
Hepinize merhaba,
Bu haftaki konumuz, BOYUTLAR. Ruhsal öğretiler gündemini takip eden herkes şu sıralar insanlığın 3. boyuttan 4. hatta 5. boyuta doğru hızlı bir yükselme sürecinden geçtiğini konuşuyor. Peki ya 3. boyut ya da 5. boyut dediğimizde neyi kast ediyoruz? Ya da yükselişi seçmişsek, bizi neler bekliyor? Neler deneyimleyeceğiz?
İşte bu konuyla ilgili öğrenilmesi gereken çok şey var. Yazılardan ya da kitaplardan bilgileri takip eden pek çok kişinin dilinden düşmeyen bir şey var. ?Geçiş demek yükseliş demektir. Yükselmeyi seçenler yeryüzünde cenneti yaşayacaklar. Her istedikleri gerçekleşecek. Çekim yasasını başarıyla uygulayacaklar.?
Yukarıda söylenenlerin göründüğü kadar kolay olmadığını, tatlı cadı misali insanların parmaklarını şıklatıp isteklerini hemen 1 gecede gerçekleştirebileceklerini düşünmelerinin gerçekçi olmayacağını anlatmak isterim. Boyutlar, tıpkı matematik kümeleri gibi düşünülebilir. Bu kümeler içiçe dururlar. Yani 4. boyuta yükselmiş biri, 3. boyutu artık geride bırakmış ya da kendisini kurtarmış anlamına gelmez. 4. boyut 1,2, ve 3ü de kapsayan bir küme gibidir. 5. ise 1,2,3, ve 4?ü kapsar. Ve aslında yükselmek kelimesi de kullanım açısından yanıltıcı olabilir. 4. boyuta GENİŞLEMEK deyimi daha doğru olacaktır. Bu arada genişleyen şey bizim BİLİNCİMİZ dir.
Bilincini daha yüksek ya da geniş boyutlara yükseltmek hemen 1 gecede olan bir şey değildir. Pek çok hayat deneyiminden geçmeyi, bilinçaltımızdaki korku ve sınırlamaları kaldırmamızla alakalıdır. Birazdan bu konuyu örnekleyerek açıklayacağım. Ama eklemek istediğim önemli bir ön bilgi var; 4 boyuta genişlemiş bir bilince sahip ruh, ya da insan, 3. boyuttaki bilinci de kapsar, ondan kurtulmuş olmaz. Sadece 3. boyutta kalan bakış açısına korku yerine SEVGİ ile bakmayı öğrenir. Limitler ve sınırlamalar yerine BOLLUK bilincine sahiptir ve işte bu yüzden kimse ile yarışmaz ya da kimsenin hakkını çiğnemeye kalkmaz. Bilir ki, evrende herkesi çok mutlu edecek kadar bolluk vardır. İsteklerini artık herkesin en yüksek hayrına olmak üzere diler. Bunu sadece zihni ile değil BİLİNÇALTI ile de yapabilenler, her istediklerini çekim yasasını otomatik olarak harekete geçirerek hayatlarına getirirler.
Aşk ve ikili ilişkilerde bozuk giden ya da kendilerine acı verek kişilere takılıp kalmazlar, çünkü evrende her zaman kendilerini daha mutlu edecek çok daha sevgi dolu ve doyurucu bir ilişkinin var olabileceğini, Evrenin bu konuda da çok cömert ve zengin olduğunu bilirler. Ellerindeki kendileri için orta karar olan kişiyle acı çekmeye ve onun sevgisini ne yapıp edip almaya çalışmaz, herkesin ve herşeyin en yüksek hayrına olacak şekilde gitmek isteyeni sevgi ile yollarlar. Yepyeni ve doğru kişinin hayatlarına girmesi için çekim yasasını kullanırlar.
Bunu okuduktan sonra, ?Bunu başarmak çok zor.? Diyerek yılmayın hemen. Çünkü son yıllarda evrendeki enerji de öylesine bilinçlerimizin genişlemesine müsait hale geldi ki, artık buna içtenlikle niyet veren herkes etrafından gerekli yardımı buluyor ve bir şekilde bunu başarabilmek için yapması gerekenler üzerşnde çalışmaya başlıyor. Başarabilen kişiler var. Üstelik sayıları az da değil. Ve bu yolda yürümeyi seçen pek çok ta insan var artık.
