
LÜTFEN BANA SEVGİLİMİ UNUTTUR
Beni bilen bilir. En çok kısırlık tedavisi gören hanımlarla çalıştım. Belki de yıllarca bu alanda hanımlara yardımda bulundum. Duygusal destek verdim. Bilinçaltlarında hamileliğe karşı oluşmuş inanç kalıpları varsa onları çözdüm. Amerika?dayken kanserli hastalarla çalıştım.
Oysa İstanbul?a yerleştiğimden beri kapımı çalan, eş dost vasıtasıyla numaramı bulup benden yardım isteyen pek çok kişi, benden ikili ilişkiler üzerine yardım istiyor. Türkiye?den 5 yıl ayrı kaldım. Döndüğümde, insan profilinin, hatta ikili ilişkilerin boyutunun son derece değişmiş olduğunu gördüm. Türkiye gibi kapalı toplumlarda galiba insanlar geçlik yıllarında bastırıp yaşayamadığı ne kadar duygusu varsa, hepsini 30 lu yaşlarda keşfetmeye başlıyor.
Ofisime gelen kaç kadının ?Lütfen sevgilimi bana unuttur. Nedense erkekler konusunda hep hata yapıyorum. Bir türlü aradığım mutluluğu bulamadım.? Diyen öylesine çok hanım oldu ki...
AYRILIK YÖNETİMI
Evet, yanlış duymadınız. Sevgiliden ayrılmanın da bir terapi yöntemi var. Bunu psikologlarımız başarılı bir şekilde zaten uyguluyorlar. Ama benim bahsetmek istediğim şey, aynı konunun spiritual yanı ve enerji boyutu.
Benden bu konuda yardım isteyen bir kişiye hipnoz terapisi uygulayabilirim. Tıpkı sigara bıraktirir gibi, sevgilisine geliştirdiği bağımlılığı bir müddet için geçirebilirim. Ve tabi, kişinin acı çekmesini minimuma indirebilirim belki?Ama, ilişkideki sorunun kökenine inmedikçe, ve bu sorunu ortadan kaldırmadıkça, asla başarılı olamam. Kısa süreli çözüm olarak kalir. Tıpkı kişinin sigarayı 6 ay bırakip, duygusal olarak zayıf bir anında yeniden başlayabilmesi gibi, eski acılar yeniden depreşebilir.
Oysa bizim istediğimiz şey, ilişkide oluşan sorunun kökenine inmek?Sorunu ortadan kaldırmak?Ve bu arada, ayrılığın verdiği acı ve bağımlılığı yavaş yavaş damarlarından çıkartıp atmak?Bedeni, zihni, ruhu ve duyguları aynı anda temizlemek?Acı çekmeden, kişiyi eskinin ağırlığından kurtarıp, yepyeni bir ilişkiye, korkusuzca hazırlamak?
Bu tarz ayrılıklarda, muhataplar arasında büyük kavgalar öfke sonucu birbirine sözlü ya da duygusal saldırılar, ve nihayet iletişimi durma noktasına getirecek kadar büyük kırgınlıklar oluşuyor. Kimi zaman, birbirinden intikam alma arzusu ya da karşısındaki kişiyi yeniden kendisine bağımlı kılma gibi gizli istekler olabiliyor. Oysa, iki kişinin birbirinden ayrılırken, birbirini sevgiyle ve saygıyla uğurlayabilmesi, acı çekmeden, her iki tarafın da mutlu ve huzurlu olarak kendi
yolunda yürümeye başlaması için yapılması gereken belli uygulamalar var.
KENDİME OLAN SAYGIMI YİTİRME NOKTASINA GELDIM
Yine 30 lu yaşlarında, güzel mi güzel, akıllı mı akıllı, sevgi dolu bir hanımdan bahsetmek istiyorum. Uzun boyu, incecik vücudu ve sapsarı saçlarıyla son derece dikkat çekici ve güzel bir kadındı. İçeri girdiğinde kendisine hayranlıkla baktım. Fakat bu güzel genç kadının gözlerinde parıltı eksikti. Sanki o güzelim sarı saçları matlaşmış, yüzünde çene hizasında kocaman sivilceler çıkmış, bedeni gururla dikilmek yerine belli belirsiz eğilmişti. Duygusal olarak hırpalandığı belliydi.
