
|
BİR SEANSIN ÖYKÜSÜ Sarışın, uzun boylu, mavi gözlü, güzel mi güzel bir genç kız, yine kendisi gibi uzun boylu, esmer, son derece akıllı, ve cesaretli bir delikanlıyla evlenir. Delikanlı, henüz çocukluk yıllarındayken, yazlıkta bisiklete binerken tanıdığı küçük kızı ilk gördüğünde, onunla evlenmeyi aklına koymuştur. Küçük kız, genç bir kadın halini almaya başladığı sıralarda muratlarına ererler. Birbirlerine derin bir aşkla bağlanan bu iki genç, çok geçmeden pırıl pırıl iki evlada sahip olurlar. Artık tam bir aile olmuşlardır. Sağlıklıdırlar. Neşelidirler. Evlerinde saadet ve aşk vardır. Görünürde herşey mükemmel gitmektedir. Delikanlı, aile şirketinin başına geçer ve erkek kardeşleriyle birlikte işleri yürütmeye koyulur. Gel zaman git zaman, aile fertleri, sırtlarını bu çalışkan ve akıllı delikanlıya dayamaya başlarlar. İşler bozulur. İflas ederler. Oldukça varlıklı bir hayat geçirirken, birdenbire dibe vururlar. İFLAS ETMEK KISIR DÖNGÜ HALİNİ ALINCA... Delikanlı moralini bozmamaya çalışır. Öyle ya, gençtir, sağlıklıdır ve şirketi kurtarabilecek kadar tecrübe de edinmiştir. Canını dişine takarak şirketi yeniden ayağa kaldırır. Çok büyük paralar kazanırlar. Bu arada, aile içinde ne mi olmuştur? Diğer kardeşler işlere ellerini bile sürmeden sürekli şirketten para çekmeye devam ederler. Anne ve baba, bu çalışkan delikanlıyı takdir etmeyi akıllarına bile getirmezler. Ve şirket yeniden iflasın eşiğine gelir. Bu kısır döngü, hayatları boyunca pek çok kez tekrarlanıp durur. Onca büyük para kazanılıp, nasıl bir süre sonra iflas bayrağı çekilebilirdi ki? Delikanlının güzeller güzeli eşi, nasıl böylesine kötü bir kısır döngüye girebildiklerini bir türlü anlayamaz. Yapabileceği tek bir şey vardır, o da iyi günde olduğu gibi, kötü günde de eşinin yanında olup, ona manevi destek vermek. Aradan 20 yıl geçer. Her iflastan sonra, hiç umut kalmadığını düşünseler bile yeniden şirketi ayağa kaldırmayı başarmışlardır. Ta ki, sonuncusuna kadar. Delikanlı artık dibe vurmuştur. Yenilip yenilip tekrar ayağa kalkmaya çalışmaktan, hayat boyu huzurlu bir şekilde harcama yapamamaktan, ailesi tarafından anlaşılamamaktan, çalışmadan maaş alan kardeşlerinin yükünü omuzlamaktan?Ve en önemlisi, anne ve babası tarafından takdir edilmemekten?Artık yorulmuştur? Bilinçaltımız ve para arasındaki kolay fark edilmeyen ama kuvvetli ilişki, her birimizin hayatını ve parayla olan serüvenini belirliyor. Çoğumuzun hayatının belirli dönemlerinde, bir türlü kıramadığı kısır döngüler vardır. Kimisi ne kadar güzel, ne kadar akıllı ve başarılı olursa olsun, bir türlü mutlu bir evlilik yapamaz. Kimisi hayatta istediği herşeyi elde etmiştir ama sürekli şu veya bu şekilde bozulup duran sağlığı ile uğraşıyordur. Bir diğeri hayatı boyunca çabalamasına, iyi niyetli ve dürüst bir şekilde çalışmasına rağmen, istediği gibi