Eğer siz ruhsal gündemi takip etmek istemiyorsanız, bir şekilde Kur?an da belirtilen manevi kuralları dikkatle gözden geçirin. Size aynı yönde gidebilmeniz için ışık tutacaktır. Yani başkalarının ardından konuşmamak, vicdanlı yaşamak, iyilik yapmak, hata yapanları affetmek, ihtiyacı olanlara yardım elinizi uzatmak gibi... Bu kurallar malesef öylesine zor ki, insanlar artık daha basit olan görüntüdeki şekilci uygulamalara önem vermeye başlamışlar. Ama aslen vicdani temizlik, hepsinden önemli ve şekilci uygulamaların tamamı da aslında insanların bilinçaltı temizliklerini başarabilmeleri için öğütlenen kurallar. Bir hipnoz uzmanı olarak Kur?an ı yeni baştan okuyup incelediğimde bunu hayretle fark ettim.
Zaten Allah, bu ilkeleri vicdanen yerine getirebilenlerin dualarını, herkesin en yüksek hayrına olmak kaydıyla kabul ederim demiyor mu?
BOYUTLAR VE FARKLARI
3. boyuttan 4. ve 5. boyutlara doğru ilerlerken hayatımızda ve realitemizde pek çok değişiklikler oluyor. Bu değişiklikler ilk etapta yaşamımıza zorluklar getiriyor.
Bunlardan bir tanesi DOĞRU kavramıdır. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu zihinlerimizle ayırd etmeye alışmış olan bizler, bunun sadece 3. boyutta kaldığını, aslında herkesin farklı bir doğrusu olabileceğini öğreniyoruz. Doğrunun sadece 1 tek olduğunu, ama sonsuz sayıda aynı doğruya varacak yol olabileceğini algılamaya başlıyoruz. Bu, farklı bakış açılarına sahip olanlarımızı yargılayarak ?hatalı? damgası basmamızı engelliyor. Oysa biz, bir başkasını yargılayarak, kendi duruşumuzu ve seviyemizi tespit ediyorduk.
İkinci değişiklik, serbest bırakmaktır. Başka birinin seçimine saygı duyabilmeyi, onu olduğu gibi sevip destek verebilmeyi, yargılamamayı ve kendimize bağımlı hale getirmeye çalışmamayı gerektirir.
Ve üçüncüsü OLMAK tır. Genelde zihin ve egomuz birşeyleri yapmak ile ilgilenir. Bu egomuza tatmin verir. Oysa yeni enerjide, 4. boyutta yapmak yoktur sadece olmak vardır. Kendimizi akışa bırakmak vardır. Akış bize zaten çekim yasasını bilinçaltımızla birlikte harekete geçirterek isteklerimizi oldurur. Ama akışta bizi zorlayan kısır döngüler varsa, onları, ancak bilinçaltımızı temizleyerek, korkuları saf sevgiye dönüştürerek değiştirebiliriz. İşte o zaman birşeyler yapmak yerine sadece OL mak bizi cennete götürür. Çünkü esas olan, bedenli haldeyken, dünyada yaşarken akışa kendimizi bırakarak evrenin bize herkesin en yüksek hayrına olacak şeyleri getirmesine izin veririz. Genişleriz.
3. BOYUTUN ÖZELLİKLERİ
3. Boyutun en belirgin özelliği ?AYRILIK? bilincidir. Yüce Yaradan, kuldan ayrıdır ve kullarının hata yapması durumunda onları cezalandırır. Bilinçaltımızda bunu tutarken, kendimizi başkalarından da ayırırız. Kişiliğimizin ve varlığımızın herkesden farklı ve ayrı olduğunu düşünür ve bundan egomuzu besleriz. Yargılama, suç ve ceza kavramları ile hareket ederiz.
3. boyut deneyimlerinin gerçekleşmesi için ayrılık bilinci zorunluydu. 4. boyuta doğru ilerlerken, 3. boyuttaki kurallar artık geçerli olamayacaktır. Çünkü artık ayrılık değil BİR lik bilinci geçerlidir.
Ayrılık bilincinin yerini birlik bilincine terk etmesi, en çok ikili ilişkilerde bizleri zorlamaktadır. Pek çoğumuz, ilişkilerimizde kendimizi bir çıkmazın içinde bulduk ve kökten bir değişim yaşamak zorunda olduğumuzu hissettik.
