
Hepinize Merhaba,
Yine bir tüp bebek denemesi yapacak olan bir hanımla beraberim. Son derece hoş ve iyi yürekli bir kadın? Aslında bir kez hamile kalmayı başarmış ama erken bir tarihte düşük yapmış. Ardından tüp bebek denemelerine devam etmiş ama bir türlü sonuç alamamış.
?Bilemiyorum Seda Hanım. Sanki hayatımda iyi bir şey olursa, onun karşılığında bir bedel ödemek zorundaymışım gibi geliyor. Acaba çocuğuma mı bir şey olur ya da kocama mı diye düşünüyorum. Bu duygumdan kurtulamıyorum.?
Görünüşte bu genç kadının korkusu, çocuğu olursa hayatında kötü şeyler olurmuş gibi görünüyordu. Sanki korkusu bu kadarmış gibiydi. Biraz hayatını inceledik birlikte? Zor bir genç kızlık ve çocukluk dönemi geçirmişti. Babası erken yaşta vefat etmiş, annesi 2 kız evladı ile birlikte yalnız kalmıştı. Her şey iyi giderken hayatta aniden kötü şeyler olabileceğinden korkması çok normaldi. Ailenin sorumluluğunu genç yaşında danışanım üstlenmek zorunda kalmıştı. Yine de çok başarılı bir çocuktu, ve oldukça iyi bir eğitim almayı ve hayatını düzene sokmayı başarmıştı. Çok sevdiği bir de kocası vardı.
Kendisini odakladığımda, olumsuz duygularını nerede topladığını sordum.
?Kasıklarımda, ellerimde ve bileklerimde? diye cevapladı. Bu duyguya odaklanarak geriye gitmesini istediğimde çocukluk dönemine gitmesini beklerken, danışanım kendisini birdenbire başka bir yaşamda buldu.
?Büyük bir denizin ortasındayım. Büyük bir ada var. Ortasında heykel var. Gemi var. Galiba yanardağ patlıyor. Her yer yemyeşil. Kötü dumanlar var. Çok korkuyorum. Ben bembeyazım. Galiba denizin ortasındayım. Yaşlıyım.?
Olumsuz duygularının korku bazlı olduğunu bu şekilde anlamış oluyoruz. Ama devamında danışanım kendisini bambaşka bir hayatta buluyor. Bazen böyle durumlar olabiliyor, yani danışanımız bir hayattan başka bir hayata atlayabiliyor. Eğer her iki hayat da aynı korku bazlı ise, bu deneyim çok normal?
Yeniden odaklandığında bu kez daha genç ve kendisini bambaşka bir mekanda buluyor.
?Çok güzel bir ev var. Büyük? Etrafta kalabalıklar var. Gece ve sanki bir toplantı yapıyoruz. Ama ben herkese mesafeliyim. Onlar benimle konuşmak istiyor ama ben kendimi yalnız hissediyorum. Önemli biriyim herhalde.?
?Peki, cinsiyetin nedir??
?Erkeğim. Kır saçlı, ince uzun yüzlü, uzun boyluyum.?
?Sence bulunduğun yer, dünyanın neresi olabilir??
?Batı?da bir yer. Amerika gibi. Sanki 1930lu yıllardayız gibi? Önemli biriyim ben orada.?
?Bana biraz bulunduğun evi tarif eder misin??
?Büyük bir ev burası? Tavan çok yüksek? Eski tarz eşyalar var. Her şey çok sıkıcı görünüyor. Yatak odasında beyaz çarşaflar var. Yatağın üzeri yeşil işlemeli bir örtü ile kaplı. Çok ihtişamlı??
?Bu evde olmak sana hangi duyguları hissettiriyor??
?Çok sıkıcı. Ve yalnızım.?
?Peki bu hayatta senin için en çok iz bırakan ana gitmeni istiyorum şimdi? 3?2?.1..?
?Bir pencereden bakıyorum. Sokakta çok insan var. Yukarı bana bakıyorlar. Hayranlıkla? El sallıyorum onlara ama bu isteyerek yaptığım bir şey değil. Yine müthiş bir yalnızlık hissediyorum.?
Genç kadına daha geriye, gençlik yıllarına gitmesini söylediğimde kendisini farklı bir sahnede buluyor ama içinde hep aynı duygular var: KOCAMAN BİR BOŞLUK VE YALNIZLIK?
Ölüm anına gittiğimizde kendisini birden ferahlamış hissediyor.
?Saçlarım beyazlamış. Hastane yatağındayım. Çok sade bir yer ama ben kurtulduğum için seviniyorum. Her şey çok sıkıcıydı.?
?Peki bak bakalım, bu hayattan bir ruh olarak hangi duyguları getirdin??
?YALNIZLIK. Ve çok ölçülüyüm. Her zaman çok ölçülüyüm.?
?Bir ruh olarak böyle bir yaşam deneyiminden sonra hangi kararları aldın??
?Artık özgür ve mutlu olmak, KALABALIK olmak istiyorum.?