Koltuğa oturduğunda, üzgün bir tavırla anlatmaya başladı.
?Seda Hanım, çok mutsuzum. Bir erkek arkadaşım var. Başlangıçta herşey öylesine mükemmel başladı ki, iste bu aradığım aşk diye düşündüm. Belki 6 ay ya da 1 yıla yakın bir süre bu şekilde güzel devam etti herşey. Daha sonra ne yazık ki, benimle yakından ilgilenmeyi bıraktı. Odak noktası ben değildim artık. Üstelik daha da kötüşü, ben aşkı tazelemeye çalıştıkça, o sadece cinselliği ön plana çıkartmaya çalıştı. Aramızda yaşanan bedensel zevkler öylesine güçlüydü ki, bir müddet buna kendimi alıştırmaya ve durumu olduğu gibi kabullenmeye çalıştım. Birkaç kez de kendisiyle konuştum. Durumu kabul etmek yerine, beni çok sevdiğini, duygularında benimle ilgili bir azalma olmadığını söyleyip durdu. Oysa davranışları, sözleriyle birbirini asla tutmuyordu artık. Çok mutsuz oldum. Bir müddet kendimle mücadele ettim. Bırakmaya çalıştım ama yapamadım. Benim gibi bir kadının, böyle sadece cinsellikle ilgilenen bir erkekle ne işi var diye ken dime sorup durdum. Her hafta başı, kendi kendime söz verdim, bu kez onu tamamiyle bırakacağıma. Ama asla başarılı olamadım. Bu adama karşı çok zayıf hissediyorum kendimi. Tıpkı sigara bırakmaya çalışmak gibi bir şey bu. Kalbim ağrıyor. Acı çekiyorum. Böylesine umursamazca bedenimi arzulayıp geri kalan zamanda benimle birlikte olmaktan kaçınan bir adamı hayatımda tutmayı kendime yakıştıramıyorum. Kendime olan saygımı yitirme noktasına geldim.?
Bu genç hanım, başına gelenleri belli ki gururuna yediremiyordu. Muhtemelen etrafında pek çok hayranı vardı, ama onun aklı fikri kendi erkek arkadaşında takılı kalmıştı. Duygularına söz geçiremiyordu.
Sordum.
?Peki bu adamı gerçekten bırakmayı istiyor musunuz??
Umutsuzca basını salladı.
?Evet istiyorum. Ama ne yazık ki çok zor. İki kez denedim bunu. Ama ne o beni ciddiye aldı ne de ben gerçekten kararlı davranabildim. Kalbimde öylesine büyük bir acı oluştu ki, sanki bu ilişki beni çok tatmin ediyormuş gibi, ilk günlerimizdeki güzellikler geri gelecekmiş gibi bir hisse kapılıyordum. Oysa her barışmamızda, işler biraz daha kötüye gidiyordu. Artık dayanamayacağım. Bir arkadaşım sizden bahsedinçe, bir kez gelip sizinle konuşmak istedim. Belki bana bir yardımınız dokunabilir.?
KALBİMİZE DURUST DAVRANMAK
Dürüstlük, en büyük erdemdir?
Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri başkalarına yapmamalıyız?Yalan söylememeliyiz mesela?Dürüst davranmalı, karşımızdakini kandırmamalıyız?
Peki ya kendimizi?
Yaşamlarımız boyunca, en çok kendimize yalan söylediğimizi, en fazla kendi duygularımızı görmezlikten geldiğimizi biliyor muydunuz?
Bunu fark edecek kadar cesaretiniz oldu mü hic?
Birlikte çalıştığım kişilerde özellikle eski bir sevgiliyi hayatından çıkartmak için bana gelenlerde ilk fark ettiğim eğilim, aslında o sevgiliyi asla bırakmak istememeleriydi. İçten içe, o kişiyi gerçekten bırakmaları gerekip gerekmediğinden emin değildiler. Yüreklerinin derinlerinde bir yerlerde, eski günlere dönmenin hayalini kuruyorlardı aslında?