3. boyuttan 4. boyuta geçişin başlangıç noktası ve bu işe en uygun deneyim, aşk ve ikili ilişkiler konusunda olacaktır.
AYRILIK BİLİNCİNİN ÖZELLİKLERİ
Gizlilik: Sevdiğiniz kişiden gizli olarak birşeyler yapmak, sadece sizi onunla tam ve bütünlük içinde bir doyum yaşamaktan uzaklaştırmaz, ayrıca kendinizi de kendi Tanrısallığınızdan ve 4. ve 5. boyuttaki bilincinizden ayırır.
Gizlilik, gerçek ve saf sevgiden değil, içimizdeki korkulardan kaynaklanır,
Koşullu Sevgi: Eşinizi ya da hayatınızdaki insanı sadece sizin şahsi ihtiyaçlarınızı karşılıyorsa seversiniz. Bu ihtiyaç sadece maddi anlamda olmak zorunda değildir. Örneğin aklımızdaki ?ilişki? kavramına uygun davranamayan ama sizi gerçekten seven birine sevgi duyamayız. Ya da, kendi değer duygumuzu pohpohlayarak artıracak birini daha çok severiz, eğer karşımızdaki bunu bir şekilde keserse, dengemiz bozulur ve bizi sevmediğini düşünürüz. Ve biz de kendi sevgi ve duygularımızı ona akıtmayı keseriz.
İlişkiyi sadece ayrılık gözlüğünün ardından değerlendirebiliriz.
Beklentiler: Aşık olup ilişkiye başlayabilmemiz için, o kişinin aklımızdaki beklentileri karşılayacak biri olması gerekir. Ve o kişiyi bu beklentileri gerçekleştirmesi için zorlarız.
Manipülasyon: Her insan, karşısındakinden beklediğini alabilmek için onu buna zorlayacak yöntemlere başvurur. Bunlardan bazıları bilinçsizce yapılır.
Kontrolcülük: Bu da aslında evrene güven duymamaktan kaynaklanır. Yüce Yaradanın kendimizden ayrı olduğunu düşündüğümüz için, isteklerimizi bize verip vermeyeceğini bilmemek, emin olamamak, başka bir insanın daha iyi bir ilişki sunabileceğine güvenememek ve sınırlılık içinde elimizdekini kendi alanımızda tutabilmek için onu çeşitli yöntemlerle kontrol etmektir.
Kontrolcülük öylesine ince bir zekayla yaptığımız birşeydir ki, zihnimiz ve egomuz bunu saf sevgi ya da koşulsuz sevgi maskesi arkasına saklar. Bazen çocuğumuza bile aşırı sevgi verip onu manevi baskıyla kendi alanımızda kendimize bağımlı tutmayı isteyebiliriz.
4. BOYUT İLİŞKİLERİ
4. Boyut artık BİR olma temeline dayandığı için, 3. boyutta var olan bir ilişki içindeysek, bilincimiz 4. boyuta genişlediğinde, ilişkimizin de değişmesi gerekecektir. Eğer değişemiyorsa, sıkıntı yaratacak, yollar eninde sonunda ayrılacaktır.
Dürüstlük: Gizlilik yerine dürüstlük ön planda olacaktır. Çünkü artık yargılama yoktur. Maskeler ardına saklanmak yoktur. Duyguları saklama ihtiyacı yoktur. Değersizlik duygusu yoktur. Dolayısıyla korku yoktur.
Bu aynı zamanda kendi kendimize de gerçekten dürüst davranmamızı gerektirir.
Fakat geçiş döneminde her iki boyutun da özellikleri tarafından bombardımana tutulduğunuzu hissedersiniz. Bu neredeyse kaçınılmazdır. Çünkü bir ayağınız 3. boyutta kalmış, diğeri kendini 4. boyuta kondurmuştur bile. Ve çekim hyasası gereği, kendi gelişiminizin hızında, kendi özellikleriniz doğrultusunda, ilişkiniz size AYNAlık görevi yapar.