?Oradaki yaşantınla şimdiki hayatındaki problemlerin arasındaki bağı kurabilir misin lütfen??
?Mükemmeliyetçilik? Ölçülü olmak? Her şeyin en doğrusunu yapmak zorunda olmak? İçimde sanki o yaşıyor gibi? Bunu düşününce kendimi çok yaşlı hissediyorum.?
?Peki oradaki haline, yani o yaşlı adama bir şeyler söylemek ister misin??
Burada genç kadının gözleri dolmuştu. Hafifçe ağlayarak konuşmaya başladı.
?Artık benim içimde olmanı istemiyorum. İçimde yaşama karşı çok büyük bir istek var. Onu öldürüyorsun. Hatta çocuk istememi bile engelliyorsun. Senin yüzünden çocuk istemiyorum. Çünkü çok sıkıcı ve yorgun hissediyorum. Yaşlı hissediyorum. Artık ruhumu rahat bırak.?
Burada danışanım da en az benim kadar şaşırıyor. Aslında çocuğu çok istediğini zannederken, bilinçaltında bunun tam tersini hissettiğini fark ediyoruz çünkü? Kendisini yaşlı ve hayattan elini eteğini çekmek isteyen, çocukla uğraşmak istemeyen yaşlı, yalnız ve sıkıcı bir adam olarak görüyordu.
Duygularını yeniden çerçevelendirmek için kendisine eski hayatının herhangi bir yerine dönüp değiştirmek isteyip istemediğini sordum. Kabul etti ve bebekliğine döndük. Bu kez, o yaşlı adamın nasıl bir çocukluk dönemi geçirdiğini hatırladı.
?Çok büyük bir evde doğdum. Bebeğim. Annem yanımda yok. Annemi istiyorum ama gelmiyor. Çok SOĞUK bir kadın annem? Benimle başka kadınlar ilgileniyor ama ben bunu istemiyorum. Benimle bahçeye çıkıp oynamanı istiyorum. Bana sarılmanı, sıcaklığını istiyorum. Çimlerde takla atmak istiyorum.?
Annesinin bebeği ile fazlaca ilgilenmediğini anlıyoruz. Ve soruyorum.
?Bak bakalım annen sana bir açıklama yapıyor mu ya da cevap veriyor mu???
?Yapamam, bu evde kurallar var? diyor.
Ama ben böyle çok yalnız büyüyorum. Mükemmel olan bu değil. Mükemmel olan ana sevgisiyle büyümek? Topluma göre ideal olsam bile, gerçekte ideal olan anne sevgisi ile büyümek?
?Bak bakalım annende bir değişiklik var mı??
?Evet, çok üzülüyor.?
?Sen onunla konuşmaya devam et lütfen.?
?Çok ihtiyacım var anne, lütfen. Benimle bahçeye çık ve oyun oyna.?
Bu isrardan sonra anne nihayet birlikte bahçeye çıkmaya ikna oluyor ama hala çok tedirgin. Bir müddet sonra, hem anne hem de oğlu çok eğlenmeye başlıyorlar. BU kez hayat çok daha farklı oluyor ve genç delikanlı yaşlandığında hayat dolu, neşeli, bir insan halini alıyor.
Regresyon süresince izlememiz gereken tüm yolları izledikten sonra, danışanım gözyaşları içinde şu sözleri söyleyerek yeniden şimdiki zamana odaklanıyor.
?Bundan sonra kalabalık ve gerçek bir aile istiyorum. Çok eğlenceli, mutlu bir hayatım olsun. Ölçüsüz bir insan olmaya karar verdim. Çevreyi de umursamayacağım artık??
Trans çalışmasından sonra danışanımla yaptığımız kısa sohbet sırasında, aslında genç kadının çocukluğunu hiç yaşayamadığını, çok çabuk sorumluluk almak zorunda kaldığını anlıyoruz. Ve bu yüzden kendisini gerçekten o yaşlı adam gibi hissediyordu.
Sevgili okurlar, bu örneği sizlerle paylaşmak istedim, çünkü bizler bazen çocuklarımızın erken olgunlaşmasını sağlıyoruz. Onları fazlaca büyük ya da yetişkin yerine koyuyoruz. Bazen evlilik problemlerimizi onlarla çok erken yaşta paylaşıyoruz. Onların ruhlarını erken yaşlandırıyoruz.
Genç kadın da bu tip bir ailenin kızı olarak, aslında baba sorumluluğunu aldığı için kendisini hem yaşlı hem de erkek olarak görmüştü. Deneyimlediği olayların gerçekten bir eski yaşam mı yoksa bilinçaltının bize verdiği bir metafor mu olduğunu asla bilemeyeceğiz.. Ama şundan eminiz. Artık bu genç kadın, hayattan ve sorumluluktan kaçmak için çocuk sahibi olmayı engellemeyecek? Ve eminiz ki, bir gün bebeği olduğunda, onunla birlikte oyunlar oynayacak ve kendisi de bir kez daha çocukluğunu yaşayacak?
Sevgilerimle
Seda Diker