Bir anda ilişkimizi kestirip atmak, ruhumuzda bir çeşit fırtına yaratır. Tıpkı soğuk ve sıcak havanın çarpışmasıyla birlikte okyanus sularını karalara dökecek kadar kuvvetli hortumların oluşması gibi, ruhumuzun bir yanı ?Bu ilişki artık bitsin, beni mutlu etmiyor? darken, bir başka yanı ?Ya hata yapyorsam, ya çok özlersem, ya bir daha asla onu göremezsem, ya eski günlere dönme şansımızı kaybedersek, ya bir daha asla önün gibi birisini bulamazsam? diye endişe eder ve içimizde duygusal fırtınalar yaratırız.
Oysa, bu vesvesenin gerisinde yatan başka bir sebep daha vardır.
Karşımızdaki kişinin bize olan duyguları zaman içinde değişebilir. Bu muhtemeldir.
Ve sevgi bir taraf için bitmişse, diğer taraf ta mutlu olamaz. Çünkü sevgi bir çiçek gibidir. Sürekli sulanması, beslenmesi gerekir. Bir taraf bunu yapmıyorsa, diğer taraf duygusal olarak zarar görmeye başlar. Ve o aşk sönmeye başlar.
Yapılacak tek şey, bunu kabullenmektir.
Bize aşık olmuş ve güzel şeyler yaşadığımız birinin bize artık duygularının değişmiş olmasını kabullenmek gerekir.
Birinci adım budur..
Bunu kabullendikten sonra, kalbimizde, o kişiye karşı SEVGI, SÜKRAN ve ŞEVKAT duyguları taşıyarak, hoşçakal diyebilmeliyiz.
Bu sarısın genç hanımla bir müddet konuştum. Kendisiyle kısa bir seans yaptık. Öncelikle acı çektiği anlarda, analitik zihin bypass edildiği ve bilinçaltındaki kalıplar ortaya çıktığı için, yüreğindeki ağırlık tam olarak ifade bulup, hafifleyene kadar yazı
yazdırdım. Sevgilisi hakkındaki duyguları, kendi inançları, üzüntüsü detaylı bir biçimde ortaya çıktı. Ve bu hanımın aslında bilinçaltında,
?Ben sevilmeye layık değilim.?
?Erkeklere duygularımı gösterirsem paspas durumuna düşerim.?
?Zaten hayatıma giren bütün erkekler bana bir müddet sonra aynı şekilde ilgisiz davranmaya başlıyor.?
?Evlilik çok korkunç, eğer evlenirsem, muhakkak monotonlaşırız?
Gibi kalıplar barındırdığı ortaya çıktı. Ve bu kalıpları daha derinlemesine incelemek için kendisiyle hafif bir trans çalışması yaptım. Daha da derinlerde, babasıyla olan problemleri, gerçek sevgiyi babasından hiç tatmadığı, duygularını ortaya koymaktan ziyade bastırmayı seçtiğini bulduk.
Ve tabi kök duygu ?DEĞERSİZLİK? çıktı. Duygularını bastırıyor, beğendiği erkekleri çok yüceltiyor ve onlara ulaşamamak için elinden geleni yapıyordu. Kendisine ilgi duyan erkekleri ise beğenmiyordu. Bir nevi, kendi kendisini, aşksız bir yaşama hapsetmiş gibiydi. Üstelik bunun farkında bile değildi.
HER AYRILIK YEPYENİ BİR BAŞLANGIÇTIR
Kendisine ilgi duyan ve çok seven erkeklerle bir müddet mutlu olduktan sonra, bilinçaltında yazılı bütün korkuları bir şekilde ilişkisine yansımaya başlıyordu. O erkeği içten içe fazla önemsememeye başlıyor, ve tabi buna tepki olarak, erkek arkadaşı da zaman içinde kendisinden uzaklaşmaya başlıyordu. Karşısındaki erkeğe yanlış mesaj vermişti uzun sure?Ve bu erkek kendisini sadece cinsellık çerçevesinde kabul ettiğinde, mutsuz olmuştu. Nedenini anlayamamıştı. Ve o erkeği, sırf kendisine olan ilgisi azaldığı için, yeniden yüceltip, ulaşamayacağı bir yere koymuştu
Bu güzel hanımla çalışırken, ilk günlerde erkek arkadaşını bir müddet görmemesini tavsiye ettim. Beni dinledi. İlk etapta, kendi iç dünyasıyla yüzleşmenin verdiği gerginlik ve şaşkınlığı yaşadı. Daha sonra bu kalıpları silmeye başladık. Ve tam bu sırada, erkek arkadaşını çok özlediğini fark etti. Çok mutsuzdu. Onun kendisini bunca zaman boyunca hiç aramamış olması da kalbini acıtıyordu.