para kazanamaz. Üstelik eline geçen paranın miktarı da önemli değildir. Çok ta kazansa az da kazansa, o para geldiği gibi gider, ve mücadele bir türlü bitmez. Bu delikanlı ve eşi ile biraraya geldiğimizde, hayat hikayelerini dinlerken, aklımın bir köşesinde, bilinçaltındaki para ile ilgili kalıpların ne olduğunu merak edip durmuştum. Çünkü önemli olan, zihnimizin parayla ilgili ne düşündüğü değildir. Önemli olan, bilinçaltımızda kayıtlı olan kalıplar ve inançlardır. Üstelik bu inançların çoğu, mantıklı şeyler de değildir. AİLENİN ETKİLERİ Sohbetin bir bölümünde, babası ve ailesi ile ilgili bana neler anlatabileceğini sordum. Genç adamın babasının çok ilginç bir hikayesi vardı. ?Çok gözükara bir adamdı benim babam. Kolay kolay kimseleri beğenmezdi. Beni, çocukluğumdan beri takdir ettiğini hiç duymadim. Oysa kendimle ilgili birkaç övgüyü onun ağzından duymayı öylesine istiyordum ki, anlatamam. Adeta bunun için yaşıyordum. Diğer erkek kardeşlerimle aralarında böyle bir problem hiç olmadı. Nedense beni hiç tutmamıştır. Çok akıllıdır benim babam. Gençliğinden beri çok çalışır. Hatta hayatı boyunca pek çok kez iflas edip yeniden ayakta durabilmeyi, yeniden çok para kazanabilmeyi başarmıs. Bizim evde küçüklüğümden bu yana en çok duyduğum hikaye budur benim. Babam iflastan sonra yeniden para kazanabilmesiyle gurur duyar. Bu önün en büyük marifetidir. Son zamanlarda artık babamın ve annemin bana diğer kardeşlerimden daha farklı davranmalarına bozulmaya başladim. Yaşlı başlı insanlar oldukları için kalplerini kırmak ta istemedim. Ama artık hem eşim hem de ben onlarla görüşmeme kararı aldık. Çünkü her görüşmemizde, bir şekilde huzurumuzu bozacak bir şey bulmayı başarıyorlar.? Hikayenin bu kadarını duymak bile genç adamın kaderinin neden bu şekilde yönlendiğini anlamamda yardımcı olmuştu. Henüz kendisini meditasyona sokmamıştım bile. Ama bilinçaltına çocukluğundan itibaren kazınmış olan iki büyük kalıp vardı. ?İflas edip yeniden para kazanabilmek müthiş bir marifettir,? Ve ?Babamın takdirini kazanmak için, iflas edip yeniden ayağa kalkmayı başarmaliyim.? Ne yazık ki, babasından beklediği takdir, kaç kez batıp çıkmasına rağmen bir türlü gelmemiştir. Genç adam, bilinçaltının kendisini tekrar tekrar kazandığı parayı bir şekilde kaybetmesine sebep olduğunu fark etmemişti. Çünkü, zihnimiz, yüzleşmek istemediği gerçekleri öylesine büyük bir ustalıkla bilinçaltına atıp gizler ki, ne yaparsak yapalım, eğer hazır değilsek bunların bizim hayatımızdaki negatif etkilerini asla fark edemeyiz. Babası ve annesiyle artık görüşmeyi reddetmesi de hiç şaşırılacak bir tutum değildi. Çünkü artık delikanlı, takdir almak umudunu yitirmişti. Bundan sonra hakkında ne düşünseler boştu. Zaten işler de iyi gitmiyordu. İlişkilerini mesafeli şekilde yürütmek en doğrusu olacaktı. Pek çok kişiden şu soruyu aldım.
