
BİR ZAYIFLAMA ÖYKÜSÜ
New York?ta bir Cuma günü, Bedford Hills?deki evime sarışın bir hanım geldi. Uzun boylu, gösterişli fakat oldukça tombul bir kadındı. Ukrayna asıllı bir Amerikalı olan bu kadın hamile kalmak istiyor, ama bir türlü başaramıyordu. Zaten bana gelme sebebi de buydu. Hipnoz ve yönlendirmeli meditasyon yöntemleri ile kendisine yardım edip edemeyeceğimi bilmek istiyordu.
Aslında 15 yaşında bir kızı vardı bu güzel Ukraynalı?nın. Kendi yaşı henüz genç olduğu için, kızına bir kardeş yapmanın iyi bir fikir olabileceğini düşünmüştü. Neşeli, heyecanlı ve koyu aksanlı bir konuşma stili vardı. Kendisini çalışma odama aldıktan sonra uzun bir süre onu dinledim. Henüz 35 yaşında olmasına ve görünüşte herhangi bir problemi olmamasına rağmen yeniden hamile kalamıyordu.
Her zaman olduğu gibi, ilk seansta kendisine uzunca bir süre dinledim ve birkaç analiz yaptım. İlk etapta fark edebildiğim şey, hayatında bir çeşit mutsuzluk olduğuydu. Bu mutsuzluğun kaynağını bana açıkça söylememeyi tercih etmişti. Neşeli konuşmaları ve tavırları ile bu mutsuzluğu saklamaya çalışıyordu. Onun bir tek amacı vardı, o da hamile kalabilmek.
İlk seansın sonunda kendisini koltuğa oturtarak hafif bir hipnoza soktum.
?Şu anda seni rahatsız eden bir duygu var. Hatta bu, kimseyle paylaşmak istemediğin bir duygu. Bu duygunun kalbinde büyümesine izin ver. Ve onu oraya iyice yerleştir. Derin bir nefes al. 1 den 5 e kadar saymaya başlayacağım. Saydığım her sayıyla birlikte, bu duyguyu biraz daha büyüteceksin?.?
Ve saymaya başladim. Genç kadının yüzü asılmıştı. Gözleri kapalıydı. Az sonra, bana yüzeyde mutsuzluk gibi görünen hislerinin aslında öfke olduğünü fark ettim. Yeniden konuşmaya başladim.
?Birazdan kendini bembeyaz bir odada bulacaksın. Bu odada karşılıklı yerleştirilmiş iki iskemleden başka hiç bir şey yok. Şimdi yavaşça kendini bu odada bul ve iskemleye otur. Hazır mısın??
Genç kadın yavaş hareketlerle, başıyla onayladı.
?Çok güzel. Mükemmel. Şimdi elini tutup 3 e kadar sayacağım. 3 dediğimde elini bıraktığımda, karşındaki iskemleye, affetmen gereken, çok öfke duyduğun birisi gelip oturacak. Başlıyorum. 1?2?.3?
Genç kadın iyiden iyiye huzursuzlanmıştı. İşkemleye kimin geldiğini sorduğumda kocasının geldiğini söyledi. Buna fazla şaşırmamıştım nedense. Çocuklarının olmayışı tesadüfe benzemiyordu. Genç kadını uzun süre özel bir terapi tekniğını kullanarak kocası ile konuşturdum. Kocasının verdiği cevapları da bana yüksek sesle aktarıyordu.
Seansın sonunda, genç kadının kocasıyla cinsel problemler yaşadığını fark ettim. Onunla ilişkisi, New York?a taşındıklarından beri son derece kötüleşmişti. Artık adam, kendisine eskisi kadar sevecen davranmıyor, hatta onu ihmal ediyordu. Saygısız ve kaba bir erkekti. Üstelik, evde yapılması gereken pek çok ise de elini sürmüyordu. En basit bir tamir işini bile genç kadın yapmak zorunda kalıyordu.
?Peki, şimdi artık ona geldiği ve seninle konuştuğu için teşekkür et. Birazdan bu beyaz odadan çıkacaksın. Ve dışarı çıktığında, kendini bir asansörde bulacaksın. Bu asansörün kapısı açıldığında, karşına dev bir ekran gelecek. Ekranda senin kocanla birlikte yaşadığın hayattan kareler var.?
Yavaşça genç kadını yönlendirerek bu karelerin olduğu ekranın karşısına getirdim. Ve devam ettim.
