getirir. Hatta en güzel ve en muhteşem sonucu, anti-aging olarak iş görmesidir.
Evet yanlış duymadınız.
Açığa çıkan yaşam enerjisini doğru kullanmayı öğrendiğiniz zaman, yaşlanma süreciniz yavaşlar, bedeniniz şifa bulur ve bağışıklık sisteminiz kuvvetlenir.
GENÇLİĞİN ENERJİ BOYUTU DA VAR
Gençliğin ve güzel bir cilde sahip olmanın pek çok yolu var. Biz hanımlar cildimiz için çeşitli haplar ve kremler kullanmaya başladık. Yaşam stilimizi değiştirdik. Spor yapmaya başladık. Tıbbın bize sunduğu pek çok buluş var. Hekimlerimiz hangi ürünü ne kadar kullanmamız gerektiğini bizlere söyleyeceklerdir.
Benim burada özellikle, genç kalmanın enerji boyutunun da var olduğunu vurgulamak istiyorum. Tıpkı şifada olduğu gibi, genç kalmanın da sırrı, bu işi sadece fiziksel boyutuyla değil, ruhsal, duygusal ve zihinsel boyutuyla da ele alabilmekte yatar.
Tıbbın bize sunduğu tüm olanakları bedenimiz için, cildimiz için kullanabiliriz. Ancak bunun tamamlayıcılarını da uygulamak zorundayız. Yoksa çabalarımız yarım kalir, ve tıpkı bir bacağı eksik bir masa gibi, dengede duramayız ve çabalarımızın sonucu kalıcı olamaz.
Eğer gerçekten mükemmel sonuçlar almak istiyorsak, ruh ve beden bütünlüğü içinde çalışmaya özen göstermeliyiz. Dermatologlarımızın bize önerdiği yöntemleri uygularken enerjiyi kullanma biçimimizle ve bilinçaltımızdaki konuyla ilgili olumsuz inanç kalıplarını tamamen temizleyerek bizi destekleyecek kalıpları yerleştirerek, tıbbi yöntemlerin etkisini artırmalıyız.
BESLENME
Herşeyden önce, biz, bedenimize Kabul ettiğimiz gıdalarla şekilleniyoruz.. Hepinizin bildiği gibi vücudumuzun yaklaşık %70?I, sudan oluşuyor. İşte sırf bu yüzden, yediklerimize çok dikkat etmeli ve bol bol su içmeliyiz.
Beslenme uzmanlarımız bize, eğer yaşlanmak istemiyorsak, karbonhidrat ve şekerden uzak durmamızı, kafein ve tein alımını sınırlamamız gerektiğini söyleyeceklerdir. Bu konuda gerekli detayları konunun uzmanlarından da öğrenebilirsiniz.
SU VE BİLİNCALTI
Ancak, su ile ilgili çok önemli bir çalışmaya dikkatinizi çekmek istiyorum.
Japon araştırmacı, Masaru Emoto?nun su molekülleri üzerine yaptığı dünya çapında araştırmalar ve deneyler, artık herkes tarafından biliniyor. Masaru Emoto, suya donmadan önce dua , olumlu duygu ve düşünceleri sözle ya da yazılı olarak aktarma, ya da müzik dinletme yöntemleri ile pozitif enerji aktarıldığında, moleküllerinin mükemmel bir kristal yapıya kavuştuğunu, hatta güzelleştiğini kanıtlamıştır. 10 yılı aşkın bir süredir yaptığı çalışmalar ve araştırmalar, halen devam etmektedir.
Suya verilmesi gereken mesajlar, sevgi, şükran ve şefkat duyguları içermelidir. Eğer sürekli eleştirilirse, su molekülleri çirkinleşerek, bütün simetrisini kaybediyor.
Bu çalışmanın teknik detaylarınıhttp:// www.thank-water.net/english/ adlı siteden de öğrenebilirsiniz.
Şu moleküllerinin bilgi taşıyıcı olduğunu ve söylenen sözlerle birlikte kişisel enerjiden etkilendiğini öğrendik. Vücudumuzun büyük ölçüde sudan oluştuğunu ve içtiğimiz suyla birlikte yaklaşık 6 hafta içinde bedenimizdeki suyun değiştiğini de biliyoruz. O halde bize düşen ilk görev, iç sesimizi ve enerji alanımızı doğru şekilde programlamaktır.
Bilinçaltımızda saklı olan bazı cümleler, bizim iç sesimizi oluşturur. Kendi kendimizle başbaşa kaldığımızda, davranış şeklimiz ve düşüncelerimiz bu inanç kalıplarından etkilenir.
Aynaya her baktığımıza, yüzümüzde yeni bir kırışıklık oluşup oluşmadığına bakıyorsak, güzelliklerimizi değil de kusurlarımızı fark edip hayıflanıyorsak, bu duyguların verdiği negatif enerji, vücudumuzdaki su tarafından bilgi olarak tutulmaya başlıyor
Su, eninde sonunda, bedenin kendisini bu şekilde programlamaya eğilimli olmasını sağlıyor. Tıpkı bir bardak şifa duası okunmuş suyun hastaya içirilmesinde olduğu gibi, beden içine kabul ettiği suyun bilgisini de kabul edip benimsiyor.
Bu tıpkı çift yönlü bir yol gibi, inanç kalıplarımız ve iç sesimiz yüzünden bedenimizdeki su olumsuz olarak şartlanabildiği gibi, negatif duygularla molekülleri bozulmuş su da bedenimizi olumsuz yönde şartlayabiliyor.
Olumsuz kalıplarımızı bulalım ve bizi destekleyecek şekilde değiştirelim.
Kendimizi sevelim.
Zihnimizi ve duygularımızı temiz ve olumlu tutalim.
Stresten kaçınalım.
İçtiğimiz suyu programlayalım
İç sesimizi olumlu anlamda değiştirelim
Duygu ve düşüncelerimizi yönetelim.