Bir sabah bana geldi ve söyle söyledi.
?Artık yepyeni bir ilişki istiyorum. Hazırım. İçimdeki tezatı düzeltmek için epey yol aldım. Bir daha asla aynı hatayı yapmam.?
Her bitiş yepyeni bir başlangıçtir aslında. Ama yeni başlangıçları hayatımıza getirebilmek için önce ruhumuzda eskinin kalıntılarını tamamen silip atmak gerekir. Yoksa etrafımıza yaydığımız enerji, bir şekilde yenileri engeller. Bilmeden, etrafımıza kalbimizin başka biriyle dolu olduğu mesajını veririz. Üstelik bunun farkına da varmayız.
?Şu anda eski sevgilin hakkında ne düşünüyorsun? ? diye sordum.
?Ona karşı çok hataliyim. Keşke hislerimi ona daha güzel ifade edebilseydim. Keşke bu halimle önün karşısına çıkabilseydim? diye cevapladı üzgün bir sesle.
?O halde artık seanslarımızın son aşamasına gelmişiz? diyerek kendisinden eski erkek arkadaşını aramasını ve bir randevu talep etmesini istedim. Birbirlerine gerçek duygularını itiraf etmeden, içlerinde hala birbirlerine söylenecek bazı sözler kaldığı müddetçe asla mutlu olamazlardı. Bu adamı damarlarından çıkartabilmesi için, genç kadının onunla, kalbine karşı dürüst davranarak, gurur ya da değersizlik duygusuna takılmadan, gidip açıkça duygularını aktarması gerekiyordu.
Genç kadın önce itiraz etti ama sonra bunu başardı. Birlikte bir yemek yediler ve genç kadın aslında genç adama ne kadar öfke duyduğunu, kendisine karşı duygularının azalmasını nasıl kabullenemediğini, ve bu yüzden çok üzüldüğünü, ama artık kendisine olan kırgınlığının geçtiğini, ve geriye saf bir sevgi kaldığını, bundan sonra dost kalabileceklerini ve birbirlerini her ne olursa olsun iyi anmalarını istediğini söyledi.
Ve o anda bir mucize oldu..
Sandığınız gibi, ilişki yeniden başlamadı..
Sadece genç kadın, içinde kendisini kemirip duran acıyı söküp atmış oldu.
Bir erkeğe duygularını olduğu gibi söyleyebildiğini fark etti. Ve bu onu duygusal anlamda müthiş derecede güçlendirdi.
Genç adama olan ilgisi bir anda sönüverdi. Korkusuyla yüzleşmişti, Ve ona karşı gerçekten sevgi, şefkat ve şükran hisleri duydu.
?İyi ki hayatıma girmişsin. Bana çok şey öğrettin. Teşekkür ederim. Bundan sonra çok mutlu olmanı dilerim? diyerek yanında ayrıldı.
Genç adam ise bir müddet daha bu hanımın peşinden koştu ama sonra bu ilişkinin ucunu bırakti.
Her ilişki, kendimizi görüp düzeltebilmek için bir ayna vazifesi görür. O yüzden zayıf yanlarımızı bize yansıtacak kişileri hayatımıza çekeriz.
Ta ki, canımız acıyana kadar..
Sonra kendi içimize dönüp bakarsak, ve eksiklerimizi görüp düzeltirsek, karşımızdaki insana duyduğumuz ilgi saman alevi gibi sönüverir.
Bu söyledikerim uzun soluklu ilişkiler için geçerli değildir. Ama ruhsal gelişim içinde olduğumuz zamanlarda, hayatımıza ?Bay Mükemmel?İ çekmek yerine iste böyle içimizdeki gizli düğmelere bakacak ve bizi ruhsal gelişimimiz için uyandıracak kişilerle birlikte oluruz.
Şunu hiç bir zaman unutmayın.
Eğer içimize dönüp kendimizdeki problemleri düzeltir ve kalıplarımızı kırabilirsek, ve saf sevgide kalabilirsek, muhakkak bir sonraki ilişkimiz eskisinden kat be kat iyi olacaktir.
Bitişlerden korkmayın
Her bitiş yepyeni bir başlangıcın müjdecisidir.
Görüşmek dileğiyle