Bu sorunun cevabı hiç kuşkusuz evet tir. BİR KALIP KIRMA ÇALIŞMASI Eğer sizin de parayla ilgili kısır döngüleriniz var ise, elinize bir kalem ve boş bir kağıt alın. Sessiz, kendinizle başbaşa kalabileceğiniz bir köşeye çekilin. Parayla ilgili sizi kalpten ve derinden üzen bazı olayları yazmaya başlayın. Bunları yazarken, yüreğinizi en çok cız ettiren yerlerde, üzüntünüz tam anlamıyla hafifleyene kadar, hislerinizi kağıda aktarmaya devam edin. İleri yaşlarda basınıza gelen olayları yazıya dökerken, yüreğinizin sızlaması, sizi bambaşka günlere, çok gerilere, muhtemelen çocukluk yıllarınıza götürecektir. Ailenizde parayla ilgili konuşmalar, borçlar, alacaklılar, iflaslar, sıkıntılar, ya da ?zenginler kötü yüreklidir, cimridir, vs..? gibi önyargılar, çocuk yüreğinizde oluşan korku ve endise ile birleşerek blinçaltınıza hiç düşünemeyeceğiniz kalıplar yerleştirmeye başlar. Bütün bunları kağıda dokun. Ta ki yüreğiniz ferahlayana, yazılacak başka bir şey kalmayana kadar? Birlikte çalıştığım pek çok kişiye ilk önce yazı yazdırmayı tercih ediyorum ben. Çünkü yazı yazmak, duygular işin içine girmeye başladığı andan itibaren, bir müddet sonra beynimizin analitik kısmını bypass ederek bilinçaltına attığımız bilgileri yüzeye çıkartır. Bütün yazdıklarımızdan sonra hala ihtiyaç görülürse, hipnoz ya da meditasyon teknikleriyle çocukluk yıllarına dönülür ve uygun terapi yöntemleri uygulanır. Bilinçaltı öylesine tuhaf bir mekanizmadır ki, bazen mantığımızın asla kabul etmeyeceği şeyleri bize yaptırır. Üstelik bunları yaparken içimiz rahat olur. Bizi asıl konfor alanımızdan çıkartacak olan, mantıklı ve doğru olan davranışı yapmaktır artık? Oysa biz, kalıplarımızı fark ettiğimiz andan itibaren, kendimizi onlardan ayırabilme yeteneğine sahibiz. Kısır döngülerden kurtulabilmenin ilk aşaması, kalıplarımızı fark etmek ise, ikincisi kendimizi bunlardan ayırmak, artık çocuklukta inandığımız bir takım şeylerin, gerçekten bize ait olmadığını idrak etmektir. Bu delikanlı, iflas edip şirketi yeniden ayağa kaldırmanın takdir edilecek bir şey olmadığını, bu düşünce kalıbının kendi babasına ait olduğunu idrak ettikten sonra, yavaş yavaş zihnini para kazanmaya, hatta para biriktirip yatırım yapmaya odaklamaya başladı. Ve yıllar sonra şunu fark etti. Para bir SEVGİ enerjisidir. Dikkat ederseniz parayla ilişkiniz, insanlarla olan sevgi ilişkinize benzer. Eğer siz de baştan çok emek verip oturttuğunuz bir ilişkide sevdiklerinizi zaman içinde ihmal edenlerdenseniz... İlişkilerinizde sadece görüştüğünüzde sevgi veriyor ve kendi dünyanıza daldığınızda onları unutuyorsanız... İnsanlara sevginizi akıtırken cimri davranıyor ya da çekingen oluyorsanız... Muhakkak para ile olan ilişkinize de yansıyordur. İnsanların kıymetini bilemeyen ya da kolay harcayan birisi, parayı da kolayca kaybedebilir. Görüntüde davranış modelleri bunun tam tersi gibidir. Bazıları sadece paraya önem veriyormuş gibi görünürler. Ama sonuç değişmez. Parasının miktarı ile yaşam kalitesi arasindaki orantı, yani bir başka deyişle, paradan aldığı haz, insanlardan alabildiği haz ile eşittir. Biri küçükse diğeri de küçüktür. Paranın tadı, insanın seçimlerini özgürleştirebilmesi ve onu SEVGİ adına kullanabilmesi ile doğru orantılıdır çünkü...
Yukarıdaki cümleleri zihnen kabul etmek malesef yeterli olmuyor. Bu düşünceleri iyice özümsemeli ve kalben de aynı şekilde hissedebilmeliyiz. Beynimiz bir şey söylerken, derinlerde bir yerde duygularımız, ruhumuz bunun tam tersini haykırıyorsa, asla başarılı ruhumuz, aynı yönde hareket etmelidir. Ancak bu şekilde gerçek başarıya ulaşabiliriz. Sevgilerimle... |