Bu da size acı verebilir. Eğer zihninizle 4. boyutta olmaya ÇALIŞIRSANIZ, bu size acı verecektir. Ancak 4. boyutu hissedip gerçekten kendi içinizde oturtabilirseniz acı çekmezsiniz. Bu da bilinçaltınızdaki yokluk, sınırlılık bilincinin ve korkularınızın temizlenmesi ile olacaktır.
Bu geçiş dönem
Boyunca birşeyler yapmaya ya da olmaya çalışmayın. Sadece akışta kalın. Zaten evren size doğru deneyimleri getirecektir.
İzin vermek: Eşinizi değiştirmeye çalışmaz, ona kendi istediği gibi özgür olabilme hakkını verirsiniz. Buna izin vermek, ona güvenmeyi, dolayısıyla kendinize ve evrene tam ve koşulsuzca güvenebilmeyi gerektirir.
Koşulsuz Sevgi: Partnerinizi koşulsuzca sevebilmek, onun size yaptığı herşeyi tepkisizce sineye çekmek demek değildir. Bunun üzerine basmak isterim. Çünkü ilişkiler üzerine çalıştığım pek çok hanımda bunu gözlemliyorum. Partnerinizin size söyledikleri ile yaptıkları birbirini tutmuyorsa, sadece onun mutluluğu ya da istekleri gerçekleşiyorsa, o zman sizin kendinizi sevmeniz engelleniyor demektir. Oysa sizin başka birini sevmeden önce kendinizi koşulsuzca sevebilmeniz gerekmektedir.
Koşulsuz sevgi demek, bir insana bedeninizi ne olursa olsun açmak demek te değildir.
Ama karşınızdakini değiştirmeye çalışmadan, kendi enerji alanınızdan enerji çaldırmadan, yani size kendinizi kötü ya da negatif hissettirmeden, onu olduğu gibi sevebilmektir. Gitmek isterse özgür bırakmaktır. Ama onu öfke yerine sevgiyle uğurlayabilmektir. Bu alanda örnekler çoğaltılabilir.
Son olarak özlü bir sözü aktarmak istiyorum
Gerçek aşkın başlangıcı, sevdiklerimizin olduğu gibi kalmalarına izin verebilmekle olur. Aksi halde, sevdiğimiz kişi, bizim aynadaki kendi yansımamızdan başkası olamaz.
Thomas Merton
DİĞER BOYUTLAR
3. boyutun artık fiziksel bedenlerimizin olduğu ve yaşamımızı sürdürdüğümüz realiteden oluştuğunu artık biliyoruz. İnanç kalıplarımız, duygu ve düşüncelerimiz tarafından yaratılır.
3. ve 4. boyutlar ayrılık bilincinin devam edebildiği yegane boyutlardır. 4. boyutta ayrılık bilinci artık kişiye acı vermeye başlar ve değişim kaçınılmaz olur. Duygularımızın, düşüncelerimizin ve inançlarımızın patronu olduğumuz gün 4. boyutun geçiş kapısını bulduk demektir.
5. boyuta genişleyebildiğimizde, herşey aynı kalacaktır ama bizim bakış açımız ve odak alanımız değişecektir. Kendimiz ve bilincimiz üzerinde masterlik yapmaya başladığımızda, çekim yasası ve enerji üzerinde de masterlik yapabilecek halde olacağız.
6. boyut, DNA kodlarının oluştuğu boyuttur. Sözler değil, renkler ve seslerin enerjisiyle çalışır. Geçmiş şimdi ve gelecek aynı anda var olur. Bilincimizi bu boyuta geçici olarak genişletebiliriz. Bunu derin meditasyon yaparak başarabiliriz. Ve DNA mızı yeniden kodlayabilmek, bedenimizi şifalandırabilmek mümkün olabilir.
7. boyut kendimizi birey olarak algılayabileceğimiz son boyutturç Bundan sonra grup bilinci çalışmaya başlayacaktır. Bu boyutta saf ışık, kutsal geometri ve saf yaratım yasasından oluşuruz.
8. boyutta, dünya üzerinde çalışmakta olduğumuz enerji grubumuza ait oluruz. Gruğ bilinci başlar.
9. boyutta, grup bilinci, gezegenler, yıldız ve güneş sistemleri ile bağlanırlar. Ben bunların hepsiyim b ilinci gelişir.
12. boyut, Tanrısal bilincin olduğu alandır. Bunun ötesinde ne olduğu hakkında bilgi bulunmuyor.