KİTAP TAVSİYELERİ

TÜP BEBEK KOÇLUK PROGRAMI

BEBEK İSTİYORUM: ÖLÜM VE KAYBETME KORKUSU

20.03.2009
BEBEK İSTİYORUM:  ÖLÜM VE KAYBETME KORKUSU

İlk Tüp Bebek denemem başarısızlıkla sonuçlanınca psikolojik durumumda etkili olacağını düşündüm ve araştırma yaparak Seda Hanım?la tanıştım. Seda Hanım çok pozitif ve sıcak bir insan. Beni rahatlattı. Stresimi tamamen atmama yardımcı oldu. Seanslarımız sırasında ilginç bir şekilde geçmiş yaşamlarımla karşılaştım. Çocuk konusunda beni engelleyen iki geçmiş yaşam deneyimim vardı. Çok etkilendim. Ve bugün bile yaşadığım karmaşık duyguların kaynağını keşfettim. Çok rahatladım. Sırtımda taşıdığım yükleri birer birer bıraktım.

 

Ben bugüne kadar gece yolculuğundan çok korkardım. Yolculuk boyunca uyuyamazdım. Çünkü ölüm korkum vardı, ve bunu Seda Hanım ile keşfederek temizlemeye başladım. Farklı bir şehirden sırf Seda Hanım ile yapacağımız çalışma için geldim ve bu akşam evime geri dönüyorum. Yolculuk gece olmak zorunda ve ben bu kez hiç korkmuyorum. Biletin saatini duyduğumda ?Aman ne olacak canım, kapar gözümü uyurum? dedim.

 

Sırtımdan taşlar gitti. Artık çok rahatım ve şimdi korkularım geri gelmesin diye dua ediyorum.

 

İkinci tüp bebek denememe de hazırım. Hiç stresim yok.

Gerçekten  kırılamayacak hiçbir kısır döngü yokmuş.

 

Teşekkürler.

 

 

 

 

Hepinize Merhaba,

 

İşte yine çok tatlı bir hanımla beraberim ve bana tüp bebek tedavisi boyunca duygusal olarak destek almak ihtiyacı olduğunu söyledi. Yukarda kendi kaleminden yorumunu okuduğunuz hikayenin nasıl geliştiğini ben de kendisinin izniyle sizlere anlatmak istedim.  Genelde tüp bebek için, daha farklı bir uygulama gerekmedikçe 4 seans uyguluyorum. Bu hanımla da peş peşe 4 gün görüştük.

 

Benim ilk dikkatimi çeken, genç kadının ailesinde ve yakın çevresinde çok fazla ölüm deneyimi olmasıydı. Kendisi bundan çok fazla etkilenmiyormuş gibi duruyordu. Yine de seansın ilerleyen zamanlarında bu konudaki duygularını araştırmaya karar verdim.

 

Regresyon seansına başladığımızda, ilk gittiğimiz yer ana rahmi oldu. Bir bebek olarak, genç kadın hem annesinin hem de kendisinin çok stresli olduğunu fark etti. ?Çok sıkıldım? dedi.

 

Daha sonra çorak bir toprak alanda Osmanlı İmparatorluğu devrinde, savaş zamanında, küçük bir oğlan çocuğu olarak buldu kendisini. Sordum:

?Kaç yaşındasın??

?10-12 civarında.?

?Üzerinde nasıl bir kıyafet var??

?Köylü gibiyim. Ayağımda kısa, rengi kaçmış bir pantolon var.?

?Nasıl bir evde yaşıyorsun??

?Fakir bir köy evi burası.?

 

Bir müddet sonra oradaki hayatının en önemli anına gitmesini istedim. Biraz heyecanlanarak, şaşkınlıkla anlattı.

?Ben ölmüşüm!?

?Kaç yaşında öldün??

?Çok küçük, belki 10-12 yaşlarımda ölüyorum. Savaştan dolayı ölüyorum.?

?Yanında kimler var??

?Hiç kimsem yok. Yapayalnızım.?

 

Genç kadının ölüm deneyiminden geçerek bedeninden ayrılmasını ve küçük çocuk olarak yaşadığı hayatı değerlendirmesini istiyorum.