?Şimdi karşındaki karelerdeki resimlere birer birer bak. Hangi resim sende nasıl bir his uyandırıyor, bunları bul ve bana anlat,?
BÜTÜN KADINLARIN İLK İHTİYACI SEVGİ VE SEFKATTİR.
Resimlere baktığında yüzü buruştu. O günkü seansın sonuna kadar bu resimler ve onların altındaki duyguları yakaladık. Ve en sonunda en derinine indiğimizde, DoYuMSUZLUK problemi yaşadığını keşfettik. Genç kadın, kocası tarafından duygusal ve cinsel olarak tatmin edilmiyordu.
Oysa, bütün kadınların paradan puldan bile önce ilk ihtiyacı sevgi ve şefkattır. Bir erkek onu tam olarak doyuramazsa, duygusal boşluğa düşer. Bu kadının da aslında müthiş bir duygusal boşlukta olduğunu keşfettik. Seans sırasında genç hanım ağlamaya koyuldu. Kendisine acıyordu.
gözlerini açtıktan sonra kendisini nasıl hissettiğini sordum. Başını umutsuzca iki yana sallayarak konuştu.
?Çok kötü. Çünkü aslında bu adamdan bir çocuk daha istemediğimi fark ettim. Öylesine doyumsuzum ki, aradığım sevgiyi ve şefkatı, yeni doğacak bebeğimden bulmayı ümit ediyordum. Halbuki, şimdi çok daha önemli birşey fark ettim.
Ben doyumu yemekten almaya çalışıyorum. Hatta yıllardır zayıflamaya çalışıyorum ama her seferinde birkaç kilo verdikten sonra kendimi daha fazla yemek yerken buluyorum. Aslında belki de, çocuğu da sırf bu yüzden yapmak istedim. Bir yanım anne olmayı istemezken, diğer yanım, duygusal açlığımı yemekten daha farklı bir biçimde doyurmayı hedefliyordu.?
Yukarıdaki cümleler bize aslında pek çok kadının ortak bir derdini anlatıyordu. Genç kadının hamile kalabilmesi için yola çıktığımız bir seans, yarı yolda bambaşka bir amaca dönüşmüştü. Bu genç hanım kilo veremiyordu. Şürekli öğün atlıyor, ve daha sonra mutsuzluğunu bastırmak için, şeker ve karbonhidrat ağırlıklı besinlere yöneliyordu.
Duygusal doyumu sağlayan en temel 2 yol vardır. Birincisi aşk ve seks, ikincisi yemektir.
Bunların her ikisi de hayati önem taşır aslında. Dikkatinizi belki çekmiştir. Aşık olduğunuzda, ve çok iyi bir cinsel yaşamınız varsa, yemek yemeyi pek aklınıza getirmezsiniz. Ya da, duygusal boşluğunuz olduğunda, kendinizi buzdolabının etrafından uzaklaştıramazsınız.
Ukraynalı genç hanım, birkaç seanstan sonra çocuk yapma isteğinden vaz geçti. Daha sonra kendisiyle zayıflaması için bir program hazırladık. Kocasının kendisine veremediği duygusal boşlukları nasıl kapatabileceğı üzerinde çalıştık. İlk önce bunu sağladıktan sonra, yavaş yavaş, beslenme uzmanının kendisine önerdiği listenin uygulanması üzerinde çalışmaya başladık. Birkaç hafta sonra, kendisini çok daha mutlu hissetmeye başlamıştı bile.
Fakat asıl çarpıcı sonucu, 2 ay sonra aldık. Genç kadın, kendisini mutlu edip duygusal olarak doyurmanın farklı biçimlerini keşfetmeye başladıkça, kocasına daha az sızlanır olmuştu. Günden güne zayıflayıp güzelleşiyor, kendisine bakım yapıyor, daha güzel giyiniyordu. Kocasının kendisine olan ilgisi artmişti. Ona bağımlı olmadığını gördükçe genç kadına olan ilgisi giderek arttı.
Bu çalışmanın dikkat çekici başka bir noktası, genç kadının hipnoz sayesinde aslında yapmayı gönülden istemediği bir şeyi fark ederek son anda vaz geçmesiydi. Çocuk yapmayı çok istediğini sanıyordu. Oysa bilinçaltını ve duygusal boşluklarını biraz incelediğimizde, aslında kendisini mutlu etmeyi ve zayıflamayı tercih ettiğını öğrendik.