?Bu hayattan hangi duyguları taşımış olabilirsin??

Yüzünü buruşturuyor.

?Ölüm yalnızlıktır!?

?Peki bir ruh olarak aldığın herhangi bir karar var mı??

?Güçlü olmalıyım.?

?Peki bu hayatında deneyimlediğin sorunlarla küçük çocuk olarak savaşta ölmen arasındaki bağı benim için kurabilir misin??

?Hayatta hep güçlü durdum. Kendi başımın çaresine baktım. Kimseden yardım almadan yolumu buldum. Ama ölüm yalnızlık demek. Ölümden korkuyorum!?

 

Bu cümleyle birlikte genç kadına, başka bir geçmiş yaşamı varsa, bilinçaltının kendisini yönlendirmesine izin vermesini söyledim. Bu kez kendini bir başka deneyimin içinde buldu. Etrafta çimenler ve yeşillikler görüyordu.  Bu kez Avrupa?daydı.

 

Ağaçtan yapılmış küçük bir kulübede yaşıyordu yine? Sordum.

?Kadın mısın yoksa erkek mi??

?Kendimi öyle algılayamıyorum.?

?Öyleyse şimdi oradaki kollarını oradaki bedeninin üzerinde kavuşturarak vücudunu yokla. Bak bakalım cinsiyetin nedir??

Bu kez genç kadın gülümsedi.

?A, kadınım! Hem de kocaman göğüslerim var.?

 

Daha sonra yaşadığı kulübeye gitti. Bir ayna bulmasını ve kendine bakmasını istedim.

?Kumralım. Hiç güzel bir kadın değilim. Çalışıyorum. Kaba ellerim var.?

?Ailen var mı??

?Evet çirkin de bir kocam var. Yatağın kenarında ağlıyor.?

?Sence neden ağlıyor olabilir??

?Hmm, ben olaya yukardan bakıyorum. Kendimi de onun yanında görüyorum. Bizim çocuğumuz ölmüş galiba? Göğsünde kan gibi bir şey var.?

 

Genç kadının hiç duygulanmaması dikkatimi çekmişti. Muhtemelen, acısı öylesine büyüktü ki, travmatik şekilde hatırlamamak için olayı film izler gibi izlemeyi tercih etmişti. Ben yine de genç kadının duygusal bedeninde birikmiş olan bazı duyguların şimdiki bedenini etkilemesini engellemek için, genç kadını kontrollü bir şekilde olaya yönelttim. Ve hafif dozda acısını hissetmeye başlayarak ağladı. Koltukta uzanmış yatarken, bir yandan gözlerinden yaşlar akıyordu.

 

Ama biliyorduk ki, bu akan göz yaşları hem son kez akacaktı, hem de bedeni özgürleşerek ferahlayacaktı.

 

Genç kadına alması gereken hayat dersini sorduğumda bu kez hiç tereddüt etmeden konuştu.

?Ölümün ve kaybın üstesinden gelmeyi başarmalıydım. Ama başaramadım. Çocuğumu kaybetmek benim için çok korkutucu? ?

?Peki bugünkü hayatında yaşadığın problemlerle bağını bizim için kurar mısın?

?Kaybetme korkum var. Bir şey olur ve çocuğum yine ölür. Ve ben yapayalnız kalırım. Çünkü o kadın aklını kaçıracak gibi davranmış.?

 

Seansın geri kalan kısmında, yeniden çerçeveleme çalışması yaparak, genç kadının kaybetme ve ölüm korkusunu dönüştürmenin ilk adımlarını attık.

 

Ertesi günkü seansımızda ise, artık vücudunu anneliğe, yumurtalıklarını ve  embriyolarını ise hamileliğe programlayacak duygusal teknikleri uygulattım ve bunu kayda alarak genç kadına teslim ettim. Kendisi başka bir şehirde de olsa, benim sesimi dinleyerek tüm tüp bebek uygulaması boyunca aynı transı tekrar edebilecek.

 

Sevgilerimle,

 

Seda Diker


© 2011 Lotus Kadınlar Kulübü. Tüm Hakları Saklıdır. developed & designed by maya interactive